KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2025/4346 E., 2025/4128 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/430 E., 2024/132 K.
- İlk derece mahkemesi
- Bahçesaray Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/230 E., 2022/120 K.
Karar Metni
1.034 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve asli müdahiller vekili tarafından temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; dava konusu ................Mahallesi 4 08... parsel numaralı taşınmazın kadastro çalışmaları sonucu davalı ... adına tapuya kaydedildiğini, müvekkillerinin babalarının ve dedelerinin bahse konu taşınmazın 300 yıldan fazla zamandır malikleri olduğunu, 1994 yılında köylere, yaylalara çıkış yasağı getirilmesi nedeniyle bu dönemde müvekkillerinin yerlerinden ayrılmak zorunda kaldıklarını, yasakların kalkmasıyla müvekkillerinin ve ailelerinin köylerine tekrar dönerek hayvancılık yapmaya devam ettiklerini, dava konusu taşınmazın önceleri müvekkillerinin dedeleri,
daha sonra babaları ve en sonunda müvekkillerinin zilyetliğine geçtiğini, halen davacıların zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu ileri sürerek davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir.
Asli müdahiller vekili; müvekkillerinin davacılarla birlikte müşterek hak sahipleri olduklarını, bu nedenle asli müdahil sıfatıyla davaya katılmak istediklerini, dava konusu taşınmazda müvekillerinin davacılarla birlikte 300 yıldan uzun bir süredir malik sıfatıyla zilyet hakları olduğunu, taşınmazın dedelerinden kendilerine kaldığını, müvekkilleri tarafından dava konusu taşınmazda halen hayvan otlatıldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile müvekkillerinin payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesi sunmamış, savunma getirmemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptal ve tescil davası olduğu, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 28.01.2010 tarihinde kesinleşerek tapu siciline kaydedildiği ve davalı ... adına kayıtlı olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafın kadastrodan önceki hukuki sebebe dayanmış olduğu,
Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesine göre tutanağın kesinleşme tarihinden itibaren davanın 10 yıl içinde açılması gerektiği, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi olan 09.07.2021 tarihi arasında 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu; asli müdahiller vekilinin de 28.02.2022 tarihinde asli müdahale dilekçesi sunduğu,
28.02.2022 tarihi itibariyle de 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davacının ve asli müdahillerin davalarının davalı ... yönünden ayrı ayrı reddine karar verilmiş, ayrıca dosyaya celp edilen tapu kaydı incelendiğinde taşınmazın malikinin davalı ... olduğu, davalı olarak gösterilen Maliye Hazinesine husumet yöneltilemeyeceği anlaşıldığından davalı Maliye Hazinesi yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve asli müdahiller vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; çekişmeli 4 08... parsel sayılı taşınmazın tapuda davalı gerçek kişi adına kayıtlı olup davalılardan Hazine adına kayıtlı olmadığı,
taşınmazın kadastro tespitinin 28.01.2010 tarihinde kesinleştiği, davacıların eldeki davayı 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra kadastrodan önceki nedenlere dayanarak 09.07.2021 tarihinde, asli müdahillerin ise yine kadastrodan önceki nedenlere dayanarak 28.02.2022 tarihinde açtıkları, dava konusu taşınmazın davalı Maliye Hazinesi adına kayıtlı olmadığının anlaşılması karşısında Hazine aleyhindeki davaların pasif husumet ehliyeti yokluğundan,
davalı gerçek kişi aleyhindeki davaların ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olması nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar ve asli müdahiller vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesi ile; dava dilekçesinde ve aşamalarda ileri sürdüğü iddialarını yineleyip mülkiyet hakkının zaman ötesi niteliği sebebiyle müvekkillerinin mutlak ayni haklarına hiçbir surette halel getirilemeyeceğini, davalıların akrabaları olan............. ve ............isimli şahısların dava konusu taşınmazın müvekkillerine ait olacağını beyan eder şekilde dilekçe sunduklarını, çekişmeli taşınmaz her ne kadar davalı adına tapuda kayıtlı olsa da kötü niyetli bir şekilde edinildiğini, davalının akli dengesinin yerinde olmadığını, buna rağmen taşınmaz edindiğini, usulüne uygun şekilde komisyon kurulamadığını, müvekkillerinin kadastro faaliyetlerinden haberlerinin olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Asli Müdahiller vekili. Yerel Mahkemenin usul hukukuna ilişkin tespitleri doğru olmakla birlikte temyize konu kararın verildiği dosyada böyle bir durumun söz konusu olmadığını, çünkü müvekkilleri ile birlikte davacıların iddiasının zilyetlik hakkı üzerinden Mahkemeye sunulduğunu, dava konusu hakkın zilyetlik sebebiyle tapu iptali ve tescile konu olduğunu, bu durumda öncelikle müvekkillerinin belirttiği zilyetlik iddiasının keşif ile birlikte Mahkemece araştırılması,
müvekkillerinin zilyetliğinin sabit olduğunun görülmesi halinde ise davanın kabulü yoluna gidilmesi gerektiğini, ayrıca gerek davacı tarafın gerekse kendilerinin dilekçeleri ekinde sundukları evraktan anlaşılacağı üzere davalı tarafın da müvekkillerinin hak iddialarını kabul ettiğini, 10 yıllık hak düşürücü sürenin bu davada söz konusu olamayacağını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dosya içeriğinden; dava konusu 4 08... parsel sayılı 51.778,50 metrekare yüz ölçümlü, çayır vasıflı taşınmazın 06.10.2009 tarihinde davalı ... tespit edildiği, söz konusu tespitin 28.01.2010 tarihinde kesinleştiği, davacıların eldeki temyize konu davayı 09.07.2021 tarihinde açtıkları, asli müdahillerin dilekçesinin ise 28.02.2022 tarihinde sunulduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra davaların açıldığı anlaşılmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki; asli müdahillerden ...'ın İstinaf Mahkemesi kararından sonra 03.11.2022 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak çocukları .............., ...'in kaldıkları, Dairemizin 21.01.2025 tarihli geri çevirme kararı ile ...'ın ölümü ile vekalet ilişkisinin sona ermesi nedeniyle mirasçılarının asli müdahil vekili Av....'a vekaletname verip vermediklerinin tespiti, vekaletname yok ise kararın mirasçılara tebliğinin istendiği ve kararın mirasçılara usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, mirasçılar tarafından temyiz talebinde bulunulmadığı anlaşılmakla asli müdahil ... yönünden temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ve asli müdahiller (... hariç) vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; Asli Müdahil ... yönünden temyiz dilekçesinin REDDİNE, peşin harcın istek halinde iadesine,
Davacılar ve asli müdahiller (... hariç) vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı 187,80'er TL bakiye onama harcının temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/4346, K. 2025/4128, 1 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama