KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2024/4546 E., 2025/5382 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1898 E., 2024/858 K.
- İlk derece mahkemesi
- Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/193 E., 2021/206 K.
Karar Metni
925 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile; dava konusu taşınmazın Adana ili, ... ilçesi, ... köyü mevkiinde yer aldığını, Ceyhan Nehri’nin eski yatağında bulunması nedeniyle kadastro sırasında tescil harici bırakıldığını, nehir yatağındaki değişiklik sonrası taşınmaz, davacı tarafından 1970’li yıllarda imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hâle getirilip o tarihten itibaren 30 yılı aşkın süredir kesintisiz olarak ziraat yapıldığını, taşınmazın kamu hizmetine tahsis edilmediğini, fiilen davacının tasarrufunda bulunduğunu ve civar parsellerle eş düzeyde ürün elde edildiğini, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14... . maddeleri ile Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 11.02.2020 tarihinde dava değeri yönünden davayı ıslah etmiştir. ( 508.000,00 TL )
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesi ile; dava konusu taşınmazın Ceyhan Nehrinin yatak değiştirmesi sonucu oluştuğunu, bu nedenle niteliği gereği Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu, Medeni Kanun’un 715. maddesi uyarınca kamuya ait sular ile bu nitelikteki yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağını, dolayısıyla imar-ihya veya kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülkiyet kazanılamayacağını belirtmiştir.
Ayrıca, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilir olduğu varsayılsa dahi davacının zilyetlik süresi, imar-ihya şartları ve fiilî tasarrufunun Yargıtay içtihatlarında aranan düzeyde açık ve kesin şekilde ispatlanamadığını, tanık ve bilirkişi beyanlarının objektif olmadığını, taşınmazın niteliğinin belirlenmesi için hava fotoğrafları ve jeolojik incelemelere başvurulması gerektiğini ileri sürmüştür.
Bu gerekçelerle davacının iddialarının yasal dayanaktan yoksun olduğu, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden bulunduğu savunularak davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini bildirmiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; davacının Adana ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan ve 34.744 m² yüz ölçümüne sahip taşınmazın 30 yılı aşkın süredir malik sıfatıyla zilyetliğinde olduğu iddiasıyla tescil talebinde bulunduğunu, ancak dava konusu taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında kullanılmayan ve tespit harici bırakılan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu belirterek bu yerlerin niteliği gereği zilyetlikle kazanılmaya elverişli olmadığını savunmuştur.
3. Davalı ... Belediyesi Başkanlığı cevap dilekçesi ile. 6360 sayılı Kanun gereğince köy tüzel kişiliklerinin kaldırılarak mahalleye dönüştürülmesiyle dava konusu taşınmazın ... İlçe Belediyesinin yetki ve sorumluluk alanında kaldığını, bu nedenle Adana Büyükşehir Belediyesine husumet yöneltilemeyeceğini belirtmiş; davanın husumet yönünden reddini talep etmiştir.
Ayrıca TMK’nın 713, 715. maddeleri ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14, 16, 17... . maddeleri uyarınca Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan, kamu hizmetine tahsisli veya sahipsiz yerlerin olağanüstü zamanaşımı ya da zilyetlikle özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, dava konusu taşınmazın bu nitelikte olduğunu ileri sürmüştür.
775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca belediye sınırları içinde kalan bu tür taşınmazların bedelsiz olarak belediyelere devredileceğini belirterek davanın haksız ve dayanaksız olduğu gerekçesiyle reddini ve dava konusu taşınmazın müvekkili belediye adına tesciline, yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, 2015/193 Esas, 2021/206 Karar sayılı kararında; dava konusu taşınmazın 1953 yılında yapılan tapulama çalışmalarında Ceyhan Nehri yatağında bulunması nedeniyle tescil harici bırakıldığını, nehir yatağının yer değiştirmesiyle alanın sonradan açığa çıktığını, 1973–1975 yıllarına ait hava fotoğraflarında kumluk ve ekilemeyen bir alan olarak, 1990’lı yıllardan itibaren ise tarım alanı olarak göründüğünü belirlemiş;
davacı tanıklarının imar-ihyanın kesin zamanını bilmediklerini, DSİ yazısında taşınmazın Ceyhan Nehri’nin taşkın alanında bulunduğunun bildirildiğini, bu nedenle imar-ihya yoluyla mülkiyet kazanımının mümkün olmadığını tespitle dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında kalan yerlerden olduğu sonucuna vararak davanın reddine ve tescil harici alanın Hazine adına tesciline karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Adana BAM 4. Hukuk Dairesi, 10.05.2024 tarihli 2021/1898 Esas, 2024/858 Karar sayılı kararında; İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda vicdani kanaatin oluştuğu, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, kararın dayandığı deliller ile kanuni sebepler ve gerekçe içeriğine göre davanın esası ile ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davacı tarafın yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz talebinde bulunmuştur. Davalı ... vekili temyiz dilekçesi ile; Yerel Mahkeme kararının belediye lehine bozulmasına, dava konusu taşınmazın belediye adına tesciline ve belediye lehine vekâlet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, tescil harici bırakılan taşınmazın imar-ihyaya dayalı tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden Adana ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 536 parsel ve 185 parselle komşu nehir metrukatı olan 34.7 44... alanın 1953 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında Ceyhan Nehri yatağı olması nedeni ile tescil harici bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; ... vekilinin temyiz sebebine konu hususları istinaf sebebi etmediği anlaşılmakla, temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/4546, K. 2025/5382, 26 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama