KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2024/3477 E., 2025/4443 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1457 E., 2024/160 K.
- İlk derece mahkemesi
- İnebolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/85 E., 2023/607 K.
Karar Metni
1.050 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; ...köyü 1 01... , 172, 203, 1 98... parsel sayılı taşınmazların babası .............’a ait olmasına rağmen kadastro tespiti yapılırken babası ölü olduğu için annesi ... adına tespit ve tescil edildiğini, annesinin miras payını alması gerekirken taşınmazların tamamını aldığını, düzenlediği vasiyetname ile de mirasını diğer çocuklarına bıraktığını ileri sürerek dava konusu taşınmazların miras payı oranında adına tespit edilip tapuda kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar; babalarının 2003 yılında öldüğünü, kadastro çalışmalarının 2008 yılında yapıldığını, kadastro çalışmaları başlamadan annelerinin kendilerini köye çağırdığını, kadastro öncesinde paylaşım yapalım, bir daha masraf olmasın dediğini, davacı dışındaki tüm kardeşlerin geldiğini, davacı gemide çalıştığı için eşine ve yakınlarına ne yaparsanız yapın, bölünsün dediğini, kendilerinin adlarına birer parça yer yazıldığını, davacı adına iki parça yer tespit edildiğini, kardeşleri olduğu için itiraz etmediklerini, köy muhtarının da paylaşım anında yanlarında olduğunu, davacının kendi adına düşen yere ev yaptırdığını,
annelerine da dava konusu taşınmazların düştüğünü, tespit yanlış yapıldığı için annelerinin ölmeden bir parça taşınmazı amcalarına verdiğini, annelerinin mirasını kendilerine bıraktığını öğrenmesi üzerine davacının eldeki davayı açtığını, davacının vasiyete bir itirazı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.10.2021 tarihli ve 2018/321 Esas, 2021/494 Karar sayılı kararı ile; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 25.10.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 02.02.2023 tarihli ve 2022/161 Esas, 2023/167 Karar sayılı kararı ile; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli deliller toplanmadan, uygulanmadan ve değerlendirilmeden karar verildiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılması için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; muris ...........'ın 14.07.2003 tarihinde öldüğü, kadastro işlemlerinin 2008 yılında yapıldığı, muris ...'dan intikal eden taşınmazlara dair iddia edilen taksimin kadastro tespit tarihinden önceki yakın bir tarihte yapıldığı, taksime göre kadastro tespit tarihinden önce davacı dışındaki tüm mirasçıların taksime uygun fiili kullanımının başladığı, davacının ise kadastro tespit tarihinden sonra köye yerleşerek taksimle payına düşen taşınmazları kullanmaya başladığı,
taksim ile çekişmeli taşınmazların adına tespit ve tescil işlemi yapılan tarafların annesi ...ın 12.04.2018 tarihinde öldüğü, sağlığında ise 01.09.2014 tarihli vasiyetname ile davacıyı mirasçılıktan çıkardığını beyan ettiği, davacının keşif mahallindeki beyanına göre vasiyetnameyi annesinin ölümünden sonra öğrendiği ve bu tarihe dek taksime uygun fiili kullanımını çekişmesiz sürdürdüğü,
icazet vermiş olduğunun kabulü gerektiği, dava konusu çekişmeli taşınmazlardan annesi .............'dan gelecek olan miras payından mahrum kalmış olması nedeniyle eldeki davayı açtığı, neticeten, ...ın vefatı sonrasında ve mirasçılıktan çıkarma işlemini öğrendiği tarihe kadar dava konusu taşınmazın bu suretle taksimine icazet verdiğinin açık olduğu gerekçesiyle davanın 1 01... , 172, 2 03... parsel sayılı taşınmazlar yönünden esastan reddine, dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmazın dava tarihinden önce dava dışı ...'a satıldığı gerekçesiyle anılan taşınmaz yönünden davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazların muris ... .............'dan intikal ettiği, kadastro tespiti başlamadan önce tarafların annesi olan ...tarafından çocuklarının bir araya toplanarak ...'dan intikal eden yerlerin taksim edildiği, dava konusu taşınmazların paylaşımda ...a verildiği, bu paylaşıma İstanbul'da yaşayan davacının katılmadığı, ancak davacıya da bu paylaşımda 1 01... ve 197 parsellerin verildiği,
1 01... parselin davalı ...'a, 1 01... parselin davalı ...'ya, 1 01... parselin davalı ...'ye, 1 01... parselin davalı ...'e, 1 01... parselin de davalı ...'e verildiği, taksimde herkesin kendisine verilen yerlerin kadastro sırasında adlarına tespit ve tescil edildiği, davacının daha sonra taksimde kardeşi ...'ya verilen 176 parseli de satın aldığı, muris ...ın 12.04.2018 tarihinde vefat ettiği, ... tarafından düzenlenen 01.09.2014 tarihli vasiyetnamenin 25.07.2018 tarihinde açıldığı, bundan sonra taraflar arasında uyuşmazlık yaşandığı, davacının taksime ilişkin olarak kardeşlerine verilen yerlere yönelik bir davasının bulunmadığı,
her ne kadar taksime katılmamış ise de fiili olarak yapılan taksime razı olduğu, böylece Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; muris ...'ın 14.07.2003 tarihinde öldüğü, kadastro işlemlerinin 2008 yılında yapıldığı, muris ...'dan intikal eden taşınmazlara dair iddia edilen taksimin kadastro tespit tarihinden önceki yakın bir tarihte yapıldığı, bu sebeple hem davalıların hem de müvekkilinin uzun süreli kullanımından bahsedilemeyeceği, 20 senelik kazandırıcı zamanaşımının söz konusu olmadığı,
ayrıca müvekkilinin annesinin ölümünden itibaren dava açmasına kadar geçen sürede de uzun süreli bir kullanımdan bahsedilemeyeceğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kadastro çalışmalarında asıl malikin yanlış yazıldığını, müvekkilinin babası öldüğü için annesinin adına taşınmazların tescil edildiğini, annenin tasarruf edebileceği oranın ¼ olduğunu, davalıların da müvekkilinin yokluğunda kendi aralarında taksim yaptıklarını kabul ettiklerini, yapılan taksimin usulüne uygun olmadığının ve davacının açıkça icazeti de bulunmadığının sabit olduğunu,
dinlenen mahalli bilirkişi ve taraf tanıkları da dava konusu taşınmazların kök muris ...'dan geldiğini, müvekkilinin taksim sırasında köyde bulunmadığını beyan ettiklerini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriğinden; bölgede yapılan kadastro çalışmalarında ...köyü 1 01... , 172, 203, 1 98... parsel sayılı taşınmazların 12.09.2008 tarihinde ... adına tespit ve tescil edildiği, tutanakların 18.11.2008 tarihinde kesinleştiği, ...’nin 181 parsel sayılı taşınmazı 20.07.2017 tarihinde dava dışı ...’ye satış suretiyle temlik ettiği, davacının babası ...’ın 14.07.2003 tarihinde, annesi ...’nin ise 12.04.2018 tarihinde öldüğü anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/3477, K. 2025/4443, 13 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama