KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2025/4136 E., 2025/5174 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/563 E., 2024/1838 K.
- İlk derece mahkemesi
- Mardin 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/431 E., 2021/1534 K.
Karar Metni
645 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; Mardin ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 58... parsel (814 parsel) numaralı taşınmazdan 2.856, 70... 'lik kısmının nizasız fasılasız malik sıfatı ile zilyetliği ve tasarrufu altında olduğunu ancak taşınmazın Hazine adına tescil edildiğini ileri sürerek 2.856, 70... 'lik kısmını Hazine adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi uyarınca 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen ve tarih sayılı kararıyla; zilyetlikle kazanım şartlarının davacı lehine oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Mardin ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 58... parselde kayıtlı 2.856,7 08... 'lik kısmının davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu Mardin ili ... ilçesi ...
Mahallesi 1 58... parsel sayılı taşınmazın geldisinin 792 parsel sayılı taşınmaz olduğu, taşınmazın tapulama tutanağının 13.05.1985 tarihinde kesinleştiği, davanın 13.04.2021 tarihinde açıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması nedeni ile davacının kadastro öncesi zilyetliğe ilişkin eldeki davası hakkında bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz olduğu gerekçesiyle ve bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden;
davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne ve İlk Derece Mahkemesi kararının kamu düzenine ilişkin nedenlerle kaldırılmasına, HMK'nın 353/1-b.2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurularak, davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi uyarınca hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde; 1985 yılında kadastro tespiti yapıldığından kan davası nedeniyle köyde bulunmadığını ve kadastro tespitine itiraz edemediğini, taşınmazı kendi emekleriyle tarım arazisi haline getirdiğini, taşınmazın bitişiğindeki tescil harici alanın da kullanımında olduğunu, 1 58... parsel sayılı taşınmazın uzun yıllardır maliki olduğunu öne sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro sonucunda Mardin ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 58... parsel sayılı (Kök 792 parsel) taşınmazın Hazine adına tapuda kayıtlı olduğu, 21.11.1983 tarihinde düzenlenen kadastro tutanağı ile mera olarak sınırlandırıldığı, tutanağa yapılan itirazdan vazgeçilmesi üzerine 13.05.1985 tarihinde kesinleşerek mera özel siciline kaydedildiği anlaşılmıştır.
Hemen belirtilmelidir ki, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği 13.05.1985 tarihi ile eldeki davanın açıldığı 13.04.2021 tarihi arasında 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde belirlenen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hak düşürücü süre dava şartı olduğundan yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmelidir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre verilen karar usul ve kanuna uygun olup davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/4136, K. 2025/5174, 19 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama