KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2024/1569 E., 2025/3910 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1601 E., 2023/1518 K.
- İlk derece mahkemesi
- Zonguldak 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/170 E., 2022/192 K.
Karar Metni
765 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.09.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacılar vekili Av. .. .. ... ile davalı Hazine vekili .. .. geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu 1 03... parsel sayılı taşınmazın evveliyatında davacıların dedesi ..., sonra babaları ...., en son da davacılara intikâl ederek davacılar tarafından nizasız fasılasız ve malik sıfatıyla uzun yıllar kullanıldığını, son 8-9 yıldır ekilemediğini ancak korunduğunu, ancak kadastro çalışmaları sırasında davacılar şehir dışında olduğundan hatalı şekilde mera vasfıyla Hazine adına tescil edildiğini, taşınmazın mera olmadığını ve bitişiğindeki 38 parsel sayılı taşınmazla bütün olarak kullanıldığını, son zamanlarda köylülerce kum, çakıl dökme, araç park ve manevra yeri olarak kullanıldığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, taşınmazın mera vasfında olduğunu, davacıların taşınmaz üzerinde zilyetlikleri bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin yapıldığı 1971 tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesindeki on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın kadastro tespiti sırasında 539 parsel sayısıyla 2.500 metrekare yüz ölçümlü ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edildiği, tespitin 25.11.1971 tarihinde kesinleştiği, ancak eldeki davanın 22.09.2020 tarihinde on yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı, davacıların talebinin uygulama kadastrosuna değil mülkiyete ilişkin olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili duruşma istemli temyiz dilekçesinde.
Mahkemece 1971 yılındaki tespit esas alınsa da 1971 yılındaki tutanaklarının askı ilânlarının yapılıp yapılmadığının araştırılmadığını, taşınmazın 2013 yılında tekrar işlem görerek hakkında kadastro tutanağı düzenlendiğini, yenileme kadastrosu tutanağının da 08.05.2013 tarihinde kesinleştiğini, davanın süresinde açıldığını, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile taşınmazın evvelinde davacılar murisleri sonrasında davacılar tarafından kullanıldığının doğrulandığını, fen ve ziraat bilirkişi raporlarıyla da taşınmazın mera olmadığı ve son 20 yıldır ekilip biçilmediğinin anlaşıldığını,
taşınmazın mera olarak kullanılamayacak kadar çorak ve taşlık bir arazi olduğunu, davacılar tarafından bakılıp korunduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi irsen intikâl, eklemeli kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve tapu kaydı hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosya içeriğinden; ... ili, ... ilçe, ... köyünde kain dava konusu 539 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında 31.07.1970 tarihinde, kadimden beri Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki ve tasarruf edilmeyen yerlerden olduğu gerekçesiyle 2.500 metrekare yüz ölçümlü ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edildiği, 26.10.1971 ilâ 24.11.1971 tarihleri arasındaki askı ilan süresi içinde itiraz edilemeyen tespitin 25.11.1971 tarihinde kesinleştiği, Mera Komisyonunun 31.05.2001 tarihli kararıyla Mera Kanunu'nun 5/b maddesi uyarınca mera olarak tahsis edilerek özel siciline kaydedildiği,
28.11.2012 tarihli yenileme işlemi sonrasında .... ilçesi, .. köyü 1 03... parsel sayılı 2.448,63 metrekare yüz ölçümlü kamu orta malı vasfını aldığı anlaşılmakla, kadastro tespitinin kesinleştiği 25.11.1971 tarihi ile davanın açıldığı 22.09.2020 tarihi arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirlenen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hak düşürücü süre dava şartı olup yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmelidir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/1569, K. 2025/3910, 23 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama