İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2022/3840 K.2022/7184

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemli dava sonunda Küçükçekmece 12. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 21.12.2021 tarihli ve 2021/163 Esas, 2021/124 Karar sayılı karar, yasal süre içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiş…

Esas2022/3840Karar2022/7184Tarih2 Kasım 2022Okuma7 dk · 1.416 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2022/3840 E., 2022/7184 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
2 Kasım 2022
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.416 kelime·7 dk okuma·4 bölüm

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemli dava sonunda Küçükçekmece 12. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 21.12.2021 tarihli ve 2021/163 Esas, 2021/124 Karar sayılı karar, yasal süre içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı dava dilekçesinde, dava dışı kardeşi ...’ın maddi ihtiyaç içine girdiği dönemde yardım etmek amacıyla ve sonrasında iade edileceği inancıyla maliki olduğu 18137 parsel sayılı taşınmazda bulunan 6 numaralı bağımsız bölümü adı geçen kardeşinin eşi olan davalı ...’e bedelsiz olarak satış suretiyle devrettiğini, devirden sonra davalı ...’in mortgage kredisi çektiğini, aralarındaki anlaşma güvene dayalı olduğundan yazılı belge imzalanmadığını, sonrasında davalı ... ile kardeşi ...’ın boşandıklarını ve davalı ...’in kredi borçlarını ödememeye başladığını,

taşınmazının icra yoluyla satılmasını önlemek amacıyla 2 yıl boyunca kredi borcunu kendisinin ödediğini, ancak davalının geri devretmekten kaçındığını ve taşınmazı işbirliği içerisinde olduğu diğer davalı ...’e muvazaalı olarak devrettiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiş, 04.01.2016 tarihli ıslah dilekçesiyle, öncelikle iptal-tescil, olmadığı takdirde taşınmaz bedelinin davalı ...’den tahsiline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

1. Davalı ..., taşınmazı bedeli karşılığında satın aldığını ve boşandıktan sonra maddi durumunun kötüleşmesi sebebiyle davalı ... ve ihbar olunan ...’a satış suretiyle devrettiğini, satışın gerçek olduğunu, muvazaanın bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ..., taşınmazı bedeli karşılığında satın aldığını, davacı ile davalı ... arasındaki ilişkiyi bilemeyeceğini, iyiniyetli üçüncü kişi olduğu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemece, iddianın yazılı delil ile kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

1.Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen ilk kararına karşı davacı tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Bozma Kararı

Dairenin 16.09.2019 tarihli ve 2016/11683 Esas, 2019/4603 Karar sayılı kararı ile, “...“…tarafların göstermiş oldukları tüm delillerin eksiksiz toplanması, davalı ...’in kullandığı banka kredisine ilişkin dosyanın eksiksiz bir şekilde (ilk taksitten itibaren dekontlar dahil) ilgili bankadan celp edilmesi, kredi ödemelerinin kim ya da kimler tarafından yapıldığının saptanması, dekontların delil başlangıcı niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi, bu nitelikte sayılması durumunda iddianın her türlü delille kanıtlanması olanaklı hale geleceğinden tanıkların bu kapsamda dinlenilmesi,

tüm deliller birlikte değerlendirilerek çekişme konusu taşınmazın inançlı işlem kapsamında davalı ...’e devredildiği saptanır ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 97. maddesindeki düzenleme de gözetilerek, varılacak sonuç çerçevesinde iddiaların sabit görülmesi halinde son kayıt maliki olan diğer davalı ...’ın iktisabının iyiniyetli olup olmadığı ve TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanmayacağının araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.

3. Mahkemesince Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin 21.12.2021 tarihli ve 2021/163 Esas, 2021/124 Karar sayılı kararıyla; on yıllık saklama mecburiyeti geçtiğinden ödemelere dair makbuzun arşivlerinde bulunmadığı, davacı ...'nin bu ödeme listesinde belirtilen tutarları kendisinin ödediğine dair yazılı bir kayıt sunamadığı, davacının 2013-2015 yılları içinde bireysel krediler kullandığı, gelen kayıtlarda delil başlangıcı niteliğinde değerlendirilecek bir hususunun olmadığı, önceden dinlenen tanıkların yeniden dinlenmesinin dosya esasına etkisinin bulunmayacağı, davacının inançlı işlem iddiasını yazılı bir delille ispat edemediği, yemin deliline de dayanılmadığı, son kayıt maliki diğer davalı ...’ın iyi niyetli olup olmadığı hususunda araştırılmasına gerek olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

4. Bozma Kararı Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar

Yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.

5. Temyiz Nedenleri

Davacı temyiz dilekçesinde özetle, davanın inanç sözleşmesi kaynaklı olduğunu, kardeşi ve eşi olan davalıya yardım olarak kredi çekebilmeleri için taşınmazın devredildiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan dekontlar ile ödeme tarihlerinin uyumlu olduğunu, davalı ile kardeşi boşandıktan sonra ödemelerin kendisi tarafından yapıldığını, 22 senedir taşınmazda kendisinin oturduğunu, hayatın olağan akışında taşınmazın görülmeden alınmayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

6. Gerekçe

6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescili, olmazsa bedel istemine ilişkindir.

6.2. İlgili Hukuk

6.2.1. Öte yandan; inanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir.

Bu sözleşme, taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder.

Taraflar böyle bir sözleşme ve buna bağlı işlemle genellikle, teminat teşkil etmek ve iade edilmek üzere, mal varlığına dahil bir şey veya hakkı, aynı amacı güden olağan hukuki muamelelerden daha güçlü bir hukuki durum yaratarak, inanılana inançlı olarak kazandırmak için başvururlar. Diğer bir anlatımla, bu işlemle borçlu, alacaklısına malını rehin edecek, yani yalnızca sınırlı ayni bir hak tanıyacak yerde, malının mülkiyetini geçirerek rehin hakkından daha güçlü, daha ileri giden bir hak tanır.

Sözleşmenin ve buna bağlı temlikin, değinilen bu özellikleri nedeniyle, taşınmazı inanç sözleşmesi ile satan kimsenin artık sadece, ödünç almış olduğu parayı geri vererek taşınmazını kendisine temlik edilmesini istemek yolunda bir alacak hakkı; taşınmazı, inanç sözleşmesi ile alan kimsenin de borcun ödenmesi gününe kadar taşınmazı başkasına satmamak ve borç ödenince de geri vermek yolunda yalnızca bir borcu kalmıştır.

İnanç sözleşmeleri, tarafların karşılıklı iradelerine uygun bulunduğu için, onlara karşılıklı borç yükleyen ve alacak hakkı veren geçerli sözleşmelerdir. Anılan sözleşmelerde, taraflar, sözleşmenin kendilerine yüklediği hak ve borçları belirlerken, inançlı işlemin sona erme sebeplerini; devredilen hakkın inanılan tarafından inanana iade şartlarını, bu arada tabii ki süresini de belirleyebilirler. Bunun dışında, akde aykırı davranışın yaptırımına da sözleşmelerinde yer verebilirler. Buna dair akit hükümleri de TBK'nın 26 ve 27. maddelerine aykırılık teşkil etmediği sürece geçerli sayılır.

Uygulamada mesele, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı ile ilişkilendirilip, bu karar dayanak yapılmak suretiyle çözüme gidilmektedir. İçtihadı Birleştirme kararının sonuç bölümünde ifade olunduğu üzere, inançlı işleme dayalı olup dinlenilirliği kabul edilen iddiaların ispatı, şekle bağlı olmayan yazılı delildir. İnanç sözleşmesi olarak adlandırılan bu belgenin sözleşmeye taraf olanların veya inanılanın imzasını içermesi gereklidir. Bunun dışındaki bir kabul, hem İçtihadı Birleştirme kararının kapsamının genişletilmesi, hemde taşınmazların tapu dışı satışlarına olanak sağlamak anlamını taşıyacağından kendine özgü bu sözleşmelerle bağdaştırılamaz.

05.02.1947 tarihli 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, inançlı işleme dayalı iddianın, şekle bağlı olmayan yazılı delille kanıtlanması gerekeceği kuşkusuzdur. Şayet, ispat külfeti kendisinde olan tarafın yazılı bir belgesi yok ise ancak taraflar arasında gerçekleştirilen mektup, banka dekontu, yazışmalar gibi birtakım belgeler var ise bunların delil başlangıcı sayılacağı ve iddianın her türlü delille kanıtlanmasının olanaklı hale geleceği sabittir. Şayet, delil başlangıcı sayılacak böylesi bir olgu da bulunmuyor ise iddia sahibinin son başvuracağı delilin karşı tarafa yemin teklif etme hakkı olduğu da şüphesizdir.

6.2.2. TBK’nin 97 nci maddesinde; karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir.

6.2.3. Türk Medeni Kanunun 1023 üncü maddesinde; "Tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur." hükmü düzenlenmiştir.

6.3. Değerlendirme

6.3.1. Dosya içeriğinden, çekişme konusu 18137 parsel sayılı taşınmazdaki 6 numaralı bağımsız bölüm davacı adına kayıtlı iken 29.06.2005 tarihinde davalı ...’a satış suretiyle temlik ettiği, sonrasında davalı ...’in de taşınmazı 25.01.2013 tarihinde ½ şer eşit paylarla diğer davalı ... ve ihbar olunan ...’a satış yoluyla devrettiği anlaşılmaktadır.

6.3.2. Somut olayda, davacının, çekişme konusu taşınmazın temlikinin inançlı işleme dayalı olduğunu ve taşınmazı teminat göstererek davalı ... tarafından kullanılan banka kredisinin bir kısmının kendisi tarafından ödendiğini iddia ederek eldeki davayı açtığı, Dairenin (IV/2.) numaralı paragrafta belirtilen bozma kararında da değinildiği üzere davalı ... adına çekilen kredinin kim tarafından ödendiğinin saptanması için Mahkemece ilgili bankadan dekontların istenildiği, bankaca 10 yıllık saklama süresinin dolduğu gerekçesiyle dekontların gönderilmediği ancak davacının, delil olarak dayandığı ve suretlerini dosyaya sunduğu dekont asıllarının kendisinde olduğunu bildirdiği görülmüştür.

6.3.3. Hal böyle olunca, Mahkemece davacının anılan kredi için yaptığı ödemelere ilişkin dekont asıllarını dosyaya ibrazı için imkan tanınması, dekont asıllarının temin edilmesi halinde davalı ... tarafından çekilen krediye ilişkin ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi,

dekontların davalı ... tarafından çekilen kredi nedeniyle yapılan ödemelere ilişkin olduğunun saptanması halinde dekontların davacının elinde bulunması hususu da gözetilerek dekontların delil başlangıcı niteliğinde olduğu kabul edilerek tanıkların dinlenilmesi ve önceki bozma kararında işaret edildiği şekilde "çekişme konusu taşınmazın inançlı işlem kapsamında davalı ...’e devredildiği saptanır ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 97. maddesindeki düzenleme de gözetilerek,

varılacak sonuç çerçevesinde iddiaların sabit görülmesi halinde son kayıt maliki olan diğer davalı ...’ın iktisabının iyiniyetli olup olmadığı ve TMK'nin 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanmayacağının araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken"

eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. SONUÇ

Davacı vekilinin (IV/6.3) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle değinilen yön itibariyle yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3 üncü maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428 nci maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/3840, K. 2022/7184, 2 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. Mahkeme Kararı
  6. IV. Temyiz
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/3840
Karar No
2022/7184
Tarih
2 Kasım 2022

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2022/3840 K.2022/10806
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2022/3840 K.2022/15698
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2022/3841 K.2022/10791
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2022/3842 K.2022/10805
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2022/3842 K.2022/5112
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2022/3843 K.2022/10804

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.