KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2024/5232 E., 2025/4781 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Kasım 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2177 E., 2024/2021 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/250 E., 2022/263 K.
Karar Metni
1.997 kelime·10 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalı ... mirasçıları vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar, mirasbırakanları ...’in maliki olduğu 7 parsel sayılı taşınmazdaki 5 nolu bağımsız bölümü, daha sonra oğlu olan davalı ...’ya devredilmek üzere amcasının torunu olan davalı ...’a, 17 nolu bağımsız bölümü oğlu ...’nın eşi olan davalı gelini ...’ya, 18 nolu bağımsız bölümü ise ara malik kullanarak davalı oğlu ...’ya satış suretiyle devrettiğini, temliklerin mirastan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
1.Davalılar ... ve ... vekili; ...’nın muris ve eşine baktığını, bu nedenle de dava konusu 17 nolu bağımsız bölümün muris tarafından intifa hakkı üzerinde bırakılarak çıplak mülkiyetinin davalı ...’ya devredildiğini, temlikin minnet duygusu ile yapıldığını, murisin mal kaçırma amacının olmadığını, davacılara da sağlığında birer adet bağımsız bölüm verdiğini, murisin 18 nolu bağımsız bölümü dava dışı ...’a yapmış olduğu iş karşılığında, aralarındaki alacak- verecek nedeniyle devrettiğini, ...’nın da 18 nolu bağımsız bölümü dava dışı ...’dan bedeli karşılığı satın aldığını, murisin devirleri paylaştırma kastıyla yaptığını, ancak murisin torunları lehine vasiyetname yapması üzerine davacılar tarafından kötü niyetli olarak eldeki davanın açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ...; dava konusu 5 nolu bağımsız bölümü muristen bedelini nakten ödeyerek satın aldığını, taşınmazı satın aldıktan uzun bir süre sonra taşınmazda murisin torunu ...’in kiracı sıfatıyla oturmaya başladığını, taşınmazın halen kendisinin tasarrufunda olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; murisin işlerinin gelini ... tarafından görüldüğü, bu nedenle murisin maliki olduğu 17 nolu bağımsız bölümü minnet duygusu ile davalı gelini ...’ya devrettiği, 5 nolu bağımsız bölüm yönünden murisin taşınmazı davalı ...’a satmasını gerektirir bir neden olmadığı, satıştan sonra da murisin hayatında bir değişiklik meydana gelmediği, satış bedelinin ödendiğine dair somut bir belge bulunmadığı, davalı ...’ın murisin akrabası olduğu, dava konusu taşınmazda satıştan sonra davalı ...’nın oğlu ...’in oturduğu,
dava konusu 18 nolu bağımsız bölümün ara malik sıfatıyla öncelikle ...’a devir edildiği, akabinde davalı ...’nın aldığı, dava dışı ...’a satışa ilişkin murisin taşınmazını satış yapmaya ihtiyacının olmadığı, satıştan sonra da murisin hayatında bir değişiklik olmadığı, paranın ödendiğine dair somut bir belge de bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın reddine, davalılar ... ve ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalılar ... ve ... vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
muris ...’in adına kayıtlı taşınmazların müteahhide verilmesi sonucu murise isabet eden bağımsız bölümlerden murisin, davacı çocuklarına 107 76... parsel sayılı taşınmazdaki 3, 6 ve 8 nolu bağımsız bölümleri satış suretiyle devrettiği, murisin 18.03.2010 tarihinde kendisinden önce ölen kızının eşi ...'e 17 nolu, davalı oğlu ...'ya da 20 nolu bağımsız bölümleri satış suretiyle temlik ettiği, murisin her bir mirasçısına birer daire satışına ilişkin olarak yapılan temliklerde murisin paylaştırma kastıyla hareket ettiği sonucuna varıldığı,
muris tarafından davaya konu 18 nolu bağımsız bölüm ile dava dışı ve paylaştırmaya konu 19... nolu bağımsız bölümleri 18.03.2010 tarihli aynı resmi akit ile devrettiği, bu resmi işleme yönelik olarak iradenin bölünmezliği ilkesinin gözetilmesi gerektiği, bu haliyle ara malik ... aracı kılınmak suretiyle ...'ya 18 nolu bağımsız bölümün temlik edildiği iddiası yönünden davanın reddi gerektiği, Mahkemece bu bağımsız bölüme yönelik davanın kabulünün hatalı olduğu,
dava konusu 17 nolu bağımsız bölümün yönünden ise, muris ...’ın bu bağımsız bölümü intifa hakkını üzerinde bırakarak çıplak mülkiyetini 21.01.2011 tarihinde gelini olan, oğlu ...'nın eşi ...'e satış suretiyle temlik ettiği, davalı ...’nın murise baktığını savunmuş ise de bakımın olağanüstü özveri gerektiren bir bakım olmadığı, murisin oğlu ... ve gelini ile daha yakın ilişkiler içerisinde olduğu, davalı gelin ... tarafından sağlanan desteğin semen olarak kabulünün mümkün olmadığı,
murisin bu temlikte minnet duygusundan öte mal kaçırma amacıyla hareket ettiği, bu bağımsız bölüme yönelik davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, davaya konu 5 nolu bağımsız bölümün ise muris tarafından 03.08.2010 tarihinde akrabası olan ...'a satış suretiyle temlik edildiği, murisin bu devri yapmasını gerektirir haklı ve makul bir nedeni bulunmadığı, ...'ın temlik bedelini ödediğini ispat edemediği, temlikteki bedel ile rayiç değer arası bir mislini aşar fark bulunduğu, davalının emanetçi konumunda olduğu,
Mahkemece bu bağımsız bölüme yönelik davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının kabulüne , İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davalı ... ve ... yönünden davanın kabulüne, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davacılar vekili ile davalı ... mirasçıları vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesinin yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, davalı ...’nın cevap dilekçesinde murisin paylaştırma iradesine ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadığını, dava konusu 18 nolu bağımsız bölümün muris tarafından dava dışı ...’ya devredildiğini, ... tarafından da 12 gün sonra ... tarafından davalı ...’ya devredildiğini, davalıların taşınmazları alabilecek maddi durumlarının olmadığını, muris tarafından son dönemlerinde oğlu ...’ya ikisi dolaylı olmak üzere toplam 3 taşınmaz, ...’nın eşine bir taşınmaz devrettiğini,
murisin ... ve ailesine toplam 5 tane taşınmaz devrettiğini, 6 taşınmazı ise vasiyet ettiğini, davacılara ise birer taşınmaz devrettiğini, bu durumun da gösterdiği üzere murisin amacının hak dengesini gözetir bir paylaşım olmadığını, murisin davalı oğlu ... ve ailesinin diğer mirasçılarından üstün tuttuğunu, bu nedenle dava konusu 18 nolu bağımsız bölüm yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, murisin dava konusu 17 nolu bağımsız bölümü minnet duygusu ile davalı ...’ya devrettiğini, murisin yıllardır tüm hizmetinin davalı gelini ... tarafından görüldüğünü, tanıkların da bu hususu desteklediğini, bu durumu davacıların da kabullendiğini, murisin altı taşınmazını davalı ...’nın oğulları ... ve ...’e vasiyet etmesi üzerine eldeki davayı açtıklarını, murisin davacılara da taşınmazlar verdiğini, amacının hak dengesini gözetir bir şekilde paylaştırma olduğunu,
murisin yaptığı vasiyeti bakımından İstanbul Anadolu 22.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/250 Esas sayılı dosyası ile vasiyetnamenin iptali davası açıldığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı ...’nın torunu olan ...’in taşınmazın alımından çok uzun bir süre sonra kiracı olarak ikamet ettiğini, taşınmazın ...’den önce başka kişilere kiraya verildiğini, taşınmaz boşalınca da ...’in anne ve babasına yakın oturmak için taşınmazı kiraladığını, Mahkemece bu hususların hiçbirinin dikkate alınmadığını, murisin sağlığında davacılara da taşınmaz verdiğini, murisin muvazaalı işlem yapmasını gerektirecek bir neden bulunmadığını, satışın gerçek olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir
1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden.
1929 doğumlu mirasbırakan ...’in 28.10.2017 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak davacı çocukları ..., ... ve ... ile davalı oğlu ...’nın kaldığı, mirasbırakanın 18.03.2010 tarihli 2854 yevmiye nolu akitle maliki olduğu 7 parsel sayılı taşınmazdaki 18 nolu bağımsız bölümü dava dışı ...’ya, 19 nolu bağımsız bölümü dava dışı ...’ya, 20 nolu bağımsız bölümü davalı ...’e satış suretiyle devrettiği, ...’ın 18 nolu bağımsız bölümü 30.03.2010 tarihinde davalı ...’ya satış suretiyle devrettiği, yine murisin maliki olduğu 7 parsel sayılı taşınmazdaki 5 nolu bağımsız bölümü 3.08.2010 tarihinde davalı ...’a,
17 nolu bağımsız bölümün ise intifa hakkını üzerinde bırakarak çıplak mülkiyetini 21.01.2011 tarihinde davalı gelini ...’ya satış suretiyle temlik ettiği, davacılarca muris tarafından devredilen 7 parsel sayılı taşınmazdaki 5, 17... nolu bağımsız bölümlerin dava konusu edildiği, davalı ...’nın istinaf aşamasında öldüğü anlaşılmaktadır.
2. Davalı ... mirasçıları vekili ile davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayanağı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı ... adına kayıtlı 17 nolu bağımsız bölüm ve davalı ... adına kayıtlı 5 nolu bağımsız bölüm yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Bu nedenle davalı ... mirasçıları vekili ile davalı ... vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3. Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır.
Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır.
Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup-olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olayda;her ne kadar, Bölge Adliye Mahkemesince, murisin davacı çocuklarına 7 parsel sayılı taşınmazdaki 3, 6 ve 8 nolu bağımsız bölümleri satış suretiyle devrettiği, 18.03.2010 tarihli 2854 yevmiye nolu resmi senetle ise kendisinden önce ölen kızının eşi ...'e 19 nolu, davalı oğlu ...'ya da 20 nolu bağımsız bölümleri satış suretiyle temlik ettiği , murisin her bir mirasçısına birer daire satışına ilişkin olarak yapılan temliklerde murisin paylaştırma kastıyla hareket ettiği,
muris tarafından davaya konu 18 nolu bağımsız bölüm ile dava dışı ve paylaştırmaya konu 19... nolu bağımsız bölümlerin 18.03.2010 tarihli aynı resmi senet ile devredildiği, bu resmi işleme yönelik olarak iradenin bölünmezliği ilkesinin gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle, ara malik ... aracı kılınmak suretiyle ...'ya devredilen 18 nolu bağımsız bölüm yönünden davanın reddine karar verilse de, yapılan değerlendirmenin hatalı olduğu, belirtilen resmi senetle davacılara yapılan herhangi bir temlik olmadığı, ...’ya yapılan bir temlik olduğu,
davacıların aynı resmi senetle ara malik ...’a devredilen 18 nolu bağımsız bölüm hakkında dava açtıkları, davalı ...’ya devredilen 20 nolu bağımsız bölüm için dava açmadıkları, bu durumda iradenin bölünmezliği ilkesinin somut olayda uygulama yeri olmadığı,
murisin 18.03.2010 tarihli 2854 yevmiye nolu akitle, maliki olduğu 7 parsel sayılı taşınmazdaki 18 nolu bağımsız bölümü dava dışı ...’ya, 19 nolu bağımsız bölümü dava dışı ...’ya, 20 nolu bağımsız bölümü davalı ...’e satış suretiyle devrettiği, ...’ın da 18 nolu bağımsız bölümü 30.03.2010 tarihinde davalı ...’ya satış suretiyle devrettiği, davalı tanığı olarak dinlenilen ara malik ...’ın, dava konusu bağımsız bölümlerin bulunduğu bina inşaatının elektrik işlerinin kendisi tarafından yapıldığı, bu işlerin yapılması için muris ... ile anlaştığı, murisin kendisine daha önceden kalan bakiye borcunun da bulunduğu,
muristen olan bakiye alacağı ve inşaatta yaptığı işler karşılığı olarak muristen 18 nolu bağımsız bölümü devraldığını beyan ettiği, ...’ın murise herhangi bir satış bedeli ödemediği, temlik aldığı taşınmazı da 12 gün sonra murisin oğlu olan davalı ...’ya satış suretiyle devrettiği, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğu, murisin geriye kalan 6 adet dairesini de 1/2’şer paylarla davalı ...’nın oğulları ... ve ...’e vasiyet ettiği, murisin asıl amacının ara malik kullanarak taşınmazı oğlu ...’ya devretmek ve ...’ya diğer mirasçılarından daha fazla taşınmaz kazandırmak olduğu,
temlikin mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapıldığı sonucuna varılmaktadır.
Hâl böyle olunca dava konusu 18 nolu bağımsız bölüm yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile bu taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
VI.KARAR
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/5232, K. 2025/4781, 3 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama