KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2024/5639 E., 2025/5333 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/83 E., 2024/303 K.
Karar Metni
1.362 kelime·7 dk okuma·7 bölüm
Mahkemece, bozmaya uyularak verilen karar davalılar ... vd. vekili, davacılar vekili, davalılar ... vd. vekili (katılma yoluyla) tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar ..., ..., ... ve ...; muris babaları ...’in dava konusu 444 parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 payını mirastan mal kaçırmak amacıyla 1958 yılında oğulları ... ve ...'a yarı yarıya satış yoluyla temlik ettiğini ileri sürerek miras payları oranında tapu iptali ve tescile karar verilmesini istemişler; davacılardan ...’nin yargılama sırasında ölümü üzerine davasını mirasçıları takip etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar; kök muris ...'ın ölen oğulları ... ve ...'ın mirasçıları olduklarını, temlikte muvazaanın bulunmadığını belirtip davanın reddini savunmuşlar; davalılardan ... ...’ın yargılama sırasında ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece; muvazaa iddiasının da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Kararın taraflarca temyizi üzerine Dairemizin 10.01.2017 tarihli ve 2012/13173 Esas, 2017/140 Karar sayılı kararı ile; öncelikle davaya konu taşınmazın kadastro tespit tutanağı ile kadastro tespitine esas alınan dayanak tapu kayıtlarının tüm tedavülleriyle birlikte getirtilmesi, temlik işleminin bu kayıtlar üzerinden denetlenmesi, tarafların delillerinin eksiksiz toplanması ve muris muvazaası ilkeleri çerçevesinde değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi için karar bozulmuş, bir kısım davalılar vekilinin karar düzeltme isteği Dairemizce reddedilmiş;
bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin 06.09.2019 tarihli ve 2018/92 Esas, 2019/253 Karar sayılı kararı ile; davacı ... mirasçıları ile davalı ... ... mirasçılarının davacı ve davalı sıfatlarının birleştiği gerekçesiyle bunlar yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davacıların diğer davalılar aleyhine açtıkları dava bakımından ise iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 07.09.2021 tarihli ve 2020/245 Esas, 2021/3817 Karar sayılı kararı ile;
hükmüne uyulan bozma kararı uyarınca inceleme yapıldığının anlaşılmasına göre ve özellikle muvazaa iddiasının ispatlanamadığı gözetilmek suretiyle davacıların, davalılar ... ..., ..., ... dışındaki diğer davalılara yönelik açtıkları davanın yazılı şekilde reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak davacı ...’ın davalılar ... ..., ... ve ...’a karşı yönelttiği dava bakımından;
adı geçen davalıların aynı zamanda davacı ...’ın mirasçıları oldukları gözetildiğinde davacı ve davalı sıfatlarının birleştiği, o halde ..., ..., ... ve ... yönünden davacı ve davalı sıfatlarının birleştiği gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesinin doğru olduğu, ne var ki davacı ...’ın, ... ... dışındaki diğer çocukları ve mirasçıları olan ..., ..., ..., ... ve ... bakımından davacı ve davalı sıfatlarının birleştiğinden söz edilemeyeceği, hal böyle olunca;
davacı ve davalı sıfatı birleşmeyen ... mirasçıları ..., ..., ..., ... ve ... yönünden işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile adı geçenler hakkında da davacı ve davalı sıfatlarının birleştiğinden bahisle karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesinin doğru olmadığına değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş; bozma kararına karşı davacılar vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 12.10.2022 tarihli ve 2022/6315 Esas, 2022/6643 Karar sayılı kararı ile;
davacı konumunda olan ... mirasçıları ..., ..., ..., ... ve ... yönünden ve davacı ..., ... ve ...’nin davalı ... ... mirasçılarına yönelik talepleri yönünden işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile davacılar vekilinin, davalı ... ve ... vekilinin bu yöne değinen karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemizin 07.09.2021 tarihli kararının ortadan kaldırılmasına, Mahkemenin 06.09.2019 tarihli kararının açıklanan nedenle bozulmasına karar verilmiş; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla
; davacı ... mirasçıları ile davalı ... ... mirasçıları ..., ..., ... ve ...'ın davacı ve davalı sıfatları birleştiğinden bu kişiler bakımından açılan davalar yönüyle karar verilmesine yer olmadığına, davacıların diğer davalılar aleyhine açtıkları davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili; tüm dosya kapsamı ile muvazaa iddialarının sabit olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalılar ... vd. vekili ile davalılar ... vd. vekili; lehlerine nispi yerine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirtip kararın bu yönden düzeltilerek onanmasını istemişlerdir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; muris ... oğlu ...'in 1899 doğumlu olup 09.01.1988'de öldüğü ve geride mirasçıları olarak davacı kızları ..., ..., ... ve ... ile 17.02.2008 tarihinde ölen oğlu ...'ın mirasçıları ve mirasbırakandan önce 08.02.1959 tarihinde ölen oğlu ...'in mirasçılarının kaldığı; davaya konu 444 parsel (530 00... tarla) sayılı taşınmazın 29.04.1957 tarihinde yapılan kadastro tespitinde, tapu kaydına dayalı olarak yarı yarıya ... oğlu ...(muris) ve ... oğlu ... adlarına tespit edildiği;
sonrasında tespit tutanağının mülkiyet sütununa "... hissesi 28.1.1958 tarih ve 66... ... no.lu kayıtlarla tarlanın yarısı 2 hisse itibar edilerek 1/2 hissesi ... oğlu ... ve 1/2 hissesi ... oğlu ... üzerlerine münakale görmüştür" açıklamasının düşüldüğü ve taşınmazın 1/2 payının 2/8'er olarak ... ve ... adlarına, 4/8 payının da ... oğlu ... adına yazıldığı, bu şekilde oluşan tespitin 21.03.1958 tarihinde kesinleştiği;
tapu senedi fotokopisinde ve bozma üzerine getirtilen 28.1.19 58... , 67, 68, 69 sıra no.lu kayıtlada "... oğlu ...'in şayian uhdesinde iken bu kerre nısıf hissesini iki hisse itibar ederek üç parça tarla bedeli meyanında (4000) liraya satmıştır." ibaresinin bulunduğu; davacılardan ...’nin yargılama sırasında 19.05.2016 tarihinde ölümü üzerine dahili davacı çocukları ..., ..., ..., ..., ... ile davalı oğlu ... ...’ın mirasçı kaldıkları;
...’in 1981 yılında ölen kızı ... ... ile evli olan davalı ... ...’ın dava konusu taşınmazda paydaş oldukları, yine aynı şekilde davalı ... ... ile ölen eşi ... ...’ın müşterek çocukları olan davalılar ... ve ...’ın da dava konusu taşınmazda paydaş oldukları, davalı ... ...’ın yargılama sırasında 30.07.2018 tarihinde ölümü üzerine son eşi ... ve bu eşten olma kızı ... ile önceki eşi ...’den olma çocukları davalılar ... ve ...’ın mirasçı kaldıkları anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Bilindiği üzere, kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 297/2. maddesine göre, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.
Somut olayda; bozma kararımızda da açıkça belirtildiği üzere davacı konumunda olan ... mirasçıları ..., ..., ..., ... ve ... yönünden ve davacı ..., ... ve ...’nin davalı ... ... mirasçılarına yönelik talepleri yönünden işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken bozmadan önce kurulan hatalı hükmün kısmen tekrarı ile tereddüte yol açacak şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Tarafların bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Davalıların vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca, gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda dava değerinin gayrimenkulün değerine göre belirleneceği öngörülmüştür. Dava değerinin belirlenmesinde taşınmazın dava tarihindeki keşfen saptanacak gerçek değerinin esas alınacağı kuşkusuzdur.
Muris muvazaası hukuki nedenine dayalı davalarda dava değeri taşınmazın tümünün değeri üzerinden davayı açan mirasçı veya mirasçıların payına isabet eden değerdir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323/1-ğ maddesine göre, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti yargılama giderleri kapsamında olup yine aynı Kanun'un yargılama giderlerinden sorumluluğu düzenleyen 326/1. maddesinde; “Kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.” hükmü düzenlenmiştir. Bilindiği üzere konusu para ve para ile değerlendirilebilen bir şey olan davalarda vekâlet ücreti nispi tarifeye göre hesaplanır. Taşınmazlarla ilgili davalarda vekâlet ücretine esas olan değer ya dava dilekçesinde gösterilen değer veya mahkemece keşifte belirlenen ve buna göre eksik harcı tamamlanan değerdir.
O halde, Mahkemece kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına harcı ikmal edilen dava değeri (2.055.586,93 TL) üzerinden nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine karar verilmesi doğru değildir.
Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK'nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle; Taraf vekillerinin temyiz itiazlarının değinilen yönlerden kabulü ile;
Mahkeme kararının; hüküm kısmının 1., 2. ve 4. fıkralarında yer alan ibarelerin tümden hüküm fıkrasından çıkartılmasına, yerlerine sırasıyla.
"1- Davacı ... mirasçılarından ... ... ile davalı ... ... aynı kişi olduklarından ... ... mirasçıları ..., ..., ... ve ...'ın davacı ve davalı sıfatları birleşmekle; bu kişiler bakımından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA", "2- Davacı ... mirasçıları ..., ..., ..., ... ve ... ile diğer davacılar ..., ... ve ...'in davasının ESASTAN REDDİNE,",
"4- Davalılar davalılar ... ve arkadaşları ile davalılar ... ve arkadaşları kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürülükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan 236.446,95 TL nispi vekalet ücretinin ... ... mirasçıları dışındaki davacılardan müştereken müteselsilen alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalılara verilmesine," ibarelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/5639, K. 2025/5333, 24 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama