KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2022/344 E., 2022/1210 K.·Mahkemesi : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Şubat 2022
- Dava türü
- TAPU İPTALİ VE TESCİL
Karar Metni
1.070 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin kararın, davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar, süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar, 4 parça taşınmazla ilgili Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi yapması amacıyla davalı ...’i vekil tayin ettiklerini ancak olumsuz şeyler duymaları üzerine vekili azlettiklerini ve tebliğ işlemi uzun süreceği için telefonla haber verdiklerini, buna rağmen vekilin taşınmazı kendi borçlarının teminatı amacıyla diğer davalı ...’a temlik ettiğini, yapılan işlemin muvazalı olup gerçek bir satış olmadığını ve davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket ettiklerini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir.
II. CEVAP
1.Davalı ..., taşınmazı bedeli karşılığında satın aldığını, 915.000,00 TL değerinde ödeme evrakı bulunduğunu, davacılar tarafından sunulan fotokopi belgeleri kabul etmediğini, tapuya şerh anlaşması başlıklı fotokopi belge ile ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu ve azil tapuya bildirilmediğinden iyiniyetli olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ..., davaya savunma getirmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, vekilin azledildiğini bilmesine rağmen taşınmazı emaneten diğer davalı ...’a devrettiği ve diğer davalının da azilden haberdar olduğu halde çekişme konusu taşınmazları satın aldığı davacı yanca sunulan belgelerden anlaşılmakla, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı ve kayıt maliki davalı ...’ın iyiniyetli olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
2. İstinaf Nedenleri
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, fotokopi belgelerin hükme esas alınamayacağını, davalı vekil Servet ile davacıların amca yeğen olup sunulan fotokopi nitelikte belgelerden işbirliği içinde olduklarının anlaşıldığını, bu durumda kendisinin değil davacıların kötü niyetli olduklarını, taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını, vekil ile dava konusu taşınmazlar dışında başka ilişkilerinin olmadığını, dinlettiği tanıklarla haklılığını ispatladığını, taşınmazları farklı tarihlerde alması ve dava dışı paydaş Bilgin’in payını da satın almasının satışın gerçek olduğunu gösterdiğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 31.12.2020 tarihli ve 2020/739 Esas - 2020/1422 Karar sayılı kararıyla; davacılar tarafından aslı sunulmayan fotokopi belgeler hükme esas alınamaz ise de; davalı ...’ın sunduğu delillerden davalıların emlak ve inşaat alanında iş yapan ve birbirinin alacak-borç durumunu bilen tacirler oldukları, sunulan ödeme belgelerinin bir kısmının satış tarihinden çok önce bir kısmının satış tarihinden çok sonra olup çekişme konusu taşınmazlara ilişkin ödeme olduğunun kanıtlanamadığı,
davalı ...’ın basiretli bir tacir gibi davranıp buna göre araştırma yapması gerektiği, hatta taşınmaz sahiplerini telefonla arayarak bilgi alması gerekirken almadığı gözetildiğinde, davalı ...’ın vekalet görevinin kötüye kullanıldığını bilen ve bilmesi gereken kişi olduğu gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının sonucu itibariyle doğru olduğu belirtilerek, hükmün gerekçesi değiştirilmek suretiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, fotokopi belgelerin hükme esas alınamayacağını, davalı vekil Servet ile davacıların amca yeğen olup sunulan fotokopi nitelikte belgelerden işbirliği içinde olduklarının anlaşıldığını, bu durumda kendisinin değil davacıların kötü niyetli olduklarını, taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını, vekil ile dava konusu taşınmazlar dışında başka ilişkilerinin olmadığını, tanık beyanlarının hatalı yorumlandığını, yurt dışında yaşayanların vekaleten satış yapmasının olağan olup telefon ile arama zorunluluğu olmadığını, taşınmazları farklı tarihlerde alması ve dava dışı paydaş Bilgin’in payını da satın almasının satışın gerçek olduğunu gösterdiğini ileri sürerek, hükmün bozulmasını istemiştir.
3.Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı açılan tapu iptal tescil istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
6098 s. Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanunu'nun 390. maddesinde) aynen. "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür.
Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir.
Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır.
3.3. Değerlendirme
3.3.1. Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre (VI/3.) numaralı paragrafta belirtilen şekilde karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalı ... vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazlarının reddine,
3.3.2. Ancak bilindiği ve 6100 sayılı HMK'nın 297/2. maddesinde düzenlendiği üzere hüküm sonucu kısmında; “istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Yasa maddesinin bu açık hükmünün sonucu olarak, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.
3.3.3. Somut olayda, dava konusu 12 ve 13 parsel sayılı taşınmazlarda vekaletle davalıya temlik edilen davacılara ait payların dikkate alınması gerektiği gibi 197 ve 198 parsel sayılı taşınmazların tamamı davacılardan yalnızca ...’e ait olduğu dikkate alınmak suretiyle iptal ve tescile karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde infazda tereddüt yaratacak nitelikte tescil hükmü kurulmuş olması doğru değildir.
3.3.4. Ne var ki, bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; Mersin 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 31.12.2019 tarihli ve 2016/170 Esas, 2019/544 Karar sayılı ilamının hüküm kısmının 1. bendinin tamamen hükümden çıkarılarak yerine hükme 1. bent olarak aşağıdaki düzeltilen metnin eklenmesi gerekmiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/344, K. 2022/1210, 16 Şubat 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama