KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2025/3224 E., 2025/5053 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/792 E., 2025/292 K.
- İlk derece mahkemesi
- Sivas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/348 E., 2023/560 K.
Karar Metni
666 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar; kök muris ...’ın mirasçıları olduklarını, Sivas ili, ... ilçesi, ... köyü 557 parsel sayılı taşınmazın muris ...’ten kalmasına rağmen taşınmazın ... mirasçılarından sadece ... adına tespit ve tescil edildiğini, murisin kız çocukları ... ve ... adına tescil yapılmadığını, yolsuz tescilin söz konusu olduğunu, davalıların ... soy isminin ... olarak değiştiğini, taleplerinin hak düşürücü süre ya da zamanaşımına tabi olmadığını, kadastro tutanağına itiraz olduğunu, komisyon kararı tebliğ edilmediği için kararın kesinleşmediğini, 766 sayılı Kanun uyarınca kararın itiraz edene ve adına tescil edilene tebliği gerektiğini ileri sürerek tapu kaydının düzeltilmesi ile davacılar adına tesciline, olmazsa bedelin iadesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; tesis kadastrosu tutanaklarının 30.12.1976 tarihinde askı ilan süresinin sona erdiği, 01.061978 tarihinde ilgililere tebliğ olunduğu ve 24.07.1978 tarihinde tapulamanın yapıldığı tutanakların kesinleştiği, dolayısıyla Kadastro Kanunu'nun 12/3 hükmünde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra kadastro öncesi sebeplere istinaden davanın açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tapuda kayıtlı olmayan bir taşınmazın zilyetliğin devri ile devredilebileceği, resmi mülkiyet söz konusu olmadığından muvazaalı devirden de bahsedilemeyeceği, dayanak tapu kayıtları bulunmadığı, tapu kayıtlarında yapılan bir resmi devrin de söz konusu olmadığı,
kadastro öncesi tapusuz taşınmazların zilyetliğinin devredilmesinin taşınır hükmünde olup bu haliyle davanın Kadastro Kanunu'nun 12/3 hükmünde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu, süre geçtikten sonra kadastro öncesi sebeplere istinaden davanın açılamayacağının açık kanun hükmü olduğu,
bu nedenle tapu iptali ve tescile karar verilemeyeceği gibi aynı hakka dayanan taşınmaz bedeline de hükmedilemeyeceği, Mahkemece her ne kadar taşınmazın devredildiği yeni maliklerin davaya dahil edilmesi yönünde değerlendirme yapılmamış ise de karar usule ilişkin olup dava şartı yokluğundan ret kararı verildiğinden davanın esasına girilmesi ve taraf teşkili sağlanmasının usul ekonomisi ve yargılamanın çabukluğu ilkelerine aykırı olacağı, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olması nedeniyle reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık görülmediği gerekçesiyle başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; tescilin yolsuz olduğunu, muris muvazaası iddialarına yönelik gerekçe olmadığını, muris muvazaasında hak düşürücü süre olmadığını, tutanağın kesinleşmediğini, hak düşürücü sürenin geçmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedelin tahsili istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriğinden; kadastro çalışmalarında Sivas ili, ... ilçesi, ... köyü 557 parsel sayılı taşınmazın 08.06.1974 tarihinde Hazine adına tespit edildiği, tespit tutanağına itiraz edilmesi üzerine Komisyonun 30.05.1978 tarihli kararı ile taşınmazın ½ payının ... adına, ½ payının da davalıların murisi ... adına tespitine karar verildiği, Komisyon kararının 03.07.1978 tarihinde kesinleştiği ve taşınmazın 24.07.1978 tarihinde kütüğe tescil edildiği, davanın 10 yıllık hak düşürücü süreden sonra 06.07.2022 tarihinde açıldığı görülmüştür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle kök muris ...’in kadastro tespitinden önce 1959 yılında öldüğü gözetilerek davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/3224, K. 2025/5053, 17 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama