İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2021/1790 K.2021/6397

Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil, bedel davası sonunda, Yerel Mahkemece asıl ve birleştirilen davanın kabulüne dair verilen kararın asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul…

Esas2021/1790Karar2021/6397Tarih3 Kasım 2021Okuma8 dk · 1.586 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2021/1790 E., 2021/6397 K.·Mahkemesi : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
3 Kasım 2021
Dava türü
TAPU İPTALİ VE TESCİL - BEDEL
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.586 kelime·8 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil, bedel davası sonunda, Yerel Mahkemece asıl ve birleştirilen davanın kabulüne dair verilen kararın asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince 6100 sayılı HMK’nın 353/1.b.2 maddesi gereğince asıl dava tarihinde kayıt maliki ... ...’ın sağ olduğu, davacının miras hükümlerinden kaynaklanan bir hakkının olmadığı,

bu nedenle asıl dava davacısının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı,birleştirilen dava yönünden ise vekil ... ve kayıt maliki ... tarafından satış bedellerinin ödendiğinin ispatlanamadığı, ... ... ve davacı ...’un taşınmazdaki paylarının devri konusunda bir iradelerinin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilip İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak asıl davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddine, birleştirilen davanın kabulüne ilişkin olarak yeniden verilen karar asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi,

Tetkik Hakimi ...’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Asıl ve birleştirilen davalar, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir.

Asıl davada davacı, eşi ... ...’ın davalı kardeşi ...’ı Gaziosmanpaşa 4. Noterliğinin 18.02.1991 tarihli ve 6129 yevmiye nolu vekaletnamasi ile vekil tayin ettiğini, ancak vekilin vekalet görevini kötüye kullanarak eşi ... ...’ın 1395 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki payını davalı kızı ...’ya temlik ettiğini, eşine herhangi bir satış bedeli ödenmediğini ileri sürerek, iptal tescil isteğinde bulunmuştur.

Müdahiller; aynı iddiaları tekrarlayarak asıl davaya davacı yanında asli müdahale talebinde bulunmuşlardır.

Birleştirilen davada davacı, diğer kardeşleri ile birlikte ortak mirasbırakanlarından intikal eden Kayseri ilinde bulunan taşınmazlarla ilgili işlemlerin takip edilmesi için kardeşi ...’i vekil tayin ettiklerini, ancak vekilin vekalet görevini kötüye kullanarak 1395 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki paylarını davalı kızı ...’ya satış suretiyle temlik ettiğini, temlikin bilgisi ve rızası dışında gerçekleştiğini, kendisine herhangi bir bedel de ödenmediğini ileri sürerek, davalı adına kayıtlı bulunun payın iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde bedelin yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Asıl ve birleştirilen davada davalılar, ... ... hayatta olduğundan asıl davanın ... veya yetkili temsilcisi tarafından açılması gerektiğini, bu nedenle asıl dava davacısı ...’ın aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, taşınmazın kök mirasbırakanları ...’in zilyetliğinde iken tapuya kayıtlı olmayan gecekondu vasfında olduğunu, 1997 yılında Gaziosmanpaşa Belediyesi tarafından taşınmazın rayiç değeri ödenerek tapuya tescil imkanı tanındığını, ...'in tüm kardeşlerini toplayarak bu bedeli hep birlikte ödemeyi teklif ettiğini, ancak ... ve ...’in bunu kabul etmediğini,

tüm borçlanma ve taahhüt işlemlerinin yapılması için ...’i vekil tayin ettiklerini, tapu tescili için gereken tüm borçların ... tarafından ödendiği için, diğer kardeşlerce taşınmazın malikinin de ... kabul edildiğini belirterek, asıl ve birleştirilen davanın reddini savunmuşlar, aşamada asıl dava davalılarından ...’in ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmişlerdir.

Mahkemece, iddiaların ispatlandığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiş, anılan kararın asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince 6100 sayılı HMK’nın 353/1.b.2 maddesi gereğince asıl dava tarihinde kayıt maliki ... ...’ın sağ olup, davacının miras hükümlerinden kaynaklanan bir hakkının olmadığı, bu nedenle asıl dava davacısının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, birleştirilen dava yönünden ise vekil ... ve kayıt maliki ... tarafından satış bedellerinin ödendiğinin ispatlanamadığı,

... ... ve davacı ...’un taşınmazdaki paylarının devri konusunda bir iradelerinin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilip İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak asıl davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddine, birleştirilen davanın kabulüne ilişkin yeniden karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 1395 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 105/1020 ‘şer paylarla asıl davada davacı ...’ın eşi ... ..., dava dışı ... ..., birleştirilen dava davacısı ... ve asıl ve birleştirilen dava davalılarından ... adlarına kayıtlı iken, ..., ... ... ve ... ...’ın Gaziosmanpaşa 4. Noterliğinin 18.02.1991 tarihli ve 6129 yevmiye nolu vekaletnamesi ile vekil olarak tayin ettiği, davalı kardeşleri ... tarafından 03.05.2017 tarih ve 7899 yevmiye nolu satış işlemi ile ... ve ... ...’a ait 105/1020'şer payların davalı kızı ...’a devredildiği,

anılan temlikler nedeni ile davalı ...’nın taşınmazda 7/34 paya sahip olduğu, 1.08.2017 tarihli tevhit işlemi ile taşınmazın 1404 ada 17 parsel numarasını aldığı ve 08.08.2017 tarihli 13535 yevmiye nolu ifrazen taksim işlemi ile de 1406 ada 7, 1407 ada 14, 15, 16, 17, 18 ve 19 parsel sayılı taşınmazlar ile 1409 ada 15 parsel sayılı taşınmazdaki 6 nolu bağımsız bölümün oluştuğu,

1406 ada 7 parsel sayılı taşınmazda 66465/8043032 payın ve 1409 ada 15 parsel sayılı taşınmazdaki 6 nolu bağımsız bölümde 3/16 payın davalı ... adına kayıtlı olduğu (bu payların bir kısmının ...’nın babası ...’in kök 1395 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki 105/1020 payından ...’in ölümü nedeniyle intikalen geldiği, bir kısmının ise vekil tarafından ... ve ... ...’a ait devredilen 105/1020’şer paylardan geldiği) davalı vekil ...’ın 25.07.2017 tarihinde, kayıt maliklerinden ... ...’ın ise 28.03.2018 tarihinde öldüğü , ...’in ölümü üzerine mirasçılarının davaya dahil edildiği, asıl dava tarihinde kayıt maliki ... ...’ın sağ olduğu,

İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verildiği, kararın asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince 6100 sayılı HMK’nın 353/1.b.2 maddesi gereğince başvuru kabul edilerek İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılıp asıl davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddine, birleştirilen davanın kabulüne ilişkin yeniden karar verildiği anlaşılmıştır.

Kararın asıl dava yönünden davacı tarafça temyiz edilmediği, sadece asıl ve birleştirilen davada davalılar tarafından temyiz edildiği anlaşılmakla birleştirilen dava yönünden davalıların temyiz itirazlarına yönelik yapılan incelemede;

Bilindiği üzere, Borçlar Kanunu'nun temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesi (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 390.) maddesinde aynen.

"Vekil, vekalet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hallerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekalet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.

Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır.

Vekaletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK'nin 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem, dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur.

Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil, değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur.

Bu sorumluluk BK'de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK7de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumlulu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.

Vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.

Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK'nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu Yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.

Somut olaya gelince, birleştirilen dava yönünden Mahkemece usulüne uygun bir ön inceleme duruşması yapılmadığı gibi, davacı ...’nin tanık deliline dayandığı ve dava dilekçesinde tanık listesi sunduğu, davalılar da tanık deliline dayandığı halde Mahkemece bildirilen davacı tanıkları dinlenilmediği gibi, davalılara da tanık deliline dayanmalarına rağmen tanık listesi ibraz etmeleri için usulüne uygun süre verilmediği anlaşılmaktadır.

Ayrıca, davalılar savunmalarında “taşınmazın kök mirasbırakanları ...’in zilyetliğinde ve tapuya kayıtlı olmayan, gecekondu vasfında olduğunu, 1997 yılında Gaziosmanpaşa Belediyesine taşınmazın rayiç değeri ödenerek tapuya tescil imkanı tanındığını, ... ‘in tüm kardeşlerini toplayarak bu bedeli hep birlikte ödemeyi teklif ettiğini, ancak ... ve ...’in bunu kabul etmediğini, tüm borçlanma ve taahhüt işlemlerinin yapılması için ...’i vekil tayin ettiklerini, tapu tescili için gereken tüm borçların ... tarafından ödendiğini bu nedenle taşınmazın malikinin de ... kabul edildiğini “ beyan ederek,

buna ilişkin olarak da ... tarafından belediyeye yapılan ödeme dekont fotokopilerini dosyaya sunmuş olmasına rağmen, Mahkemece davalıların savunmalarında bildirdiği ve delil olarak dayandığı bu belgeler toplanmamıştır.

Hâl böyle olunca, davalılara tanık listesi sunması için usulüne uygun süre verilmesi, tanık bildirilmesi halinde dinlenilmesi, davacının da bildirdiği tanıkların dinlenilmesi, taraflarca süresinde bildirilen diğer delillerin toplanması ve yukarıdaki ilkeler doğrultusunda inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturmayla yetinilerek hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir.

Kabule göre de, 1395 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ifrazen taksim işlemine tabi tutularak yeni parsel numaralarını aldığı ve eski kaydın pasif olduğu anlaşılmakla kaydı kapatılan parsel numarası üzerinden infazda tereddüt oluşturacak şekilde tapu iptali ve tescile karar verilmesi de doğru görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

Asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilinin değinilen yönler itibariyle yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371/1-a maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 03.11.2021 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2021/1790, K. 2021/6397, 3 Kasım 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1790
Karar No
2021/6397
Tarih
3 Kasım 2021

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2021/1791 K.2021/11258
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2021/1791 K.2021/9530
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2021/1793 K.2021/9132
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2021/1794 K.2021/10697
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2021/1794 K.2021/11529
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2021/1795 K.2021/19813

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.