KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2021/1550 E., 2021/3327 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Haziran 2021
Karar Metni
561 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
...
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, mirasbırakan ... ’nun elbirliği mülkiyete tabi dava konusu 156 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki payının 1/2’sini mirastan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak 01.02.2013 tarihinde davalı oğluna satış yoluyla temlik ettiğini, satış için makul bir nedeni bulunmadığını, bedeller arasında fahiş fark olduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazda mirasbırakan tarafından davalıya geçen payın tapu kaydının iptali ile tüm mirasçılar adına tescilini istemişlerdir.
Davalı, mirasbırakanın paylaştırma amacıyla hareket ettiğini, zira satış işleminden sonra düzenlenen vasiyetname ile mirasbırakanın dava konusu taşınmazdaki kalan payını diğer mirasçılara bıraktığını, kendisine devredilen pay ile diğer mirasçılara bırakılan payın eş değer olduğunu belirtip davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, mirasbırakanın paylaştırma amacıyla hareket ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacılar vekilinin istinaf başvurusu Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi tarafından esastan reddedilmiş; anılan kararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairece “...mirasbırakanın davalı oğlu ... ile yaşadığı sırada dava konusu taşınmazdaki yasal miras payının 1/2’sini ...’a devrettiği, davalının aşamalarda, mirasbırakana damadı tarafından gönderilen tehditkar mesajlar neticesinde mirasbırakanın mal paylaşımı yaptığı savunmasında bulunduğu,
davalı tanıklarından ...’ın, mirasbırakanın damadının kızları geri göndereceğini söylemesi üzerine mirasbırakanın dava konusu taşınmazdaki payını erkeklere vermeyi kafasına koyduğunu, iki erkek evladına ve ölen oğlundan olma erkek torunlarına bu yeri devretmeyi teklif ettiğini, ancak davalı dışındakilerin kabul etmediklerini ifade ettiği, davalı tanığı ...’ın beyanlarından, mirasbırakanın aslında taşınmazı erkek evlatlarına ve torunlarına vermeyi arzu ettiğinin, davalı tanıkları ...,...’nın beyanlarından ise temlikin bedelsiz olduğunun anlaşıldığı,
satıştan kısa bir süre sonra mirasbırakanın dava konusu taşınmazla ilgili olarak diğer mirasçıları lehine vasiyette bulunduğu, bu suretle mirasbırakanın asıl amacının paylaştırma olmayıp kız çocuklarından mal kaçırmak olduğu sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir...” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak, ilk derece mahkemesi kararı bozulmuş, ilk derece mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. ./..
-KARAR-
Hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca işlem yapılarak yazılı olduğu üzere asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalının yerinde bulunmayan diğer temyiz itirazlarının reddine.
Ancak, bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince de hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır.
Somut olayda, mirasbırakanın dava konusu taşınmazda intikalen elbirliği halinde maliki olduğu miras payının yarısını davalı oğlu ...’a temlik ettiği gözetilerek bu oran üzerinden veraset ilamında belirtilen davacıların miras payı oranında iptal ve tescil kararı verilmesi gerekirken, infazda tereddüt oluşturulacak şekilde yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2021/1550, K. 2021/3327, 15 Haziran 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama