KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2024/2458 E., 2025/4437 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1164 E., 2024/7 K.
- İlk derece mahkemesi
- Birecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/759 E., 2023/851 K.
Karar Metni
826 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar; ................Mahallesi çalışma alanında bulunan dava konusu 1, 2, 3, 4, 5, 6, 11, 12, 30... parsel sayılı taşınmazların Birecik Tapulama Mahkemesinin 14.12.1983 tarih ve 1976/603 Esas, 1983/220 Karar sayılı kararı ile davalıların murisi olan ...adına tescil edildiğini, oysa dava konusu taşınmazlar tespit ve tescil edilirken intikal görmeyen ve tapulamada esas alınamayacak, geçerliliği olmayan tapu kayıtlarına göre işlem tesis edildiğini, yapılan tescilin hatalı olduğunu, taşınmazların yarı paylarının kendilerine, yarı paylarının da Hazineye ait olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının 1/2 paylarının iptali ile adlarına tescil edilmesini ayrıca davanın Hazineye ihbar edilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalılar; ... köyünde kadastro çalışmalarının 1975 yılında başladığını, dava konusu taşınmazların Birecik Tapulama Mahkemesinin 1976/603 Esas, 1983/220 Karar sayılı kararı gereğince hükmen tescil edildiğini, anılan kararın derecattan geçerek kesinleştiğini, Kadastro Kanunu'nda belirtilen hak düşürücü sürenin geçtiğini, kaldı ki davacıların dava açmakta hukuki yararlarının da bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Birecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.07.20 23... /759 Esas, 2023/851 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazlara ilişikin kadastro tespitinin 05.10.1975 tarihinde yapıldığı, 1985 yılında ise kesinleştiği, davacıların talebinin kadastro öncesi zilyetlik nedenine dayalı olduğu, kadastro öncesi nedenlere dayalı olarak mülkiyet iddiasıyla 27.10.2021 tarihinde açılan davanın, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı, ayrıca davacı tarafça sahte tapu iddiasının bulunduğu, ancak söz konusu tapu kayıtları incelendiğinde tapu kayıtlarının hukuken geçerli bir sebebe (kesinleşmiş mahkeme ilamı) dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 02.01.20 24... /1164 Esas, 2024/7 Karar sayılı kararı ile; davanın, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi uyarınca kadastro öncesi nedenine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, dava konusu taşınmazların 01.11.1985 tarihinde hükmen kesinleştiği, eldeki davanın ise 27.10.2021 tarihinde açıldığı,
davanın açılış tarihi ile kadastro tespitinin kesinleştiği tarihler arasında 10 yıldan fazla süre geçtiği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi uyarınca kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak dava açılamayacağı, hak düşürücü sürenin hakim tarafından re'sen dikkate alınması gereken dava şartlarından olduğu, hak düşürücü sürenin gerçekleşmesi halinde hakkın kendisi kaybolduğundan bir başka delilin değerlendirilmesine de imkan bulunmadığı,
Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın kadastro öncesi nedene değil, yolsuz tescil hukuki nedenine dayandığını, öncelikle dava konusu taşınmazların yolsuz olarak tescil edilip edilmediğinin tartışılması gerektiğini, dava konusu parsellerin tescilinin yolsuz olduğunu, bu nedenle herhangi bir hak düşürücü süreye tabi olmadığını, dava konusu taşınmazlara uygulanan 12 88... nolu tapu kaydındaki arazinin toplam yüz ölçümünün 480 dönüm olmasına rağmen usulsüz ve gerçeğe aykırı olarak 8000 dönüm olarak çevrildiğini ve dava konusu taşınmazların da hatalı olarak davalılar adına tescil edildiğini,
Mahkemece bu hususların hiçbirinin araştırılmadığını, ayrıca tespite esas alınan tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaz dışındaki parsellere de revizyon gördüğünü, uygulama sırasında bu parsellerin dayanağı belgelerin getirtilip incelenmediği ve keşifte uygulanmadığı, eksik inceleme ile hüküm verildiğini, davacıların dava konusu taşınmazlarda uzun yıllardır malik sıfatıyla zilyet olduklarını, dava konusu taşınmazların gerçekte Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriğinden; kadastro sırasında .......... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1, 2, 4, 5, 6, 11, 12, 30... parsel sayılı taşınmazların tapu kaydı, vergi kaydı ve taksim nedeniyle ... ... ve ... adına tespit edildiği, kadastro tespitine itiraz üzerine Birecik Tapulama Mahkemesinin 14.12.19 83... /603 Esas ve 1983/220 Karar sayılı kararı ile itiraz reddedilerek taşınmazların tespit gibi tesciline karar verildiği, kararın derecattan geçerek kesinleşmesi üzerine taşınmazların 01.11.1985 tarihinde hükmen tescil edildiği, davanın ise Kadastro Kanunu'nun 12/3 hükmünde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 27.10.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/2458, K. 2025/4437, 13 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama