KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2025/2546 E., 2026/1609 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mart 2026
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1746 E., 2025/402 K.
- İlk derece mahkemesi
- Kalecik Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/206 E., 2024/251 K.
Karar Metni
530 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastrosu sonucunda ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 350 parsel sayılı 4.500, 00... yüz ölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına, 351 parsel sayılı 12.300, 00... yüz ölçümündeki taşınmaz, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Kadastro tespiti 22.09.1955 tarihinde kesinleşmiş, 22/a çalışmaları sonucunda dava konusu 350 parsel sayılı taşınmaz 1 13... , 351 parsel sayılı taşınmaz da 1 13... parsel numarasını almıştır.
Davacılar vekili; dava konusu 3 50... parsel sayılı taşınmazların ... ili, ... ilçesi, ... köyü sınırlarında kalmasına rağmen yenileme çalışmaları sonucu ... ili ... ilçesi sınırları içerisinde bırakıldığını, davacılar adına 1954 yılında yapılan Toprak Tevzi Komisyon çalışmaları sonucu oluşan tapu kaydı bulunduğunu ileri sürerek tapu kaydı, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmak suretiyle dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ile 351 parsel sayılı taşınmazın ... ve ... adına; 350 parsel sayılı taşınmazın ... mirasçıları adına veraset ilamındaki payları oranında tapuya tescilini istemiştir.
Bir kısım davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ... ilçesi, ... köyünde 2008 yılında yapılan tesis kadastrosu esnasında toprak tevziinin 46... , 3, 4, 5 parsel sayılı taşınmazları, ... ilçesi, ... köyünde 1955 yılında yapılan tapulama çalışmaları sonucunda 3 50... parsel numarasını alması nedeni ile tespit harici bırakılarak ada parsel numarası almadığının belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
dava konusu taşınmazların kadastro tespitinin kesinleştiği 22.09.1955 tarihi ile davanın açıldığı 01.11.2017 tarih arasında 3402 sayılı Yasa'nın 12/3 ve geçici 4. maddesinde yazılı hak düşürücü sürelerin geçtiği, Mahkemece davanın hak düşürücü süre geçtiğinden reddine karar verilmesi gerekirken esastan reddine karar verilmesi doğru değilse de İlk Derece Mahkemesi kararının sonucu itibariyle doğru bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.(1) maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.03.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı ... vd. vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- KARAR -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/2546, K. 2026/1609, 3 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama