KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2023/6175 E., 2025/2802 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2037 E., 2023/824 K.
- İlk derece mahkemesi
- Kocaeli 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/417 E., 2022/175 K.
Karar Metni
782 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usuli eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 29.04.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacılar vekili Avukat ... geldi. Davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalılar vekili gelmedi. Yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... ve müşterekleri vekili dava dilekçesinde; kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazların hukuka aykırı şekilde davalıların murisi ... adına tespit ve tescil edildiğini, bilahare taşınmazlarla ilgili olarak açılan tapuda isim düzeltme davasının yapılan yargılaması sırasında davalı tarafça, taşınmazların müvekkillerinin de müşterek kök murisi olan ....’dan kaldığının ikrar edildiğini, taşınmazlarda müvekkillerinin de hakkı bulunmasına rağmen yalnızca davalıların murisleri adına tespit ve tescil edilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek dava konusu 157 ada 39 ve 41 parsel sayılı taşınmazların miras payları oranında müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar ... ve müşterekleri vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin ve zamanaşımının geçtiğini, öte yandan taşınmazların müvekkillerinin murisi ... tarafından 50 yılı aşkın zamandır zilyet edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazlarla ilgili olarak Kadastro Mahkemesinin 1991/1410 Esas, 1996/153 Karar sayılı dosyasından verilen kararın 05.06.2000 tarihinde kesinleştiği, davacılar tarafından delil olarak dosyaya sunulan satış vaadi sözleşmesinin tarihinin 19.09.1958 olduğu, bu durumda davacıların iddialarının kadastro öncesi nedene dayalı olduğu ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesine göre hak düşürücü sürenin dava tarihi itibariyle geçtiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla.
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi hükmünde kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağının açıklandığı, bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu ve taraflarca öne sürülmese bile mahkemece kendiliğinden değerlendirileceği, somut olayda dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 05.06.2000 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafça dava konusu taşınmazın ortak muristen kalıp taşınmazda miras hisseleri olduğunu iddia ederek kadastro tespitinden önceki nedene dayanıldığı,
eldeki davanın ise 06.07.2021 tarihinde açıldığı, buna durumda dava tarihi itibariyle yasada öngörülen 10 yıllık sürenin dolduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili duruşma istekli temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, eldeki davada kadastro öncesi nedene dayanılmadığını, dava konusu taşınmazların kök muris ... tarafından 19.09.1958 tarihinde....’den satın alındığını, dosya kapsamına göre taşınmazların ...’den geldiğinin anlaşıldığını, taşınmazlarla ilgili olarak açılan tapuda isim düzeltme davasının yapılan yargılaması sırasında davalı tarafça, taşınmazların müvekkillerinin de müşterek kök murisi olan Hasan’dan kaldığının ikrar edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Dava; kadastro öncesi sebebe dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. Kadastro sonucunda; Kocaeli ili, .... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 544 parsel sayılı taşınmaz Hazine adına tespit edilmiş, taşınmazın tespitine itiraz edilmesi üzerine yapılan yargılama sonunda, taşınmazın hükmen ifrazı suretiyle oluşan dava konusu 157 ada 39 ve 41 parsel sayılı muhtelif yüz ölçümdeki taşınmazlar 16.10.2001 tarihinde ... adına tescil edilmiştir.
3. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
4. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davacılar tarafından dava konusu taşınmazların tarafların müşterek kök murisi Hasan’dan geldiği iddia edildiğine, bu durumda iddianın kadastro öncesi nedene dayalı olduğunun ve dava konusu taşınmazların kadastro tespitinin kesinleştiği 05.06.2000 tarihinden,
eldeki davanın açıldığı 06.07.2021 tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinin anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebepler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 345,55 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacı taraftan alınmasına,
Temyiz edilen davalı taraf duruşmaya gelmediğinden lehine duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/6175, K. 2025/2802, 29 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama