KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2024/1385 E., 2026/1617 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mart 2026
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/74 E., 2023/44 K.
Karar Metni
754 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sırasında ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 84... parsel sayılı 1.087, 00... yüz ölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı ve ifraz nedeniyle park vasfıyla 2613 sayılı Yasa uyarınca parkların tescile tabi olmadığı belirtilerek 22.03.1988 tarihinde kesinleşen komisyon kararı ile sınırlandırılmış, 1 83... parsel sayılı 4.106, 00... yüz ölçümündeki taşınmaz da aynı nedenle ve aynı vasıfla davalı ... Belediyesi adına tespit ve hükmen 08.11.1991 tarihinde tescil edilmiştir.
Asıl davada davacılar ... ve müşterekleri ile ...; dava konusu 1 83... ve 1 84... parsel sayılı taşınmazların tapu kaydına dayalı olarak adlarına tescili istemiyle dava açmışlar; ... 25.09.2006 tarihli, ... 07.12.2006 tarihli, ... 16.04.2010 tarihli harçlandırılmış dilekçeleri ile tapu kaydına ve harici satış senetlerine dayalı olarak davaya müdahil olmuşlar; ... 27.05.1996 tarihli müdahil dilekçesi ile kadastroda taşınmazlara uygulanan tapu kaydında malik olduğunu ve taşınmazların park olarak sınırlandırılmasına onay vermediğini, dava dışı kardeşi ... ’nın onay verdiğini belirterek taşınmazların tespitinin iptali ile adına tescilini istemiştir.
Birleştirilen davada ... mirasçıları vekili; dava konusu 1 83... ve 1 84... parsel sayılı taşınmazların davacıların murisi ... ve kardeşi ... adına tapuda kayıtlı olduğunu, 31.12.1984 tarihinde belediye lehine yapılan terkin işlemi sırasında ...'nın ... ilinde olmadığını, hibe edildiği iddia edilen resmi senetteki imzanın murise ait olmadığı iddiası ile yolsuz tescile dayanarak taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile davacılar adına tapuya tescilini istemiştir.
Davalı ... vekili, hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davacı ... ve müştereklerinin davasının açılmamış sayılmasına, 23.10.1984 tarihli ifraz işlemiyle dava konusu taşınmazlar müdahil ... ve dava dışı ... tarafından belediye lehine park olarak terkin edildiği gerekçesiyle müdahil ... mirasçılarının davalarının reddine, davacı ... ve diğer müdahillerin davasının, dayanak tapu kaydının dava konusu taşınmazlara uymadığı gerekçesiyle ayrı ayrı reddine dair verilen karar, davacı ... vekili ile müdahil ... vekili, müdahil ... vekili, müdahil ... ve müdahil ... mirasçıları vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26.06.20 18... /7882 Esas,
2018/4333 Karar sayılı kararıyla; "müdahil ... mirasçılarının yerinde olmayan temyiz itirazlarının esastan reddine, davacı ve diğer müdahillerin dayandıkları tapu kayıtları ile komşu taşınmazların tespitlerine esas alınan tapu kayıtlarının kök kayıtlardan itibaren yöntemine uygun şekilde okunup kapsamlarının belirlenmesi, taşınmazların evveliyatından beri kim ya da kimler tarafından nasıl kullanıldığının olaylara dayalı olarak sorulup saptanması, alınan beyanların komşu taşınmazlara uygulanan kayıtlarla denetlenmesi,
davacıların dayandığı tapu kaydının çekişmeli taşınmazların tamamını ya da bir bölümünü kapsayıp kapsamadığının tereddütsüz olarak belirlenmesi, tapu kaydının uyduğunun anlaşılması halinde dayanılan satış vaadi sözleşmelerine ya da satış senetlerine değer verilip verilemeyeceğinin tartışılması, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi" gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacılar ve asli müdahillerin dayanak tapu kaydının dava konusu taşınmazları kapsadığının ispat edilemediği, çekişmeli taşınmazlara ... ailesinin zilyet olduğu, dava konusu alanın üç tarafında ... ailesine ait tescilli taşınmazların ve eski tapu kayıtlarının bulunduğu gerekçesiyle asıl davada davacılar ... ve müştereklerinin açtığı davanın açılmamış sayılmasına, asıl davada davacı ... ile müdahillerin davalarının ayrı ayrı reddine, birleştirilen davanın kesin hüküm nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Mahkemece verilen karar, asıl davada davacı ... mirasçıları vekili tarafından duruşma istekli olarak, asli müdahil ... mirasçıları vekili, asli müdahil ... vekili, asli müdahil ... mirasçıları vekili ile birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.03.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden asıl davada asli müdahil-birleştirilen davada davacılar ... mirasçıları vekili Avukat ... ile temyiz edilen asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; asıl davada davacı ... mirasçıları vekili, asli müdahil-birleştirilen davada davacılar vekili, asli müdahil ... mirasçıları vekili, asli müdahil ... vekili, asli müdahil ... mirasçıları vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/1385, K. 2026/1617, 3 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama