KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2025/5642 E., 2025/5289 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/234 E., 2024/1593 K.
- İlk derece mahkemesi
- Batman 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/159 E., 2023/191 K.
Karar Metni
628 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; Batman ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan dava konusu 1 31... parsel sayılı taşınmazın dava dilekçesine ekli krokide gösterilen kısmının kendisine ait olduğunu ancak kadastro çalışmaları sırasında hatalı olarak davalı ... adına tespit ve tescil edildiğini, taşınmazı 60 yıla yakın süredir ekip biçtiğini, taşınmaz üzerinde malik sıfatıyla zilyet durumunda olduğunu, taşınmazın dedesinden ve babasından aile yadigarı olarak kaldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar; davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın kök parseli olan eski 34 parsel sayılı taşınmazın kadastrosunun 14.08.1954 tarihinde kesinleştiği, 15.02.2013 tarihli toplulaştırma işlemi neticesinde 1 31... parsel olarak tapu kaydının oluşturulduğu, eldeki davanın 25.08.2022 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davalı ... ... yönünden hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddine; tapu iptali-tescil davalarının kayıt malikine husumet yöneltilerek açılacağı, dava konusu taşınmazın tapu malikinin davalı ... ... olduğu gerekçesiyle davalı Hazine yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmaza dair tapulama tutanağının 14.08.1954 tarihinde kesinleştiği, davanın ise Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 25.08.2022 tarihinde açıldığı, davanın reddine karar verilmesinde ve davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca, tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, yeterli ve gerekli araştırma ve inceleme yapılmadan karar verildiğini bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı Hazine lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken eksik vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; yapılan kadastro çalışmaları sonucu Batman ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 34 parsel sayılı taşınmazın 2.800,00 metrekare yüz ölçümüyle ve mezarlık vasfıyla ... ... adına tespit edildiği, kadastro tespit tutanağının dava açılmadığından 14.08.1954 tarihinde kesinleştiği, 14.01.2013 tarihinde yeniden tescil ile (41. maddeye göre alan düzeltilmesi) 7.282,96 metrekare yüz ölçümüyle ve mezarlık vasfıyla ... ... adına tescil edildiği, bilahare 15.02.2013 tarihli toplulaştırma işlemi sonucu 7.282,96 metrekare yüz ölçümüyle, mezarlık vasfıyla ve 1 31... parsel numarası ile ... ... adına tescil edildiği, eldeki davanın ise 25.08.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı Hazine vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/5642, K. 2025/5289, 24 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama