KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2025/3737 E., 2025/4757 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/51 E., 2022/721 K.
Karar Metni
834 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Mahkemece verilen karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; Şanlıurfa ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 322 parselin kuzeyinde yer alan, dava dilekçesine ekli krokide (A) harfi gösterilen 16.877, 45... 'lik taşlık alanın davacı tarafından emek ve masraf harcanarak imar-ihya edildiğini ve davacının dava konusu alanı zirai faaliyette bulunmak suretiyle 20 yıldan fazla süredir davasız ve aralıksız olarak malik sıfatıyla zilyetliğinde bulundurduğunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713. maddesinde belirtilen olağanüstü zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinmenin şartlarının gerçekleşmiş olduğunu ileri sürerek taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine temsilcisi; taşınmaz üzerine ev yapmanın imar-ihya sayılamayacağını, dava konusu taşınmazın tarım arazisi haline dönüştürülüp dönüştürülmediğinin araştırılması, kuru ve sulu arazideki sınırlamaların da göz önüne alınması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... Belediyesi vekili; salt zilyetlik iddiasıyla dava açıldığını, imar-ihya olgusunun kanıtlanması gerektiğini, davacı lehine iktisap koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 10.07.2015 tarih ve 2014/507 Esas, 2015/693 Karar sayılı kararı ile; iddianın kanıtlandığı, davacı lehine iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne, bilirkişisi raporunda (A) harfi gösterilen 16.877,45 m² yüz ölçümlü 333 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Kararın davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 20.09.2018 tarih ve 2016/2175 Esas, 2018/4946 Karar sayılı kararıyla; eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazda dava tarihi itibariyle 30 yılı aşkın süredir işlemeli tarım yapıldığı, tapulama çalışmalarında taşlık alan olduğundan tapulama harici bırakıldığı, davacı tarafça emek ve masraf sarf edilerek imar-ihya suretiyle taşınmazın çekişmesiz ve aralıksız 20 yılı aşkın süreden beri malik sıfatıyla tarım arazisi olarak kullanıldığı, davacı lehine iktisap şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazların dikkate alınması gerektiğini, tescil talepleri hakkında karar verilmemesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro sırasında tespit harici bırakılan yerin tescili istemine ilişkindir.
Şanlıurfa ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan dava konusu alanın 1973 yılında yapılan kadastro çalışmalarında taşlık olarak tespit harici bırakıldığı, 27.08.2014 tarihinde taşınmazın ihdasen 333 parsele gittiği ve 06.03.2025 tarihinde toplulaştırma çalışmaları sonucunda taşınmazın 16.5 24... yüz ölçümlü olarak tarla vasfı ile 1 10... parsel olduğu ve malik hanesinin "davalı" olduğundan boş bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, Mahkemenin Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşur. Diğer taraftan, Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu müessese Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09.05.1960 tarihli, 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı).
Ne var ki; Mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğini ve yapılan araştırmamın hüküm kurmak için yeterli olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır.
Şöyle ki, bozma kararında dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğraflarının tarihleri açıkça yazılmak suretiyle en az üç tanesi Harita Genel Komutanlığından getirilerek dosya arasına alınması ve jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, taşınmazda imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile sürdürülen zilyetliğin başlangıcı, şekli ve süresini belirtir şekilde rapor alınması gerektiği belirtildiği halde anılan inceleme yapılmadan karar verilmiştir.
Hâl böyle olunca; dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait farklı dönemlerde çekilmiş stereoskopik (çift) hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilmesi, 1 jeodezi ve fotogrametri mühendisi ile 1 fen bilirkişisinden oluşan bilirkişi kurulunun katılımı ile yeniden keşif yapılması,
jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiden dava konusu taşınmazın kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle hava fotoğraflarının ait oldukları yıllara göre taşınmaz bölümünün niteliğini, imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü belirten ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlemesinin istenmesi;
fen bilirkişisine keşfi takibe imkan verir ve denetime elverişli kroki ile rapor düzenlettirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmeden hüküm tesis edilmesi doğru değildir.
VI. KARAR
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/3737, K. 2025/4757, 3 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama