KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2026/1303 E., 2026/1806 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mart 2026
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/1403 E., 2025/1601 K.
- İlk derece mahkemesi
- Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/302 E., 2024/831 K.
Karar Metni
532 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili; kök muris ...’ın vefatıyla geride mirasçı olarak davacının babası ... ile davalıların murisleri ..., ... ve ...’un kaldığını, daha sonra davacının babası ... ...’ın da vefat ettiğini, 19.01.1965 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında kök murise ait taşınmazların davalıların murisleri adına tespit ve tescil edildiğini, oysa miras hukukuna göre davacının da bu taşınmazlarda 1/4 oranında miras hakkı bulunduğunu ileri sürerek ... ili, ... ilçesi, ... köyü 337, 441, 37, 67, 243, 557, 602, 424, 38, 70, 564, 576, 591, 68, 201, 292, 387, 73... parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile 1/4 miras payı oranında davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar, süresinde cevap dilekçesi sunmamışlardır.
İlk Derece Mahkemesinin 2016/726 Esas, 2023/672 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazların bir kısmının kadastro sırasında davalıların murisleri adına tespit ve tescil edildiği, bir kısmının ise sonradan üçüncü kişilerden satın alınmak suretiyle edinildiği, kadastro tespitinin 19.01.1965 tarihinde kesinleştiği ve davanın 3402 sayılı Kanun’un 12/3. maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü süreden sonra 13.10.2016 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 2024/882 Esas, 2024/1101 Karar sayılı kararı ile; davada taraf teşkilinin eksik olduğu, dava dışı paydaşların bulunduğu taşınmazlar yönünden davacının talebinin kapsamının açıklattırılmadığı ve bu eksiklik giderilmeden hüküm kurulduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmıştır.
Kaldırma kararı sonrası İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen karar ile; bazı taşınmazların murisin ölümünden sonra üçüncü kişilerden satış yoluyla edinildiği, bu taşınmazlar yönünden davanın ispatlanamadığı, bir taşınmaz yönünden feragat edildiği, diğer taşınmazların ise 19.01.1965 tarihli kadastro sırasında davalıların murisleri adına tespit ve tescil edildiği, kadastro kesinleşme tarihinden itibaren 3402 sayılı Kanun’un 12/3. maddesi uyarınca on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süresi geçen parseller yönünden ise usulden reddine, bir parsel yönünden feragatten reddine, ispatlanamayan parseller yönünden ise davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen karar ile; taşınmazların kadastroda davalılar ve bazı üçüncü kişiler adına tespit edildiği, kadastro kesinleşmesinden sonra açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle dinlenemeyeceği ayrıca bazı parseller yönünden muvazaa iddiasının hukuken dinlenebilir olmadığı gerekçeleriyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-KARAR-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/1303, K. 2026/1806, 5 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama