KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2025/5101 E., 2025/6155 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/39 E., 2025/10 K.
Karar Metni
1.148 kelime·6 dk okuma·10 bölüm
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; Sivas ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 1 39... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan, kendine ait 1 39... parsel sayılı taşınmazın bitişiğinde bulunan ve ... adına yolsuz olarak tescili yapılan kısmın tapusunun iptali ile adına tesciline ve davalı tarafından inşa edilen yapının yıkımına karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; davacıya ait taşınmazın 1.000,00 TL bedel karşılığında satılması hususunda anlaşıldığını, ancak herhangi yazılı sözleşme yapmadıklarını, anlaştıkları 1.000,00 TL'yi aracılar eliyle davacı tarafa verdiğini, ayrıca davacının yıkımını talep ettiği garajın kendi taşınmazı içerisinde bulunduğunu, kadastro çalışmaları yapılmadan 2 yıl önce babasının sağlığında yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 28.03.2018 tarihli ve 2013/449 Esas, 2018/404
Karar sayılı kararıyla; davalının da cevap dilekçesinde kabul ettiği, davacının iddia ettiği 102, 42... 'lik taşınmazın kadastro çalışmaları esnasında davalı adına kaydedildiği, yapılan keşif neticesinde dinlenen bilirkişi ve tanık beyanlarının da bu hususu doğruladığı,
davalının 1000,00 TL karşılığında dava konusu yeri aldığı iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 1 39... parsel içerisinde yer alan fen bilirkişisinin raporunun kroki ekinde "6/A" harfi ile gösterilen 102,42 m²lik kısmın ifrazı ile (139 adanın son parsel numarası verilmek suretiyle) davalı adına olan tapu kaydının iptaline ve davacı adına tesciline, davacıya ait fen bilirkişisinin raporunun kroki ekinde "6/A" harfi ile gösterilen 102,42 m²lik kısımda bulunan davalının yapmış olduğu yapının yıkılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 09.12.2021 tarihli ve 2021/582 Esas, 2021/1599 Karar sayılı kararıyla; dava konusu 1 39... sayılı parselin (A) harfi ile gösterilen 102,42 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz bölümünün davacı tarafa ait 1 39... sayılı parselin devamı niteliğinde olduğu, bu taşınmaz bölümü üzerinde davacının tespit tarihinden geriye 20 yılı aşkın süredir zilyet bulunduğu, davacı lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMA SONRASI YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 23.10.20 23... /3195 Esas, 2023/5765 Karar sayılı kararıyla; davacının davasını ispatladığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesinin kural olarak doğru olduğu, ne var ki hükümden sonra 22/a çalışması yapıldığı anlaşıldığından, infaza elverişli hüküm kurulması hususu kamu düzenini ilgilendirdiği gerekçesiyle re'sen gözetilmesi gerektiğine değinilerek hüküm bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; bozmaya uyularak 22/a doğrultusunda bilirkişi raporu doğrultusunda zilyetlikle kazanım şartlarının davacı lehine oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Sivas ili, ... ilçesi, ... köyü Köyiçi mevkii 1 39... nolu parsel içerisinde kalan ve 20.03.2024 tarihli fen bilirkişi raporunda yer alan krokide (A) harfi ile gösterilen 142, 13... 'lik kısmın ifrazı ile 139 nolu adanın son parsel numarası verilmesine, ifraza konu kısmın mevcut tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline.
1 39... nolu parselden geriye kalan 643, 12... 'lik kısmın ise aynı ada ve parsel numarası kalmak suretiyle tescil edilmesine, 20.03.2024 tarihli raporunda yer alan krokide (A) harfi ile gösterilen 142,13 m²'lik kısımda bulunan yapının yıkılmasına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının iddia ettiği yerin bir kısmının davacıya ait olduğu konusunda bir itirazının bulunmadığını ancak davacının daha fazlasını talep ettiğini, yıkımı talep edilen garajın kadastro çalışmalarından önce davalının babası tarafından yapıldığını, ayrıca bir kısmının da arılık olarak kullanıldığını, davalının ahır ve evine giriş yapmasının engellendiğini, davacının tanıklar üzerine baskı kurduğunu öne sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu Sivas ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 39... parsel sayılı 839,82 metrekare taşınmazın irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kerpiç ev, ahır ve arsası niteliği ile 31.12.2004 tarihinde davalı adına, aynı yer çalışma alanında bulunan 1 39... parsel sayılı 197,96 metrekare taşınmazın kerpiç ev ve arsası niteliği ile davacı adına tespit edildiği, 22/a çalışması sonucunda davalı adına tescil edilen taşınmazın yüz ölçümünün 785, 25... , davacı adına tescil edilen taşınmazın yüz ölçümünün 215, 38... olduğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; anlam itibariyle usuli kazanılmış hak kavramı, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Gerek 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda (HUMK) gerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2023 tarihli, 2021/2-668 Esas, 2023/191 Karar sayılı kararı,§ 16).
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Aynı şekilde mahkemece verilen ilk hükmün temyiz edilmemesi hâlinde, hükmü temyiz etmeyen taraf yönünden karar kesinleşmiş olmakla artık bu tarafın kararı temyizinde hukuki yararı bulunmamaktadır.
Somut olaya gelince; dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ne var ki, Mahkemece bozma kararı öncesinde yapılan keşifte çekişmeli taşınmaz bölümünün 102,42 metrekare olduğu belirlenmek suretiyle bu bölüm yönünden davanın kabulü ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, bahsi geçen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Şu halde, önceki karar davacı tarafından temyiz edilmediğinden davalılar lehine usulü müktesep hak oluşacağı tereddütsüzdür.
Eldeki temyiz isteğine konu kararda ise bu kez hükme esas alınan fen bilirkişisi raporunda (A) ile gösterilen 142,13 metrekare yüz ölçümlü taşınmazın davacı adına tesciline hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; bozma kararından sonra hükmü temyiz etmeyen davacı lehine olacak şekilde, davalılar yönünden oluşan müktesep hak gözetilmeden hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Doğru sonuca varılabilmesi için bozma ilamından önceki karara esas alınan fen bilirkişi raporuna ekli kroki ile eldeki karara esas fen bilirkişi krokisi çakıştırılmalı, ilk krokiye konu edilen yer ile hükme esas alınan ikinci krokide gösterilen yerin aynı taşınmaz olup olmadığı belirlenmeli, aynı taşınmaz olmadığının anlaşılması halinde usulü kazanılmış haklara riayet edilmek suretiyle ilk krokide belirlenen yer kadar bölümün 22/a çalışmasına uygun ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde davacı adına tesciline karar verilmelidir.
Mahkemece, değinilen husus gözetilmeksizin, söz konusu tereddütler giderilmeden yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/5101, K. 2025/6155, 24 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama