KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2024/1089 E., 2025/2999 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2026 E., 2023/798 K.
- İlk derece mahkemesi
- Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/1084 E., 2021/75 K.
Karar Metni
1.108 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... ve müşterekleri vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyize konu edilen kararın dava değerinin duruşma sınırının altında olduğu anlaşıldığından davalılar ... ve müşterekleri vekilinin duruşma isteminin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, Kadastro Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; Bolu ili, Kıbrıscık ilçesi, ... köyünde bulunan 101 ada 225 ,102 ada 3, 105 ada 2 ve 5 parsel sayılı taşınmazların davacıya ait olmasına rağmen kadastro tespiti sırasında davalılar adına tescil edildiğini belirterek çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar ..., ... ... ..., ... ... ve ... davayı kabul ettiklerini bildirmişlerdir. Davalılar ... mirasçıları ... ve müşterekleri vekili; dava konusu taşınmazların davalılara bağışlandığını, davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davada hak düşürücü sürenin geçtiğini, davayı kabul eden davalılar ile davacının birlikte hareket ederek davalıları taşınmazlardan mahrum bırakmak istediklerini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Bolu Kadastro Mahkemesinin 27.02.2018 tarih ve 2017/1 Esas, 2018/4 Karar sayılı kararıyla; davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Dosyanın görevsizlik kararı ile geldiği Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.04.2019 tarih ve 2018/304 Esas, 2019/273 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazların davacıya ait olduğu ve davalılara davacı tarafından gerçek bir bağış yapmak amacıyla değil, Kaymakamlıktan yardım alabilmek için devredildiği, dava konusu taşınmazların halen davacının zilyetliğinde olduğu, bir kısım davalıların da davayı kabul ettiği gerekçeleriyle davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Kararın davalılar ... ve müşterekleri vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 28.11.2019 tarih ve 2019/969 Esas, 2019/1072 Karar sayılı kararıyla Mahkemece dava konusu taşınmazların dava tarihindeki değerleri üzerinden eksik harcın tamamlattırılması,
aksi halde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi ve süresi içinde harç ikmali ile yenilenme yapılmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken davacı vekili tarafından dosyaya tamamlama harcı yatırılmadığı gözetilmeksizin davaya devam edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmış, dosya Mahkemesine gönderilmiştir.
Gönderme kararı sonrası İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; her ne kadar dava konusu taşınmazların kadastro tespit tutanaklarında taşınmazların davalılara davacı tarafından hibe edildiği olgusu belirtilmiş ise de söz konusu olgunun gerçek bir bağış olgusunu yansıtmadığı, çekişmeli taşınmazların gerek kadastro tespiti öncesinde ve gerekse üzerinde oluşturduğu muhdesatlar ile birlikte halen davacının zilyet ve tasarrufunda bulunduğu,
bir kısım davalıların davayı kabul ettikleri, her ne kadar dava konusu 101 ada 225 parsel sayılı taşınmaz kadastro tespitinden sonra davalı ...'e satış sureti ile devredilmiş ise de devralan ...'in aynı zamanda davalı ...'ın oğlu olduğu, 3. kişi konumunda bulunmadığı, iyi niyet iddiasında bulunamayacağı gerekçesi ile davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve müşterekleri vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dinlenen tanık ve bilirkişi beyanlarına göre dava konusu taşınmazların evveliyatında davacı ...'ın babası olan ...'a ait olup 2004 yılına kadar bu taşınmazların ...'ın zilyetlik ve kullanımında olduğu, davacının 20 yıldan uzun bir süre taşınmazları zilyet olarak tasarruf ettiği, ...'ın eşi olan ... ile kızları ..., ... ve ...'ya taşınmazları bağışlayıp bağışlamadığına dair bilgilerinin olmadığı,
taşınmazları davacı tarafın tasarruf ederek niteliğine uygun şekilde halen kullandığı, davacının kendisinin bu taşınmazları ekip biçtiği, dava konusu 102 ada 3 parsel üzerinde bulunan kavak ağaçlarını da kendisinin diktiği, yine 105 ada 2 parsel üzerindeki keşifte mevcut ahşap evi de davacının yaptığı, davalıların dava konusu taşınmazları ekip biçtiklerini veya bahçe vasfında kullandıklarını görmedikleri, davacının kadastro tespit tarihinde dava konusu olan taşınmazlarda fiili zilyetliği terk etmediği,
zilyetlikle edinme koşullarının davacı yararına oluştuğu, 101 ada 225 parsel malikinin taşınmazda hissedar iken satış ve birleştirme yolu ile malik olduğu, bu hali ile iyiniyetli 3. kişi olduğuna dair iddianın ileri sürülemeyeceği gerekçeleri ile Mahkemenin kararında bir isabetsizlik bulunmadığı açıklanarak bir kısım dahili davalıların istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Nedenleri
Davalılar ... ve müşterekleri vekili temyiz dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, Mahkemenin gerekçesinin kendi içerisinde çeliştiğini, dava konusu taşınmazların davacı tarafından bağışlandığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, davanın ...’ın vefatından sonra diğer davalılarla danışıklı olarak kötü niyetle açıldığını, bağışlamadan rücu şartlarının oluşmadığını, 101 ada 225 parsel sayılı taşınmaz açısından davalı ...’in iyiniyetli 3. kişi olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu; Bolu ili, Kıbrıscık ilçesi, ... köyündeki 102 ada 3, 105 ada 2 ve 5 parsel sayılı taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 1/5’ er payla ... ve müşterekleri adına tespit ve tescil edilmiş, 101 ada 225 parsel sayılı taşınmaz aynı nedenle... adına tespit ve tescil edildikten sonra satış ve birleştirme nedeni ile... mirasçısı ... adına kayıtlanmıştır.
Davacı dava konusu taşınmazların kendisine ait olmasına rağmen davalılar adına tescil edildiği iddiası ile dava açmış, Mahkemece çekişmeli taşınmazların davacıya ait olduğu, zilyetliğin davacıda olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece yazılı gerekçe ile karar verilmiş ise de dava konusu taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin bağışa konu olup olmadıkları kesin olarak belirlenmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
Hâl böyle olunca; sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için mahallinde elverdiğince yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Keşif sırasında çekişmeli taşınmazlar tek tek gezilerek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, bağışa konu olup olmadığı, kim tarafından ne zamandan beri hangi hukuki nedene dayalı olarak kullanıldığı hususlarında maddi olaylara dayalı bilgi sorulmalı, keşifte alınan beyanlar komşu parsellerin tutanak ve dayanağı kayıtlar ile denetlenmeli, bundan sonra dava konusu 102 ada 3, 105 ada 2 ve 5 parsel sayılı taşınmazlarda paylı malik olan davalılar ..., ...,
... ve ...'nin kendi adlarına kayıtlı paylar yönünden davayı kabul ettikleri hususu gözönünde bulundularak bu payların davacı adına tesciline karar verilmesi gerektiği de düşünülmek suretiyle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yukarıda değinilen hususlar göz ardı edilerek eksik araştırma ile karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/1089, K. 2025/2999, 12 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama