KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2025/2140 E., 2025/5224 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/91 E., 2024/14 K.
Karar Metni
1.597 kelime·8 dk okuma·9 bölüm
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı ... temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ...; ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan, hudutlarını dava dilekçesinde belirttiği taşınmaz bölümünün adına tescili istemiyle, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenine dayanarak dava açmıştır.
II. CEVAP
Davalı ... temsilcisi; dava konusu taşınmaz bölümünde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddelerinde belirtilen kazanım koşullarının davacı lehine oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 25.03.2003 tarihli ve 1998/17 Esas, 2003/92 Karar sayılı ilamıyla zilyetlikle kazanım koşullarının davacı lehine oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 29.03.2005 tarihli, 2004/8829 Esas, 2005/2519 Karar sayılı ilamıyla; “Mahkemece, başka bir davaya ait gerekçenin eldeki davaya aktarıldığının anlaşıldığı, dosya kapsamından dava konusu taşınmaz bölümlerinin ... köyü çalışma alanında kaldığı anlaşıldığına göre, davanın adı geçen köye de yöneltilmesi gerektiği bu sebeple Mahkemece, yöntemince taraf teşkili sağlandıktan sonra dava konusu taşınmaz bölümlerinin hangi tarihte ve ne sebeple tescil harici bırakıldığının araştırılması, komşu
taşınmazlara ait kadastro tespit tutanak ve dayanaklarının getirtilmesi, dava tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması, belgesiz araştırması da yapıldıktan sonra toplanan deliller uyarınca karar verilmesi” gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda 16.07.2014 tarihli ve 2006/53 Esas, 2014/297 Karar sayılı kararla; dava konusu taşınmaz bölümlerinin uzun yıllardır tarım yapılan yerlerden olduğu ve zilyetlikle kazanım koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, teknik bilirkişinin 20.06.2014 havale tarihli raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 6.040, 09... ve (B) harfi ile gösterilen 4.437, 11... yüz ölçümündeki taşınmaz bölümlerinin davacı ... adına tesciline karar verilmiştir.
Davalı ... vekili ile dahili davalılardan ... vekilinin temyizi üzerine. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 27.10.2015 tarih, 2014/21448 Esas, 2015/12671 Karar sayılı ilamıyla.
“Mahkemece 30.04.2014 tarihinde taşınmazın bulunduğu ... köyünden dinlenen yerel bilirkişilerin, dava konusu taşınmazların davacının kullanımı öncesinde ... köyüne ait mera olduğunu belirtmeleri üzerine; mera iddiası bulunması nedeniyle 04.07.2014 tarihinde yapılan ve bu kez davacının köyü olan ... köyünden dinlenen mahalli bilirkişilerin ise taşınmazların mera olmadığı ve taşınmazların ... köyü sınırları içerisinde kaldığı,
... köyü ile sınır olduğu iddiasında bulunduklarına göre, Mahkemece ... ve ... köyleri dışında, dava konusu taşınmaza yakın olan ve dava konusu taşınmazın bulunduğu yöreyi iyi bilen komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar, teknik bilirkişi ve 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılması, taşınmazların kadim mera olup olmadığı hususundaki beyanlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi, taşınmazların kadim mera olduğunun anlaşılması halinde bu gibi yerlerin zilyetlik süresi neye ulaşırsa ulaşsın iktisabının mümkün olmadığının düşünülmesi,
kadim mera olmadığının anlaşılması halinde ise taşınmazların imar planı kapsamında kalıp kalmadığı, kalıyor ise imar planının onay tarihinin ilgili yerlerden sorularak dosya arasına alınması, imar planı içerisinde kalması halinde onay tarihine kadar zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması; bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm delillere göre bir karar verilmesi” gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda 12.05.2016 tarihli ve 2016/ 45... /175 Karar sayılı kararla; dava konusu taşınmaz bölümlerinin mera vasfında olmadığı, uzun yıllardır tarım yapılan yerlerden olduğu ve zilyetlikle kazanım koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, teknik bilirkişinin 05.05.2016 havale tarihli raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 6.040,09 metrekare ve (B) harfi ile gösterilen 4.437,11 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz bölümlerinin davacı ... adına tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili, dahili davalı ... vekili ile dahili davalılardan ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 10.01.2022 tarihli ve 2021/9068 Esas, 2022/65 Karar sayılı ilamı ile; dahili davalı ... tarafından Mahkemece verilen ve aynı mahiyette olan 16.07.2014 günlü hükmün temyiz edilmediği, bu nedenle hükmün bu davalı yönünden kesinleşmiş olduğu, davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dosya içeriğine, bozma kararında açıklandığı gibi işlem yapılarak karar verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, ancak yargılama sırasında dava konusu taşınmaz bölümlerinin bulunduğu yerde toplulaştırma çalışması yapıldığı,
geri çevirme kararıyla dosya arasına alınan belgelerden taşınmaz bölümlerinin bazı kısımlarının Hazine adına kayıtlı 2 91... parsel, bazı kısımlarının ise mera vasfı ile sınırlandırılmış olan 2 92... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığı,
Mahkemece, tescil davası olarak açılan davanın tapu iptali ve tescil davasına dönüştüğü gözetilerek teknik bilirkişiden dava konusu taşınmazların hangi kısımlarının hangi taşınmazda kaldığını ayrı ayrı yüz ölçümleri ile gösteren, koordinatlı, krokili ve infaza elverişli ek rapor aldırılarak tescil hükmü kurulmadan önce tapu kaydının iptaline karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemiş olmasının isabetsiz olduğu gerekçesiyle dahili davalı ... vekilinin temyiz isteminin reddine, diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, 24.11.2023 tarihli raporda (A1) harfi ile gösterilen 5,92 m², (A2) harfi ile gösterilen 169,10 m² ve (A3) harfi ile gösterilen 579,17 m² alanın, (B2) harfi ile gösterilen 642,44 m² alanın mülkiyetinin davacı adına tespitine, 2 92... parsel sayılı taşınmazda (A4) harfi ile gösterilen 5.200,71 m² kısmın ve (B1) harfi ile gösterilen 1.147,34 m² kısmın 2 92... parsel sayılı taşınmazdan ifrazı ile mera sınırlandırmasının ve kamu orta malı olan tapu kaydının iptali ile son parsel numarası verilmek suretiyle tarla vasfı ile davacı adına tesciline,
2 91... parsel sayılı taşınmazda (A5) harfi ile gösterilen 85,19 m² kısmın ve (B3) harfi ile gösterilen 2.646,10 m² kısmın 2 91... parsel sayılı taşınmazdan ifrazı ile davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile son parsel numarası verilmek suretiyle tarla vasfı ile davacı adına tesciline, 2 91... parsel sayılı taşınmazda (B4) harfi ile gösterilen 1,23 m²'lik alan yönünden davadan feragat edildiğinden bu kısım yönünden davanın feragat nedeniyle reddine,
dava açıldıktan sonra dava konusu edilen taşınmazlar toplulaştırmaya tabi tutularak Hazine adına tescil edildiğinden yasal hasım olan ... ve ... hakkındaki dava konusuz kaldığından ve aynı zamanda ... hakkındaki dava ise Mahkemece aynı mahiyette olan 16.07.2014 tarihli hükmün temyiz edilmemesi nedeniyle hükmün bu davalı yönünden kesinleşmiş olduğundan bu davalılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... temsilcisi temyiz dilekçesinde; yol ve mera olarak ayrılan ve kamu orta malları siciline kaydedilen taşınmazlar hakkında kabul kararı verilmesinin 3402 sayılı Kanun'un 16. maddesine aykırı olduğunu, bu taşınmazların özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, aynı Kanun’un 17. maddesine göre imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmazların iktisabının mümkün olmadığını, yalnızca hava fotoğrafları ve tanık beyanına dayalı hüküm kurulmasının isabetsiz olduğunu, imar-ihya olgusunun değerlendirilmesi yönünden bilirkişi raporlarında eksiklik bulunduğunu,
gözleme dayalı düzenlenen bilirkişi raporlarında toprak yapısının tam anlamıyla incelenmediğini, dinlenen yerel bilirkişilerin kesin ve teyit edici bilgilerle birlikte imar-ihyanın başlangıcı ve bitiş tarihini bildirmediğini, davanın reddinin gerektiğini, bozma ilamları doğrultusunda araştırma yapılmadığını, ... ve ... köylerinden dinlenen yerel bilirkişi beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, taşınmazların kadim mera olup olmadığının yeterince araştırılmadığını, zilyetlikle iktisap koşullarının davacı lehine oluşmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin açılmış olup yargılama sırasında davaya konu taşınmazın toplulaştırma işlemine tabi tutulması nedeniyle tapu iptali ve tescil davasına dönüşmüştür.
Dosyanın incelenmesinden; davaya konu taşınmazın 04.01.1954 tarihinde kesinleşen kadastro çalışmalarında Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ziraate gayrisalih arazi olarak tespit harici bırakıldığı, davanın 05.02.1998 tarihinde imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak açıldığı, dava tarihinde sonra 2007 yılında 4342 sayılı Mera Kanunu kapsamında yapılan çalışmalar sırasında davaya konu taşınmazların bir kısmının 867 sayılı mera parseli olarak sınırlandırıldığı ve 16.10.2015 tarihinde mera olarak tescil edildiği, 25.09.2017 tarihinde yapılan toplulaştırma sonucunda 2 91... parsel numarasını aldığı,
fen bilirkişisinin 24.11.2023 tarihli raporunda yine toplulaştırma nedeniyle davaya konu taşınmaz bölümlerinin (A1), (A2), (A3), (B2) harfiyle gösterilen kısımlarının yola, (A4) ve (B1) harfiyle gösterilen kısımlarının 2 92... parsel sayılı meraya, (A5) ve (B3) harfleriyle gösterilen kısımlarının Hazine adına kayıtlı 2 91... parsel sayılı tarlaya ve (B4) harfiyle gösterilen kısmının dava dışı ... ... adına kayıtlı 2 91... parsel sayılı taşınmaza isabet ettiği, davacı vekilinin 16.01.2024 tarihli duruşmada dava dışı şahıs adına kayıtlı B4 bölümü yönünden davadan feragat ettiğini bildirdiği anlaşılmıştır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... temsilcisinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Ancak; davaya konu taşınmaz bölümlerinden dava tarihinden sonra 4342 sayılı Mera Kanunu kapsamında mera olarak sınırlandırılan 2 92... parsel sayılı taşınmaza isabet eden (A4) ve (B1) kısımları yönünden taşınmazların mera olarak tespitine dayanak teşkil eden idari işlemin ayakta olduğu gözetilerek tespit hükmü kurulması gerekirken Mahkemece bu idari işlem aşılmak suretiyle tapu kaydının iptali ve tescile karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı ... temsilcisinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı ... temsilcisinin Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının değinilen yönden kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının;
a) (1-d) numaralı bendinde yer alan “2 92... parsel sayılı taşınmazdan ifrazı ile mera sınırlandırmasının ve kamu orta malı olan tapu kaydının iptali ile Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi son parsel numarası vermek suretiyle tarla vasfı ile davacı ... adına tapuya tesciline" ibaresinin çıkartılarak yerine “mülkiyetinin davacı ...'e ait olduğunun tespitine” ibaresinin yazılması,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/2140, K. 2025/5224, 20 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama