KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2025/4795 E., 2025/4706 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/2864 E., 2025/1404 K.
- İlk derece mahkemesi
- Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/172 E., 2023/171 K.
Karar Metni
1.012 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı dahili davalı Hazine ve kayyım vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı İdare vekili, dava konusu 3 20... parsel sayılı ... Vakfından olan taşınmazın 5000/120000 payının 19 T.
Sani 333 tarih.......... muamele 45 sıra nolu tapu kaydına istinaden “müracaatında oğlu........ye intikali yapılmak üzere" ... oğlu ......adına kadastro tespiti ile kayıtlı iken ifraz ile 34, 35... parsel sayılı taşınmazların oluştuğunu, malikin ölü olduğunun tespit tutanağından anlaşıldığını, oğlu..........'nin ise sağ ya da ölü olduğu, varsa kanuni mirasçılarının kimlerden ibaret ve nerede bulundukları tespit edilemediğinden adı geçenin gaip olduğunu ileri sürerek ...'nin gaipliğine ve 5000/120000'er payın tapu kaydının iptali ile ...
Vakfı adına tesciline karar verilmesini hasımsız açılan dava ile istemiş, taşınmazlarda kayyım şerhi bulunduğundan Mahkemece 29.12.2020 tarihli celse İstanbul Defterdarlığının kayyım sıfatı ile UYAP’a kaydının yapıldığı, bilahare davacı vekili 03.03.2021 tarihli dilekçe ile 6100 sayılı Kanun'un 124. maddesi gereğince Hazinenin davaya davalı olarak eklenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Dahili davalı Hazine vekili; gerekli araştırmaların yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve esası belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazlar yönünden 6100 sayılı Kanun'un 124. maddesi uyarınca Hazinenin taraf olarak davaya eklendiği, vakıf icareli olan dava konusu taşınmazların mutasarrıf olan malikin gaip olduğu dikkate alındığında 5737 sayılı Kanun'un 17. maddesinin şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı dahili davalı Hazine ve kayyım İstanbul Defterdarı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6100 sayılı Kanun'un 124/4. maddesine uygun olarak davanın Hazineye yöneltildiği, usulüne uygun olarak taraf teşkilinin sağlandığı, davacı lehine Vakıflar Kanunu'nun 17. maddesinin yasal koşulları gerçekleştiğinden Hazine yönünden davanın kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmadığı,
davalı ... yönünden ise hasımsız açılan davada .... oğlu .......'a kayyım atandığı anlaşılmakla İstanbul Defterdarlığının kayyım sıfatı ile UYAP kaydının yapıldığı, ancak kayyımlık kararının kaldırılması ile davanın Hazineye karşı yürütüldüğü ve taraf olmaktan çıkarıldığı, davacı tarafın kayyımın davaya dahil edilmesinde bir kusuru bulunmadığından kayyım lehine yargılama gideri ve avukatlık ücretine hükmedilmemesinin yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine ve kayyım İstanbul Defterdarı vekili temyiz dilekçesinde; davanın hasımsız açılması ve daha sonra davaya dahil edilmelerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraf değişikliğinin HMK’nın 124/4. maddesine uygun olduğu belirtilmiş ise de usulsüz olduğunu, taşınmazda kayyım yönetimi hali hazırda devam etmediğinden husumet sebebiyle ret kararı verilmesi gerektiğini, vakıf şerhinin geçerliliğinin olup olmadığı, vakfın muteber bir vakıf olup olmadığının araştırılması, vakfın türüne ve faaliyetine açıklık getirilmesi,
vakfın sahih bir vakıf olup olmadığının incelenmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, yasal hasım konumunda bulunmakta olup vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, Vakıflar Kanunu'nun 17. maddesine dayalı gaiplik ve tapu iptal-tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden. 3 20... parsel sayılı 35.1 90... miktarlı "ahşap iki ev müştemil bostan" nitelikli “...
Vakfından” şerhi bulunan taşınmazın 5000/120000 payı ... oğlu ... adına kayıtlı iken 21.01.2017 tarihli ifraz işlemiyle 3 20... , 35... parsel sayılı taşınmazların oluştuğu, ... oğlu.......... adına aynı payın ve vakıf şerhinin taşınmazlarda yer aldığı, ayrıca 23.07.1997 tarihli İstanbul Defterdarı kayyım şerhinin de bulunduğu, Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.05.2008 tarihli 2007/190 Esas, 2008/137 Karar sayılı kararı ile ... oğlu ...'a Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesinin 26.11.1996 tarihli 1996/661 Esas, 1996/773 Karar sayılı kararı ile İstanbul Defterdarının kayyım tayin edildiği,
kayyımla idare süresi dolduğundan kayıt malinin gaipliği ile payının Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın 09.06.2008 tarihinde kesinleştiği ancak infaz edilmediği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir.
Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukukî koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2020/(13)3-247 Esas, 2021/692 Karar).
Öte yandan sıfat, ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def’î de teşkil etmediğinden davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vâkıf olunduğu takdirde re’sen nazara alınması gerekli hukukî bir durumdur (KURU, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.I., İstanbul 2001, s. 1157 vd.). Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek Mahkemece gerekse Yargıtay tarafından kendiliğinden göz önünde tutulur.
O halde; tapu iptali ve tescil istemli davaların kayıt malikine yönelik açılması asıl olup davanın tarafları ile ilgili düzenlemenin HMK'nın 114. maddesi gereğince dava şartlarından olması dikkate alındığında davanın hasımsız açılması nedeniyle yargılamanın görülebilirlik koşulu olan taraf teşkilinin sağlanmadığı, kayyımın veya Hazinenin davaya dahil edilmesinin taraf sıfatı kazandırmayacağı, dava dilekçesine ekli tapu kaydında kayyım atanmasına ilişkin şerh olduğu ve hasımsız açılan davada tarafın yanlış ya da eksik gösterilmesinden söz edilemeyeceğinden HMK'nın 124. maddesindeki koşulların bulunmadığı da gözetilerek davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Dahili davalı Hazine ve kayyım vekilinin değinilen yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden dahili davalı ... Deftedarlığına iadesine, temyiz eden dahili davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/4795, K. 2025/4706, 23 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama