KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2025/5392 E., 2025/5335 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/3143 E., 2025/1660 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/743 E., 2023/573 K.
Karar Metni
754 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... Belediyesi vekili; davalı ... Belediyesi adına kayıtlı İstanbul ili, ... ilçesi, ...
Mahallesi 1286, 1 57... (eski 1302), 1 57... (eski 1302) 1 52... (eski 1280, 7845, 12 90... ) parsel sayılı taşınmazların 3030 sayılı Kanun'un geçici 2. ve 5. maddeleri uyarınca davacı Belediyeye devrinin gerektiğini, Genel Kurmay Başkanlığı 1. Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı bildirisi ile lağvedilen belediyelerin taşınır- taşınmaz mallarının İstanbul Belediye Başkanlığına devredildiğini, ... Belediyesinin anılan kararla lağvedilerek ...
Belediyesine katıldığını, daha sonra ... Belediyesi'nin İstanbul Belediyesinin şubesi konumuna getirildiğini, böylelikle dava konusu taşınmazların ... Belediyesine aitken davalı ... Belediyesine geçtiğini, daha sonra imar uygulamasına tabi tutulduğunu, davalının taşınmazları davacıya devretmesi gerekirken devretmediğini ileri sürerek davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Belediyesi vekili; hak düşürücü sürenin geçtiğini, dava açılmadan önce İdareye başvurulması gerektiğini, doğrudan dava açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, 3030 sayılı Kanun'un geçici 5. ve 2. maddelerinde belirtilen koşulların bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; taşınmazların 3030 sayılı Kanun'un 6/A maddesinde sayılan yerlerden olmayıp geçici 2. madde kapsamında ilçe belediyesine devrinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporu uyarınca dava konusu taşınmazların 3030 sayılı Kanun'un 6/A maddesinde sayılan taşınmazlardan olmadığı, taşınmazın birinin üzerinde sağlık ocağı olmasına karşın söz konusu yerin 775 sayılı Kanun'a göre ...
Belediyesine devredildiği, buna göre 6/A kapsamında kabul edilmemesi gerektiği, diğer taşınmazların üzerinde konut bulunduğu, konut olarak kullanıldıkları, bu haliyle daha önce davacı adına kayıtlı olan tüzel kişiliğinin kaldırılması sonucu idari yolla davalı adına tescil edilen dava konusu taşınmazların 3030 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi uyarınca davacıya iadesinin gerektiği, davanın yolsuz tescil iddiası ile açılması nedeni ile adli yargının görevli olduğu, hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı,
davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; savunmalarını yinelemiş; davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde yer alan 1286, 1 57... (eski 1302), 1 57... ( eski 1302) ve 1 52... (eski 1280, 7845, 12 90... ) parsel sayılı taşınmazların evveliyatında davacı Belediyeye ait iken 1981 yılında tashihen İstanbul Belediyesi adına kaydedildikleri anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 3030 sayılı Kanun 10.7.2004 tarihli 5216 sayılı Kanun'un 31. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ise de, 3030 sayılı Kanun'un yürürlüğü tarihi itibarıyla gerçekleşen olaylara uygulanması gerektiği açıktır. Eldeki davada, 3030 sayılı Kanun hükümlerine bağlı kalınarak çekişmenin buna göre çözülmesi gerekmektedir.
3030 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesinde; bu Kanun ile büyükşehir belediyesi statüsüne dönüştürülmüş bulunan belediyelerin, ana hizmet bina ve tesisleri ile 6/A maddesinde belirtilen hizmetlere bırakılması gerekenler hariç, her türlü tesis, araç, gereç, taşınır ve taşınmaz mallar ile bunlara ait hak ve borçların belediye sınırlan esas alınmak suretiyle ilçe belediyelerine devredileceği düzenlemesine yer verilmiştir.
Ne var ki, Mahkemece çekişme konusu taşınmazların bu yasal düzenleme kapsamında kalıp kalmadıkları, bir başka ifade ile iadesi gerekmeyen taşınmaz olup olmadıkları hususunda denetlemeye imkan verecek şekilde detaylı bilirkişi raporu temin edilmeden neticeye gidilmiştir
Hal böyle olunca; dava konusu taşınmazların 3030 sayılı Kanun'un 6/A hükmü kapsamında kalıp kalmadıkları hususunda denetlemeye imkan verecek şekilde detaylı bilirkişi raporu alınması, Mahkemece her bir taşınmazın Kanun’un 6/A maddesi kapsamında kalıp kalmadığı hakkında değerlendirme ve gerekçelendirme yapılmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
VI. KARAR
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/5392, K. 2025/5335, 24 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama