KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2026/1522 E., 2026/2058 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Mart 2026
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/177 E., 2025/152 K.
Karar Metni
513 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Dava, kadastro öncesi sebebe dayalı tapu iptali ve tescil olarak açılmış ise de bozma sonrası ıslah ile muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacılar vekili; dava konusu 3 24... parsel (eski 955 parsel) ve 3 08... parsel (eski 562 parsel) sayılı taşınmazların murisleri ...’a ait olduğunu, kadastro çalışmaları sırasında davalı kardeşleri ... tarafından kendi adına tescil ettirildiğini, murisin vefatından sonra intikal işlemleri sırasında bu durumun öğrenildiğini, davalıya taşınmazların devri için yapılan girişimlerden sonuç alınamadığını ileri sürerek davalı adına kayıtlı tapu kayıtlarının iptali ile taşınmazların muris ... adına tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili; davanın kadastrodan kaynaklı tapu iptali ve tescil davası niteliğinde olduğunu, taşınmazların kadastro sonrası muris adına tescil edildiğini, daha sonra 19 94... yıllarında davalı adına devredildiğini, davanın 3402 sayılı Kanun uyarınca 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince 2019/439 Esas, 2020/267 Karar sayılı kararı ile, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesi uyarınca davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 2020/623 Esas, 2020/620 Karar sayılı kararı ile; kadastro tespitinin 03.03.1967 tarihinde kesinleştiği ve dava tarihi 17.12.2019 itibariyle 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davacıların istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararın temyizi üzerine Dairenin 2021/5819 Esas, 2023/464 Karar sayılı kararı ile; Mahkemece davanın hukuki sebebinin açıkça belirlenmediği, HMK’nın 31... . maddeleri uyarınca tarafların iddia ve savunmalarının netleştirilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sonrası İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin duruşmaya mazeretsiz katılmaması ve dosyanın işlemden kaldırılmasından sonra yasal süresi içinde yenilenmemesi nedeniyle HMK’nın 150. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararın davacılar ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bozma kararı doğrultusunda temyiz inceleme görevinin Yargıtaya ait olduğu gerekçesiyle ilgili istinaf dairesinin görevsizliğine ve dosyanın ilgili daireye gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince 18.12.2025 tarihli ek karar ile; davacılar vekilinin temyiz dilekçesi üzerine gerekli temyiz harç ve giderlerini yatırması için usulüne uygun muhtıra çıkarıldığı, tebliğe rağmen yasal sürede harçların yatırılmadığı anlaşıldığından, HMK’nın 344/1. maddesi uyarınca davacıların temyiz talebinin reddine karar verilmiş, ek karar temyiz edilmemiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- KARAR -
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/1522, K. 2026/2058, 12 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama