KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2024/1807 E., 2025/5353 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/240 E., 2023/325 K.
Karar Metni
1.447 kelime·7 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili, davalılar ... ... ve ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.11.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününü taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacı ... ile temyiz edenler davalı ... vd. vekilleri Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulün karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; yurt dışında yaşadığını, annesi olan davalı ...'i vekil tayin ettiğini, vekilin 753 parsel sayılı taşınmazını oğlu olan diğer davalı ...'e hileli, muvazaalı ve kötüniyetli olarak satış suretiyle temlik ettiğini, davalı ...'in de taşınmazı dava dışı ...'e devrettiğini, devir günü ve devirden çok kısa süre sonra davalı ... ve eşi olan diğer davalı ...'nin birden fazla taşınmaz edindiklerini, fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden davalılar hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu,
davalıların soruşturma dosyasında alınan ifadelerinde bu hususu ikrar ettiklerini ileri sürerek davalı ... adına kayıtlı 7 44... ada 3 parsel sayılı taşınmazlar ile davalı ... adına kayıtlı 2 29... parseldeki 49... numaralı, 52 48... parseldeki 8 numaralı bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline, aradaki değer farkının ödenmesine, mümkün olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... cevap dilekçesi vermemiş, aşamada sunduğu beyan dilekçesi ile; kendisinin Antlaya’da bir evi olduğunu, davacı oğlunun bu evi sattığını, parası ile de dava konusu taşınmazı aldığını, daha sonra eşinin oğluna burayı satın dediğini, davacı oğlunun buranın kendisinin güvencesi olduğunu, satmayacağını söylediğini, davacının eşi ile boşanması gündeme gelince eşinin taşınmazdan hak iddia etmemesi için kendisini vekil tayin etmesini istediğini, davacının da kendisine güvenerek vekaletname düzenlediğini, eşinin davalı oğluna taşınmazı 20.000 Marka sattığını, kendisinin gidip imza attığını,
davacının taşınmazın satışından haberinin olmadığını, satış bedelinin davalı ... tarafından ödenmediğini, davacının uzun süre sonra devri öğrendiğinde sorun olduğunu, hakkını yediğimizi söylediğini, hatta kendisinin bekar olduğunu, ölmesi halinde malının onlara kalacağını söyleyerek alınan yerlerin yarı yarıya paylaşılmasını istediğini ancak davalı oğlunun sana zırnık vermem diyerek kabul etmediğini belirtmiş, 09.02.2022 tarihli dilekçesi ile davayı kabul ettiğini bildirmiştir.
Diğer davalılar; 753 parsel sayılı taşınmazın davalı ...'e ait başka bir taşınmazın satış bedeli ile alınıp davacı adına tescil edildiğini, yatırım amacıyla anılan taşınmazın satılığa çıkarıldığını ve davalı ... tarafından 2000 yılında bedeli davalı ...'e ödenerek satın alındığını ancak yakın akrabalıktan kaynaklanan güven nedeniyle tapu devrinin yapılmadığını, daha sonra davacıdan alınan vekaletname ile devrin gerçekleştirildiğini, davalı ...'in satın alma gücünün bulunduğunu, aradan uzun zaman geçtikten sonra da dava dışı üçüncü kişiye satıldığını, iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olduklarını, ... yönünden husumet bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11.12.2018 tarihli ve 2016/155 Esas, 2018/527 Karar sayılı kararı ile; noter senetlerinin sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil teşkil edeceği, davaya konu vekaletnameye ilişkin sahtecilik iddiasının bulunmadığı, vekaletnamede hibe yetkisinin bulunduğu, vekaletname ile yapılan devrin hukuka uygun olduğu, haksız fiil mahiyetinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 11.12.2018 tarihli kararının davacı vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 04.03.2021 tarihli ve 2021/101 Esas, 2021/242 Karar sayılı kararı ile; vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 04.03.2021 tarihli kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 16.02.2022 tarihli ve 2021/1999 Esas, 2022/1222 Karar sayılı kararı ile; dosya kapsamından taraflar arasında yakın akrabalık ilişkisinin bulunduğu, vekil olan davalı ...’in taşınmazın satışından müvekkili davacının haberinin olmadığını, satış bedelinin ödenmediğini beyan ettiği, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı,
davalıların inançlı işlem savunmalarını ispatlayamadıkları, davalılar adına kayıtlı olup iptal-tescili istenen 744 (yenileme sonucu 4 33... ), 4 87... parsel sayılı taşınmazlar ile 2 99... parseldeki 49... numaralı, 52 48... parseldeki 8 numaralı bağımsız bölümler temlike konu taşınmazlar olmadığından iptal-tescile karar verilemeyeceği, ne var ki terditli tazminat isteğinin bulunduğu, temlike konu 753 (yenileme sonucu 1 16... ) parsel sayılı taşınmazın dava tarihindeki değerinin keşfen saptanıp harç ikmal edildikten sonra,
bedelinin tazminine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamından taraflar arasında yakın akrabalık ilişkisinin bulunduğu, vekil olan davalı ...’in taşınmazın satışından müvekkili davacının haberinin olmadığını, satış bedelinin ödenmediğini beyan ettiği, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı,
davalıların inançlı işlem savunmalarını ispatlayamadıkları, davalılar adına kayıtlı olup iptal-tescili istenen 744 (yenileme sonucu 4 33... ), 4 87... parsel sayılı taşınmazlar ile 2 99... parseldeki 49... numaralı, 52 48... parseldeki 8 numaralı bağımsız bölümler temlike konu taşınmazlar olmadığından iptal-tescile karar verilemeyeceği, ne var ki terditli tazminat isteğinin bulunduğunun açık olduğundan,
temlike konu 753 (yenileme sonucu 1 16... ) parsel sayılı taşınmazın dava tarihindeki değerinin keşif sonucu 1.788.296,45 TL olarak belirlendiği gerekçesiyle davacının tapu iptali ve tescil davası ile manevi tazminat davası Yargıtay tarafından onandığı için bu hususla ilgili olarak yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacının talep etmiş olduğu maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 20.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren, 1.768.296,45 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin Yargıtay ilamını tapu iptali ve tescil ile maddi-manevi tazminat istemi yönünden onama ifadesi olmamasına rağmen hatalı yorumladığını, davalıların adlarına aldıkları taşınmazların müvekkili adına tescili gerektiğini, bedel tespiti yönünden dosyada iki farklı rapor olduğunu, çelişkinin giderilmediğini, davalı ...’in emniyet ifadesinde taşınmazı 2014 yılında dava dışı ...’e 1.590.000,00 TL’ye sattığını beyan ettiğini, manevi tazminat istemi yönünden değerlendirme yapılmadan reddedildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı ... ve ... ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; tarafların kardeş olması nedeniyle tanıkla ispatın mümkün olduğunu, ...’in soruşturmadaki beyanı ile eldeki davadaki beyanlarının çelişkili olduğunu, davacı tanıklarının dahi lehine tanıklık ettiğini, ...’in aslında taşınmazın kendisinin olduğunu söylemesine rağmen davacının buna itiraz etmediğini, davacı ile ...’in birlikte hareket ettiklerini, ...’in isticvabını talep etmelerine rağmen bu hususta değerlendirme yapılmadığını, davacı ile annesinin miras paylaşımında birlikte hareket ettiklerini, ...’in azledilip azledilmediğinin araştırılmadığını,
davalı müvekkili ...’nin taşınmazı devralmadığı, bu nedenle onun yönünden davanın reddi gerektiğini, ...’nin yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının da hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa maddi tazminat ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
Hemen belirtilmelidir ki; temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozma kararına uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı ve özellikle manevi tazminatın şartlarının oluşmadığı gözetilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğrudur. Davalı ...'in tüm temyiz itirazlarının ve davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine;
Davalı ... vekilinin temyiz itirazları ile davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Somut olayda; davacının kayden maliki olduğu dava konusu 753 (yeni 1 16... ) parsel sayılı taşınmazın davalı vekil ... tarafından 01.10.2007 tarihinde davalı ...’e temlik edildiği, ... ...’in de taşınmazı 28.01.2014 tarihinde dava dışı ...’e devrettiği, davalı ...’nin dava konusu taşınmazın devrine ilişkin işlemlerde yer almadığı, bu nedenle davalı ...’nin eldeki davada sorumluluğu olduğunun kanıtlanamadığı görülmüştür.
Diğer taraftan, dava konusu taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin tespit edilmesi gerekirken Mahkemece gelir metodu uygulanmak suretiyle değer belirleyen bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle hüküm kurulmuştur.
Hal böyle olunca; öncelikle içerisinde gayrimenkul değerleme uzmanının da bulunacağı konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi heyeti ile mahallinde keşif yapılarak dava konusu 753 (yeni 1 16... ) parsel sayılı taşınmazın dava tarihi itibarıyla rayiç değeri belirlenip varsa eksik harcın tamamlanması, davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi, diğer davalılar yönünden de usulünce düzenlenecek bilirkişi raporu dikkate alınarak bir hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Kabulü göre de, gelir metodu yöntemi kullanılmak suretiyle hazırlanan bilirkişi raporlarında bozma öncesi dava konusu taşınmazın keşfen saptanan dava tarihindeki değeri 2.110.973,44 TL iken bozma sonrası tespit edilen değerin 1.788.296,45 TL olmasına rağmen raporlar arası çelişki giderilmeksizin hüküm tesis edilmesi de isabetli değildir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
Davalı ... vekilinin ve davacı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yön itibariyle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harçların istek halinde temyiz edenlere iadesine,
04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden/edilen davalı ... vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden/edilen davacıdan alınmasına, gelen temyiz eden/edilen davacı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden/edilen davalı ... ve davalı ...’dan alınmasına,
Dosyanın Gaziantep 8. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/1807, K. 2025/5353, 25 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama