KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2022/6417 E., 2022/6614 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2022
Karar Metni
1.526 kelime·8 dk okuma·4 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasında bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne dair verilen karar, yasal süre içerisinde davalılar ve bir kısım davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmiş olmakla; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacılar, mirasbırakanları ...’ın 209 parsel sayılı taşınmazını mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla davalı ...’e ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle temlik ettiğini, adı geçen davalının da taşınmazı kısa süre sonra yakın arkadaşı diğer davalıya devrettiğini, davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket ettiklerini, taşınmazı ölünceye kadar mirasbırakanın kullandığını ileri sürerek, miras payları oranında tapu iptali ve tescil istemişlerdir.
2. Davacılar yanında davaya müdahil olarak katılmak istediğini bildiren ..... temlikin muvazaalı olduğunu, mirasbırakan eşine ölene kadar kendisinin baktığını ileri sürerek, miras payı oranında tapu iptali ve tescil istemiş, 17/01/2020 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini bildirmiştir.
II. CEVAP
Davalı ..., muvazaa iddiasının doğru olmadığını, bakım borcunu yerine getirdiğini, mirasbırakanın başkaca malvarlığı bulunduğunu bildirmiş; davalı ..., taşınmazı iyiniyetle ve bedelini banka aracılığıyla ödeyip satın aldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince, iddianın sabit olduğu, temliklerin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Bozma Kararı
Dairece; "...öncelikle yargılama sırasında ergin olan davacılar ...... ile .....’ya tebligat çıkartılması, yukarıda açıklanan ilke ve olgular uyarınca gerekli araştırma ve incelemenin eksiksiz yapılması, halen mirasbırakan adına kayıtlı taşınmazların tespiti ile mahallinde keşif yapılarak değerlerinin uzman bilirkişiler aracılığıyla belirlenmesi, mirasbırakanın akit tarihindeki mal varlığının tamamının değerinin saptanması, özellikle ölünceye kadar bakım akdiyle davalıya devredilen taşınmazın mirasbırakanın tüm mamelekine oranı ve bunun makul karşılanabilecek sınırlar içinde kalıp kalmadığının belirlenmesi,
davalının dinlenmeyen tanığı ...’un dinlenmesi, mirasbırakanın temlikteki gerçek iradesinin açık ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde saptanması ve ondan sonra hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.’’ gerekçesiyle karar bozulmuştur
3. Mahkemesince Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar
Mahkemece; dava konusu taşınmazın değerinin mirasbırakanın mamelekine oranının makul sayılabilecek sınırın çok üzerinde olduğu, davalı tarafın bakım borcunu gereği gibi ifa ettiğine dair dosyada delile rastlanmadığı, temlikin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğu, davalı ... tarafından banka aracılığı ile satış bedeli ödendiğine ilişkin dekont örnekleri sunulmuşsa da dekont örneklerindeki paranın ayrı ayrı her iki davalının hesabına yatırılma ve çekilme tarih ve saatleri nazara alındığında bu durumun temlikin muvazaalı olduğunu gösterdiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası İlk Derece Mahkemesi Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri ile katılma yolu ile bir kısım davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
5.1.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; mirasbırakanın yıllardan beri kendisine ve kendisinden önce ölen eşine baktığı ve bakmaya da devam edeceği için ölünceye kadar bakma şartıyla dava konusu taşınmazı devrettiğini, davalının tek erkek çocuk olup, gerek annesinin, gerekse mirasbırakan ...'ın ölümüne kadar onların tüm bakımını üstlendiğini, tek başına davacıların hiçbir yardım ve desteği olmadan bakım borcunu yerine getirdiğini, akdin ve temlikin bakım karşılığı yapıldığını, davalının akitle yükümlü bulunduğu borcunu yerine getirdiğini,
esasen akde aykırı bir davranışı bulunduğunun sağlığında mirasbırakan tarafından ileri sürülmediğini, iddianın kanıtlanamadığını, davalının, mirasbırakanın sağlık harcamaları için Karaköprü’deki taşınmazını satıp kirada oturmaya başladığını, mirasbırakanın eşinin felç olduğunu, onunla da davalı ile davalının eşinin ilgilendiğini, bu bakımı yerine getirirken doğan borçları ödemek amacı ile davalının dava konusu taşınmazı temlik ettiğini, mirasbırakanın dava dışı dükkanında ölene kadar çalıştığı iddiasının doğru olmadığını, mirasbırakanın sağlık durumunun çalışmasına engel olduğunu, mal kaçırma amacı olsa bu dükkanı da temlik edeceğini,
mahalli bilirkişi refakatinde keşif yapılması gerekirken, zabıta marifetiyle araştırma yapılıp hukuka aykırı olarak karar verildiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
5.2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya dahil olan ... davadan feragat etmesine rağmen anılan davacı yönünden davanın kabulüne karar verildiğini, davalının taşınmazı, bedelini ödeyerek satın aldığını, ödemeye ilişkin dekontların dosyaya sunulduğunu, iyiniyetli 3. kişi konumunda olduğunu, davalı tanıkları dinlenmeden karar verildiğini, bilirkişi raporunun üçlü bir bilirkişi heyeti tarafından düzenlenmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
5.3. Bir kısım davacılar vekili katılma yolu ile sundukları temyiz dilekçesinde özetle; talep dışına çıkılarak davalılardan İbrahim Halil ve davacı ... adına da iptal ve tescil kararı verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, hükmün bu yönden düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.
6. Gerekçe
6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
6.2. İlgili Hukuk
6.2.1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) m. 611. maddesine göre ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir akittir. Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer. (TBK m. 614).
6.2.2. Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
6.2.3. Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. (TBK m. 19).
Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.
6.2.4. Mirasbırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi içinde, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.
6.2.5. TMK’nın 1023. maddesinde “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur." hükmüne yer verilmiştir.
6.2.6. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde “Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.” düzenlemesi mevcut olup, aynı Kanun'un 309/2 ve 310/1 ve 311. maddelerindeki düzenlemelere göre de, feragatin hüküm ifade etmesi karşı tarafın ve Mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığı gibi; feragat, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir ve kesin hüküm gibi sonuç doğurur.
6.2.7. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 26. maddesinde taleple bağlılık ilkesi düzenlenmiş olup buna göre, “Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hakimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır” düzenlemesi bulunmaktadır.
6.3. Değerlendirme
6.3.1. Somut olaya gelince; hükmüne uyulan (IV/2) no.lu paragrafta belirtilen bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak temlikin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve davalı ...’a yapılan devrin muvazaalı olduğu gözetilerek (IV/3) no.lu paragrafta yer verilen şekilde karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı ...’ın tüm, davalı ...’ın aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
6.3.2. Davalı ...’ın diğer ve bir kısım davacıların temyiz itirazına gelince;
Davacılar yanında davaya müdahil olarak katılmak istediğini bildiren ..... vekili 27/01/2020 tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiklerini bildirmiş olup, davacı ... ...’ın davasının feragat nedeni ile reddi gerekirken, Mahkemece anılan feragat dilekçesi göz ardı edilerek, davacı ... ... yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı gibi; davacıların, miras payları oranında tapu iptal ve tescile karar verilmesini istedikleri, davalı ... yönünden usulünce açılmış bir dava bulunmadığı dikkate alınarak ve HMK’nın 26. maddesi uyarınca taleple bağlı kalınarak hüküm tesisi gerekirken, anılan davalı yönünden de iptal tescile karar verilmesi doğru değildir.
Hal böyle olunca, davacı ... ... ve davalı ... haricindeki davacılar yönünden davanın kabulü doğru olduğundan, hükmün diğer davacılar bakımından düzeltilerek onanmasına, davacı ... ... yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/6417, K. 2022/6614, 12 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama