KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2025/4892 E., 2025/5220 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/286 E., 2025/883 K.
- İlk derece mahkemesi
- Çorum 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/109 E., 2024/452 K.
Karar Metni
517 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; Çorum ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 7 03... parsel sayılı taşınmazların zeminde bir bütün olarak yaklaşık 40-50 yıldan beri davacılar tarafından kullanıldığını, 704 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına tespit edildikten sonra davalı oğlu ...'a devredildiğini, taşınmazda davalıların zilyetliğinin bulunmadığını ve davacıların zilyetliğine itiraz edilmediğini, davacıların kadastro tespitlerini 2022 yılında yapılan 22/a uygulamasından sonra öğrendiğini ileri sürerek 704 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile eşit hisselerle davacılar adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının taşınmazı satış yoluyla edindiğini, tapuda kayıtlı taşınmazın zilyetlikle kazanılamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın davalı ... adına 23.06.1981 tarihinde tespit edildiği, tespitin 13.11.1981 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın 14.07.2011 tarihinde davalı ...'a satıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kadastro öncesi nedene dayalı olduğu, kadastro tespitinin 13.11.1981 tarihinde kesinleştiği ve davanın 10 yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece yemin deliline dayanma talebinin kabul edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, davalıların taşınmaza zilyet olmadığı gibi davacıların zilyetliğine itirazlarının bulunmadığını, taşınmazların zeminde bir bütün olarak kullanıldığının ispat edildiğini, taşınmazın yanlışlıkla davalı ... adına tespit edildiğini, davacıların tespiti 22/a uygulamasından sonra öğrendiğini, Mahkemece ısrarla tanıkların dinlenmediğini ve delillerin toplanmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastrodan önceki hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden; davaya konu 704 parsel sayılı taşınmazın irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 23.06.1981 tarihinde davalı ... adına tespit edildiği, kadastro tespitinin 13.11.1981 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın 14.07.2011 tarihinde davalı ...'e satıldığı, davanın 27.04.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/4892, K. 2025/5220, 20 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama