KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2025/3646 E., 2026/1781 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mart 2026
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/401 E., 2025/1386 K.
- İlk derece mahkemesi
- Çorum 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/201 E., 2024/382 K.
Karar Metni
723 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili; davalı ve davacının kardeş olduklarını, tarafların murisi olan babalarının sağlığında ... ili, ... ilçesi, .../... Mahallesi, Köyiçi Mevkii, 215 ada, 58 parsel sayılı taşınmazı davalıya temlik ettiğini, taşınmazın esasen bağışlanmış olmasına rağmen tapuda satış gösterilmek suretiyle temlik edildiğini, söz konusu satış işleminin müvekkilini miras hakkından mahrum bırakmak amacıyla muvazaaya dayalı olarak yapıldığını, zira taraflar arasında ortada herhangi bir para akışının da olmadığını beyanla taşınmazın davalıya karşılıksız kazandırıldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payı oranında müvekkili davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, muvazaa iddiasının doğru olmayıp satışın gerçek olduğunu, murisin terekesinin dava konsu taşınmazdan ibaret olmayıp menkul ve gayrimenkul başkaca pek çok malvarlığının da bulunduğunu, müvekkilinin muris babasıyla birlikte uzun yıllar Almanya’da yaşadığını, Türkiye'ye dönen murisin davalının da dönmesi için ısrar ettiğini ve sonrasında davalının bedelini ödeyerek dava konusu taşınmazı satın aldığını, eşi ile birlikte taşınmaz üzerine ev inşa eden davalının tüm masrafları karşıladığını,
müvekkiline terekeden karşılıksız bir kazanım olmayıp bilakis davalı tarafın muristen kalan tarlaları kendi nam ve hesabına işlettiğini ve gelirinden diğer mirasçılara pay vermediğini ve dahi murisin davacı yararına karşılıksız kazandırmalarda bulunduğunu, dolayısıyla tereke gelirinden mahrum bırakılan ve mağdur olan tarafın davalı olduğunu,
ayrıca müvekkilinin muris ile yakından ilgilenmesine rağmen davacının babası ile kuramadığı yakınlık nedeniyle duyduğu öfke sonucu haksız kazanç temini maksadıyla ve asılsız iddialarla açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyaya celbedilen tapu kayıtlarından, ... ili, ... ilçesi, .../...
Mahallesi 2 15... parsel sayılı taşınmazın muris ...ail tarafından 17.08.19 99... yevmiye numaralı işlem ile 50.000,000 Türk Lirası bedel üzerinden davalıya devredildiğinin görüldüğü, konuya ilişkin emsal içtihatlar çerçevesinde yapılan değerlendirmede, davacı davaya konu taşınmazın devrinin karşılıksız olarak mal kaçırma amacına binaen yapıldığını iddia etmiş ise de tanık ...'nin taşınmazın bedel karşılığı alındığı, davalıya yapılan devirde bedel noktasında davalının eşinin de maddi desteğinin olduğunu beyan ettiği, diğer tanık anlatımlarından da anlaşılacağı üzere davaya konu taşınmaz üzerindeki evin davalı ve eşi tarafından yaptırıldığı,
bu noktada davalı tarafça taşınmaza yapılan harcama da gözetildiğinde devrin karşılıksız yapıldığından söz edilemeyeceği, yine yörede kız çocukları lehine mal kaçırma amaçlı devir işlemlerine yargısal pratikte rastlanılmadığı gibi murisin mirasçılarından mal kaçırmasını gerektirir bir durumunun da dosyaya yansımadığı, dosya arasına alınan tapu kayıtlarından dava konusu taşınmazın devrinin yapıldığı tarihte murisin devre konu taşınmazından başkaca taşınır ve taşınmaz malvarlığının bulunduğu,
dosya arasına alınan tapu kayıtlarından murisin terekesinden aralarında davalının da bulunduğu mirasçılarına birden fazla taşınmazın intikal ettiği dolayısıyla murisin geride hatırı sayılır miktarda taşınmazının kaldığının anlaşıldığı, daha değerli olan taşınmazlar varken köydeki bir taşınmazın davalı kızına devredilmesinin mal kaçırma iradesi ile bağdaşmayacağı, nitekim devrin gerçekleştiği 1999 yılından sonra vefatına kadar geçen sürede davalıya başkaca bir taşınmaz devri yapması imkân dahilindeyken bu yönde bir tasarrufta da bulunulmadığının anlaşıldığı,
bu durumun mal kaçırma iradesi ile uyuşmadığı dikkate alındığında murisin mal kaçırmaya yönelik devirler yaptığından söz edilemeyeceği, aksi durumun kabulünün kişilerin sözleşme yapma iradesine ket vuracağı, murisin mal kaçırma amacına matuf muvazaalı bir devir yaptığı yönündeki iddianın dosya kapsamına göre sübut bulmadığı gerekçeleriyle davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- KARAR -
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/3646, K. 2026/1781, 5 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama