KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2025/4701 E., 2025/5118 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/815 E., 2025/913 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/230 E., 2025/38 K.
Karar Metni
587 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; Kahramanmaraş ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 12... parsel sayılı taşınmaz üzerine davacıların murisinin ev yaptığını ve burada yaşadıklarını, davacı ...'nın halen bu evde ikamet ettiğini, davalıların taşınmazı davacılardan habersiz olarak adlarına tescil ettirdiklerini ileri sürerek taşınmazın davalılar adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davanın 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 06.01.2009 tarihinde kesinleştiği, davanın Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre geçtikten sonra 26.10.2023 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacıların taşınmazın davalılar adına kayıtlı olduğunu 2023 yılında meydana gelen deprem sonrası kredi ve hibe başvurusu reddedildikten sonra öğrendiğini, taşınmazda 40-50 yıl boyunca muris ve davacı eşin birlikte yaşadıklarını, murisin 22.09.2000 tarihinde öldüğünü, davalıların 1998 yılında taşınmazı hibe olarak aldıklarından bahisle taşınmazın davalılar adına tespit edildiğini, iddialarının kadastro tespitine itiraza ilişkin olmadığını, hatalı ve eksik değerlendirme yapılarak karar verildiğini,
taşınmazın kadastrodan önceki ve sonraki tüm tutanaklarının celbi gerekirken sadece kadastro sonrası düzenlenen tutanakların getirtildiğini, tanık beyanlarına göre murisin kanser tedavisi gördüğünü, murisin ehliyetsiz iken yaptığı hibeye değer verilemeyeceğini, davalılar adına oluşan tescilin yolsuz olduğunu, murisin 1998 yılında ehliyetli olup-olmadığının araştırılmadığını, muris muvazaası iddialarının da dikkate alınmadığını, keşif sonucunda da dava konusu taşınmazın uzun yıllardır davacı ... tarafından fiilen kullanıldığının görüldüğünü,
keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporları doğrultusunda harcı tamamlamak ve tanık beyanlarına ile dosyanın esasına karşı yazılı beyanda bulunmak için süre talep edilmesine rağmen bu taleplerinin göz ardı edildiğini, savunma haklarının kısıtlandığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; Kahramanmaraş ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 12... parsel sayılı taşınmazın senetsizden, ...’ın 20 yılı aşan zilyetliğinde iken ...’ın taşınmazı 1998 yılında haricen davalılara hibe ettiğinden bahisle davalılar adına tespit edildiği, tespitin 06.01.2009 tarihinde kesinleştiği, kadastro öncesi nedene dayanılarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 26.10.2023 tarihinde dava açıldığı anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/4701, K. 2025/5118, 17 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama