KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2024/3828 E., 2025/5061 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/57 E., 2022/684 K.
Karar Metni
1.328 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; asıl davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; Zonguldak ili, ... ilçesi, ... köyünde yer alan 1 27... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, kadastro çalışmalarında kendisine ait 16 parsel sayılı taşınmazın yoluna ve 17 parsel sayılı taşınmaza bitişik olan kısmın 16 parsel sayılı taşınmaza dahil edilmeyerek yol olarak tescil harici bırakıldığını, taşınmazı 40-50 yıldır nizasız olarak kullandığını, komşu parsellerde bu şekilde bir yola bırakmanın söz konusu olmadığını ileri sürerek dava konusu yerin 16 parsel sayılı taşınmaza eklenerek adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine; süresi içerisinde cevap vermemiş, aşamada yol olarak tescil harici bırakılan taşınmazın kazanılabilmesi için yol olarak bırakılma tarihinden itibaren 20 yıldan fazla süre koşullarına uygun olarak tasarruf edilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın 2007 yılında yol olarak tescil harici bırakıldığını, eldeki davanın 2013 yılında açıldığını, bu nedenle kazanım şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 05.11.2013 tarihli ve 2013/37 Esas, 2013/515 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın tespit dışı bırakılması işleminin de en geç 2007 yılında olduğu, eldeki davanın 25.01.2013 tarihinde açıldığı, makul süre olarak ön görülen 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra eldeki davanın açıldığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 05.11.2013 tarihli kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 23.10.2019 tarihli ve 2016/13058 Esas, 2019/6710 Karar sayılı kararıyla; kadastrodan önceki nedenlere dayalı olarak açılacak tescil davalarını sınırlayan bir sürenin olmadığı, Mahkemece davanın esasına girilerek iddia ve savunma doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.10.2017 tarihli ve 2017/802 Esas, 2021/1410 Karar sayılı kararı ile; ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/57 Esas sayılı davasına konu yer ile eldeki davaya konusu yerin aynı yer olduğu gerekçesiyle ... tarafından açılan davanın 2020/57 Esas sayılı dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tanıkları ve mahalli bilirkişilerin beyanlarından anlaşılacağı üzere her iki davaya konu yerin davacıların murisi tarafından büyük bir parsel olarak kullanıldığı, sonrasında altı kardeşe taksim edildiği, dava konusu yolun solundaki 1 27... parsel sayılı taşınmazın birleştirilen davanın davacısı ...'a, dava konusu yolun sağ kısmındaki 1 27... parsel sayılı taşınmazın davacı ...'a kaldığı, dava konusu yol olan kısmın kadastro tespiti öncesinde, dava konusu taşınmazların taksim edilmeden önceki haline dahil olduğu,
davacı ...'a ait olan 1 27... parsel sayılı taşınmazdaki kerpiç evine ulaşabilmek için murislerinin yolu yaptığı, yapılan taksim sonucu kerpiç evin olduğu kısmın ...'a taksim edildiği ve adına kayıtlı olduğu, paylaşımdan sonra da ...'ın kerpiç evin yerine kendisinin ev yaptırdığı, murisin kullandığı şekilde dava konusu olan yolu evine ulaşmak için kullanmaya devam ettiği, daha öncesinde toprak yol olarak kullanılan dava konusu yola ...'ın beton döktüğü, bu şekilde evine geçmek için kullanmaya devam ettiği, davacı ...'un 1 26... parsel sayılı taşınmazın yanında bulunan kendi evine ulaşmak için merdivenli şekilde ayrı bir giriş yolunun olduğu,
dava konusu yolu da evine giriş için ortak olarak kullanmaya devam etiği ancak ...'ın dava konusu yol haricinde evine girmek için başka yolunun olmadığı, hayatın olağan akışı gereğince murisleri tarafından yapılan taksimatta kendi evi olan kısmın ...'a taksim edildiği dikkate alındığında murisin evine ulaşmak için kullandığı taşınmazın devamı niteliğinde olan yolun ...'a ait olması gerekeceği, taksimat yapılırken yolun 1 27... parsel sayılı taşınmaza ait olacağı yönünde yapılmış olmasının hakkaniyete uygun olacağı,
kaldı ki birleştirilen davada davacı ...'ın da murisin kullandığı şekilde dava konusu yolu beton dökmek suretiyle evine giriş için eklemeli zilyetlik olarak kullanmaya devam ettiği gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiş.
Mahkeme kararının davalı Hazine vekili ve asıl davada davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 11.03.2024 tarihli ve 2023/678 Esas, 2024/1975 Karar sayılı kararı ile; istinaf kanun yoluna tabi olduğu anlaşılan birleştirilen ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/802 Esas sayılı dava dosyasının istinaf incelemesi yapılmak üzere ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi, Bölge Adliye Mahkemesince verilecek kararın temyiz edilmesi halinde dava dosyalarının temyiz incelemesi yapılmak üzere Daireye gönderilmesi (anılan davalar yönünden temyiz isteğinde bulunulmasa dahi temyize tabi olan asıl dava dosyasının temyiz incelemesinin yapılabilmesi için dosyaların Daireye gönderilmesi) için dosyanın Mahkemesine iadesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin 09.07.2024 tarihli ve 2024/1582 Esas, 2024/1282 Karar sayılı Kararı ile;
kabul kararı verilen dava konusu 38,74m²'lik bölümün 2020 yılı itibariyle değerinin 1.162,20 TL olduğu, keşfen dava konusu taşınmaza ilişkin gerçek değer tespitinin yapıldığı, belirlenen bu değere tarafların bir itirazı bulunmadığı, bu değerin hüküm tarihi itibariyle kesinlik sınırı olan 8.000,00 TL'nin altında olduğu gerekçesiyle birleştirilen davada davalı Hazine vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, 21.06.2021 tarihinde yapılan keşifte dinlenen bilirkişilerin ve tanıkların tamamımın müvekkilinin dava konusu yolu kullandığını beyan ettiklerini, bilirkişilerin bazılarının dava konusu yolun birleştirilen davada davacı ... ile birlikte kullanıldığını belirttiklerini, her iki davacı açısından da aynı deliller olmasına rağmen davanın sadece birleştirilen dava yönünden kabul edildiğini, dava konusu yerin yol olarak bırakıldığını, taşınmazın taksimat sonucunda ...'ın sınırları içerisinde kaldığına dair hiçbir delil bulunmadığını,
dava konusu yeri müvekkilinin de yol olarak kullandığının ve arabasıyla evinin önüne girip çıktığının sabit olduğunu, müvekkilinin evine ulaşmak için başka bir yerden küçük bir merdiven inşa etmiş olmasının davada haksız olduğunu göstermediğini, anılan merdivenin müvekkilinin yol ihtiyacını karşılamaya da yetmediğini, müvekkilinin murisi ile ilgili Mahkemenin varsayımda bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 705. maddesinde “Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.” hükmü düzenlenilmiştir.
Öte yandan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 125/1. maddesi "Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:
a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde davacı davayı kazanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.
b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür." hükmünü içermektedir.
Re'sen gözetilmesi zorunlu bulunan bu usul kuralına göre Mahkemece davacı tarafa seçimlik hakkı hatırlatılarak davayı ne şekilde sürdüreceği sorulmalı ve sonucuna göre işlem yapılmalıdır.
Somut olayda, dava konusu taşınmaz için birleştirilen davanın davacısı tarafından da dava konusu taşınmazı kendisinin kullandığı ve zilyetlikle kazanım şartlarını sağladığı iddiası ile tapu iptali ve tescil istemli dava açıldığı, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine birleştirilen davanın kabulüne karar verildiği, Mahkeme kararına karşı asıl davada davacı tarafından, birleştirilen davada da davalı Hazine tarafından kanun yoluna başvurulduğu, öncesinde Yargıtay denetiminden geçmediği için birleştirilen davanın istinaf incelemesi yapılmak üzere gönderildiği,
Bölge Adliye Mahkemesince davalı Hazinenin istinaf talebinin reddine karar verildiği ve birleştirilen dava yönünden davanın kesinleştiği ve dava konusu yerin malikinin artık birleştirilen davanın davacısı olan ... olduğu anlaşılmıştır.
Kabule göre de, bu tür davalarda mühim olanın kullanım olduğu gözetilerek hava fotoğraflarının usulünce incelenmesi suretiyle geriye dönük 20 yıllık sürede taşınmazın kimler tarafından ne şekilde kullanıldığının aydınlatılmaması, hava fotoğrafları incelemesinde taşınmazın kullanımına yer verilmemiş olması ve tarafların taşınmazı birlikte kullanıp-kullanmadıklarının her türlü şüpheden uzak olacak şekilde tespit edilerek bir karar verilmemiş olması da doğru değildir.
Hâl böyle olunca; dava konusu taşınmazın yargılama sırasında asıl davada dava dışı olan ...’e devredildiği gözetilerek HMK'nin 125. maddesinin uygulanması, bu yöndeki usuli eksiklik giderildikten sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken değinilen husus göz ardı edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
VI. KARAR
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/3828, K. 2025/5061, 17 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama