KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2024/2232 E., 2024/3947 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/228 E., 2021/815 K.
- Hüküm
- Kısmen Kabul-Kısmen Karar Verilmesine Yer Olmadığına
Karar Metni
1.693 kelime·8 dk okuma·16 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde bedel istekli davadan dolayı bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kısmen kabulü ile kısmen karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Dairesinin 09.07.2020 tarihli ve 2018/3371 Esas, 2020/3705 Karar sayılı kararı ile karar bozulmuştur.
Mahkemece direnme kararı verilerek davanın kısmen kabulü ile kısmen karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı gerekçesi ile dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Daireye gönderilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili.
30.05.2009 tarihinde ölen mirasbırakan ...’ın, oğlu ve vasisi olan davalı ...’ın yanında kaldığını, mirasbırakanın diğer mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla maliki olduğu taşınmazların tamamını davalı ...'a bırakmak istediğini, bunun için 22.01.2007 tarihli düzenleme şeklinde genel vekâletname ile davalı ...'ı vekil tayin ettiğini, davalı ...'ın 1058 parsel sayılı taşınmazı eşi ...’a, 547 parsel sayılı taşınmazdaki payın tamamını ...'e temlik ettiğini, ...'in anılan payı daha sonra ...’a devrettiğini, satış işlemlerinin diğer mirasçıları mirastan mahrum bırakmak amacıyla muvazaalı şekilde yapıldığını, satış bedellerinin ödenmediğini,
mirasbırakanın sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve mirasçıların tümünü kapsar bir paylaştırma da yapmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında davacı adına tesciline, olmadığı takdirde dava tarihi itibariyle keşif sonucu belirlenecek bedelin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. DAVALI
Davalı ... vekili; mirasbırakanın talimatıyla devirlerin yapıldığını, taşınmazların davalı adına kayıtlı olmadığını ve davalıya husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Dahili davalı ... ve ... vekilleri davanın reddini istemiş; ... usulüne uygun tebliğe rağmen davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 25.02.2014 tarih, 2009/429 Esas, 2014/131 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazlarda davalı adına oluşturulmuş tapu kaydı olmadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan ve dahili dava dilekçesi ile mecburi dava arkadaşları dışında kişilere husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle dahili davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Bozma Kararı
Dairenin 19.04.2016 tarih, 2014/16482 Esas, 2016/4756 Karar sayılı kararı ile; dahili davalılar yönünden verilen kararın yerinde olduğu ancak davalı ... yönünden yapılan incelemede; tapu iptali ve tescil davalarının kayıt maliki aleyhine açılması gerektiğinden davanın reddinin yerinde olduğu ancak tapu iptali ve tescil talebinin yanında bedel isteğinin de bulunduğu, bu hususta herhangi bir değerlendirilme yapılmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 15.03.2018 tarihli ve 2016/388 Esas, 2018/197 Karar sayılı ikinci kararı ile; dahili davalılar ile ilgili olarak davanın reddine dair kararın kesinleşmiş olması nedeniyle bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına; davalı ... yönünden bedel isteğinin kabulü ile 151.209,12 TL’nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
D. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
E. Bozma Kararı
Dairenin 09.07.2020 tarihli ve 2018/3371 Esas, 2020/3705 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazların mirasbırakana vekaleten davalı ... tarafından davaya dahil edilen ... ve Halil Şirin'e satış suretiyle devredildiği, davalı ...'a mirasbırakan tarafından yapılan bir temlik bulunmadığı, mirasbırakana vekaleten temlik yapan vekile karşı muris muvazaasına dayalı olarak açılan tazminat davasının dinleme imkanı bulunmadığı, davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiği, kabule göre de kararın Anayasa ve HMK hükümlerine uygun bir gerekçe içermediği gerekçesi ile karar bozulmuştur.
F. Direnme Kararı
Mahkemenin 13.07.2021 tarih, 2021/228 Esas, 2021/815 Karar sayılı kararı ile; davanın niteliğini tespit etme görev ve yetkisinin mahkemeye ait olduğu, dava dilekçesinde yer alan davalı ...'ın vekâletname ile yaptığı satışların bedellerini mirasbırakana vermediği yönündeki iddia kapsamında açılan davanın vekâlet görevinin kötüye kullanılmasına dayalı tazminat davası olarak nitelendirilmesi gerektiği, buna göre mirasbırakanın vekili olan davalı ...'ın taşınmazların satışından elde ettiği geliri mirasbırakana verdiğine ilişkin dosyaya sunulmuş herhangi bir bilgi veya belge bulunmadığı,
alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilerek dahili davalılar ile ilgili olarak davanın reddine dair kararın kesinleşmiş olması nedeniyle bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına; davalı ... yönünden bedel isteğinin kabulü ile 151.209,12 TL’nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkeme kararına karşı süresi içerisinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Nedenleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde bedel istekli olarak açıldığını, vekalet görevinin kötüye kullanılması nedenine dayanılmadığı, öte yandan, davalının vekalet görevini kötüye kullanmadığını, davalının;
eşi, üç çocuğu, annesi ve mirasbırakan ile birlikte aynı evde yaşadığını, annesi ile mirasbırakanın 10 yıldır yatan hasta olduklarını ve tüm bakımları ile davalının ilgilendiğini, davacının ise anne ve babası ile bu süreçte ilgilenmediğini, dava konusu taşınmazların evin geçimini sağlamak ve biriken borçları kapatmak için satıldığını, dava konusu 1058 parselin üzerinde 4 adet muhdesat olduğunu, davalı ve ailesinin bu taşınmazda ikamet ettiklerini, davalının eşinin ailesinden sürekli borç para aldığını, mirasbırakanın da borcun kapatılması amacıyla taşınmazlardan birinin satılmasını istediğini,
eşinin ailesinin talebi üzerinde de dava konusu 1058 parselin davalı ...’e devredildiğini, yıllarca mirasbırakana baktığı için mirasbırakanın da bu devri kabul ettiğini, temlikin 100.000 TL bedelle yapıldığını, 547 parsel sayılı taşınmazın da yine ailenin geçinmesi amacıyla 10.000 TL bedelle devredildiğini, mirasbırakanın sağlığında davacı da dahil olmak üzere tüm çocuklarının ve eşinin haklarını gözettiğini, bu kapsamda zilyetlik devir sözleşmesi başlıklı belgenin dikkate alınması gerektiğini, bilirkişi raporuna yapılan itirazların değerlendirilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kulunun 24.01.2024 tarih, 2022/1-748 Esas, 2024/19 Karar sayılı kararı ile; Mahkemenin direnme olarak adlandırdığı temyize konu kararın, usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, bozma konusu ile ilgili yeni bir hukuki değerlendirme ve gerekçeye dayalı oluşturulan yeni hüküm niteliğinde olduğu, kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevinin Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye ait olduğu gerekçesi ile yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Daireye gönderilmiştir.
D. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, Türk Medeni Kanunu'nun 706 ncı, Türk Borçlar Kanunu'nun 237 nci ve Tapu Kanunu'nun 26 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme 1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan ...’ın 30.05.2009 tarihinde öldüğü, geride çocukları olan davacı ..., davalı ... ile dava dışı ..., ... ve ...’ın mirasçı olarak kaldığı, aşamada davaya dahil edilen ...’in davalı ...’ın eşi olduğu, mirasbırakanın 22.01.2007 tarihli vekaletname ile davalı ...’ı vekil tayin ettiği, ...’ın dava konusu 1058 parseli eşi olan dahili davalı ...’e, 547 parseldeki 11001/26662 payın tamamını ...’e, ...’in de 09.02.2008 tarihinde ...’a devrettiği, Halil ve Havva’nın da aşamada davaya dahil edildikleri anlaşılmaktadır.
2. Temyiz olunan nihai kararların bozulması, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2 nci maddesinin yollamasıyla, 1086 sayılı HUMK'un uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
3. Hemen belirtmek gerekir ki. HMK’nın “İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi” başlıklı 141 inci maddesi 22.07.2020 tarih ve 7251 sayılı Kanun'un 15 maddesi ile değişiklikten önceki hâliyle;“(1) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri (m.136) ile serbestçe; ön inceleme aşamasında (m.137) ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler.
Ön inceleme duruşmasına (m.140) taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilir (m.139). Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. (2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah (m.176) ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır.”.
HMK’nın 141 inci maddesine göre; tarafların karşılıklı dilekçelerini verdikleri aşamada, herhangi bir sınırlamaya bağlı olmaksızın uyuşmazlığın genel çerçevesi içinde iddia ve savunmalarını değiştirebilecekleri kabul edilmiştir.
Dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında bu yasağın uygulanmaması ile daha uyuşmazlığın en başında, karşı tarafın açıklamasını, iddia ve savunmasını tam olarak görmeden, sağlıklı ve tam bir iddia ve savunma örgüsü kurmanın mümkün ve gerçekçi olmadığı gözetilerek tarafların dilekçelerinde rahat, doğru ve sağlıklı bir iddia ve savunma bütünü oluşturmalarını sağlamak olduğu gibi, maddi ve hukuki nitelendirmeleri uyuşmazlığı çözecek doğrulukta ortaya koymaları amaçlanmaktadır.
Nitekim bu düşünce Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.02.2021 gün, 2017/2710 Esas – 2021/34 sayılı kararında da aynen benimsenmiştir.
4. Somut olaya gelince, Mahkemece dava dilekçesinde yer alan davalı ...'ın vekâletname ile yaptığı satışların bedellerini mirasbırakana vermediği yönündeki iddia kapsamında açılan davanın vekâlet görevinin kötüye kullanılmasına dayalı tazminat davası olarak nitelendirilmesi gerektiği gerekçesi ile davalı ... yönünden terditli bedel isteğinin kabulüne karar verilmiş ise de davacı vekilinin dava dilekçesinde eldeki davayı muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde bedel istekli olarak açtığı, 23.01.2014 tarihli duruşmada da “Biz muvazaaya dayalı tapu iptali ve tescil,
olmaması halinde tenkis talebimizi daha önceki beyanlarımız ve gerekçelerimiz kapsamında tekrar ederiz.” şeklinde beyanda bulunduğu, Mahkemece 25.02.2014 tarihli ilk kararda davanın “muris muvazaasına dayalı tapu iptali tescil ve tenkis davası” olarak nitelendirildiği, bu kararın davacı vekili tarafından temyiz edildiği, temyiz dilekçesinde de temlikin diğer mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı yapıldığının belirtildiği, karardaki hukuki nitelendirmeye yönelik bir itirazda bulunulmadığı,
Dairenin 19.04.2016 ve 09.07.2020 tarihli bozma kararlarında da davanın, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel olarak nitelendirildiği gözetildiğinde davacı vekilinin dava dilekçesinde muris muvazaasına dayandığı; diğer taraftan, 21.05.2021 tarihli dilekçesindeki vekalet görevinin kötüye kullanıldığına ilişkin iddiasının “İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi” yasağı kapsamında kaldığı,
davacı tarafça bu yöne ilişkin yapılmış bir ıslah ya da karşı tarafın açık muvafakatinin de bulunmadığı anlaşıldığından davanın vekalet görevinin kötüye kullanılması nedenine dayalı olduğunun kabul edilemeyeceği açıktır.
5. Hal böyle olunca; dava konusu taşınmazların mirasbırakana vekaleten davalı ... tarafından davaya dahil edilen ... ve Halil Şirin'e satış suretiyle devredildiği, davalı ...'a mirasbırakan tarafından yapılan bir temlik bulunmadığı, mirasbırakana vekaleten temlik yapan vekile karşı muris muvazaasına dayalı olarak açılan tazminat davasının dinleme imkanı bulunmadığı gözetilerek davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,
Peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/2232, K. 2024/3947, 29 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama