KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2024/5576 E., 2025/5298 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/396 E., 2024/200 K.
Karar Metni
747 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Mahkemece verilen karar, davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; Tunceli ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde kain doğusunda 1 90... , 1 88... , 1 92... , 7 parseller ve yol ile çevrili olan tespit harici alanın 20 yıldan fazladır nizasız fasılasız davacıların zilyetliğinde bulunduğunu, murisleri ... ...'ın dava konusu taşınmazın doğusunda bulunan 1 90... parseli 1991 yılında satın aldığını ve her iki taşınmazı da ekip biçmek suretiyle kullandığını ileri sürerek taşınmazın adlarına veraset ilamındaki payları oranında tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir.
II. CEVAP
Davalı Hazine ve dahili davalı vekilleri; iktisap şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini istemişlerdir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 08.03.20 16... /919 Esas, 2016/144 Karar sayılı kararı ile; çekişmeli taşınmazda davacılar lehine zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kabulüne, fen bilirkişisinin ek raporunda belirtilen 1.518, 83... yüz ölçümlü alanın davacılar adına tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Kararın davalı Hazine ve dahili davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26.11.20 19... /13093 Esas, 2019/7770 Karar sayılı kararıyla; eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiği, taşınmazın imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olup-olmadığının tespit edilmediği, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun tespiti halinde ise zilyetliğin 1991 yılında başladığı ve taşınmazın 2006 yılında onaylanan imar planı kapsamında kalması nedeniyle zilyetlikle iktisap şartlarının da bu tarihe göre belirleneceği ve buna göre 2006 yılı itibariyle davacılar lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmayacağı hususunun da göz önünde bulundurulmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın imar-ihyaya muhtaç alanlardan olduğu, 1991 yılından sonra zilyetliğin başladığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17/2. maddesi uyarınca taşınmazın 2006 yılında onaylanan imar planı kapsamında kalması nedeniyle zilyetlikle iktisap şartlarının da bu tarihe göre belirlenmesi gerektiği ve buna göre 2006 yılı itibariyle davacılar lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığı, davacı tarafın dava konusu taşınmazda 20 yıl süreyle fasılasız olarak zilyetliğinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine kararı verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarında 1984 yılı ile 1994 yılı arasında tarımsal faaliyetin başladığı belirtilerek zilyetliğin ne zaman başladığına ilişkin tespitte bulunulduğunu, dava konusu taşınmazın aktif dere yatağı ve etki alanında kalması sebebiyle tespit dışı bırakıldığına dair kadastro tutanaklarında bir tespit bulunmadığını, dava konusu taşınmazın zilyetlik ve imar-ihya ile kazanılacak yerlerden olduğunu, bilirkişi raporunda taşınmazın dere taşkınlarından etkilenmediğinin belirtildiğini, taşınmazın 20 yıldan fazla süre boyunca davacı tarafın zilyetliğinde ve tasarrufunda olduğunu,
mahalli bilirkişi beyanları ile bilirkişi raporlarından bu durumun anlaşıldığını, taşınmaz üzerinde 1984-1994 yılları arasında tarımsal faaliyete başlanıldığının, üzerine farklı yıllarda farklı çeşitte meyve ağacı dikilmek suretiyle ekonomik amaca uygun kullanım gerçekleştiğinin ve karışık meyve bahçesi niteliği taşıdığının saptandığını, taşınmazın imar-ihyaya muhtaç alanlardan olup 1991 yılından sonra zilyetliğin başladığını, 02.12.2022 tarihli Tunceli Belediye Başkanlığınca yazılan müzekkereye verilen cevapta dava konusu taşınmazın 10.04.2013 tarihli 27 sayılı karar ile imar planı sınırlarına dahil edildiğinin bildirildiğini,
davacılar lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; Hazinenin yatırdığı masrafların davacılardan tahsiline karar verilmediğini, ayrıca nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava; kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz bölümünün 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14, 17... sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddeleri uyarınca tescili istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; Tunceli ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan dava konusu yerin 1989 yılında yapılan kadastro çalışmalarında paftasında yol ve dere olarak tespit harici bırakıldığı anlaşılmaktadır. Temyiz olunan nihai kararların bozulması, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla, 1086 sayılı HUMK'un uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/5576, K. 2025/5298, 24 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama