İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Ceza Dairesi

YARGITAY · 10. CEZA DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2017/5617 K.2020/4868

Dosya incelendi.

Esas2017/5617Karar2020/4868Tarih5 Ekim 2020Okuma6 dk · 1.236 kelime

KÜNYE

10. Ceza Dairesi 2017/5617 E., 2020/4868 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
5 Ekim 2020
Mahkeme
Ağır Ceza Mahkemesi
Suç
Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hüküm
Mahkûmiyet
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.236 kelime·6 dk okuma·2 bölüm

Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ

A) Sanık ... hakkındaki mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:

Anayasa Mahkemesinin, TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının ve 7242 sayılı Yasa ile yapılan değişikliğin, infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, Üyeler ... ve ...'in sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğuna ilişkin karşı oyu ve oyçokluğu ile,

B) Sanık ... hakkındaki mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:

Kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde bulunmayan sanığın, savunmasının aksine suç konusu uyuşturucu madde ile ilgisi olduğuna ya da diğer sanık ...'un suçuna iştirak ettiğine ilişkin, kuşkuyu aşan kesin ve yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması,

Yasaya aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, oy birliği ile

05/10/2020 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ

Ceza Mahkemesinin amacı maddi gerçeği bulmaktır. Dava konusu olayın gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşmiş ise nasıl gerçekleştiğini bulmak zorunda olan mahkeme tüm delilleri duruşmada ve gerekçelerinde ortaya koyarak tartışmak zorundadır.

Maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, kesin olarak suçu işlendiği belirlenen faili cezalandırmak, kamu düzenini sağlamak görevinde olan ceza muhakemesinin göz önünde bulunduracağı en önemli ilkelerinden biri de "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın uzantısı olan evrensel nitelikteki "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir.

Bu ilke ışığında sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesi için, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesi zorunludur. Tam olarak aydınlatılmamış olaylar sanık aleyhine yorumlanamaz. Herhangi bir ihtimale değil kesin ve açık bir ispata dayalı biçimde hüküm kurmalıdır.

Yüksek de olsa bir ihtimale dayalı cezalandırma yoluna gitmek gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir.

Hakim, bir olguyu ispatlamak için ortaya konulmuş olan delilleri vicdani kanaatine göre serbestçe takdir edecektir. Yani, vicdani kanı, ihmal, kuşku veya tahmine dayalı değil, somut olaya ve delillere dayalı olacaktır. Deliller değerlendirilirken bir kül halinde değerlendirme yapılacaktır.

İkrar bile tek başına mahkûmiyet için yeterli değildir.

Delillerin takdirinde keyfi yetkiye sahip olmayan hakim duruşma sırasında ortaya konulan delilleri ne şekilde değerlendirdiğini, hangi delile neden üstünlük tanıdığını, hangi delili neden reddetiğini, itibar etmediği delillerin nedenini kararında tartışmak zorundadır.

Sanık suçsuzluğunu ispat etmek zorunda değildir. Sanığın aleyhinde ve lehinde olan tüm delilleri toplama Cumhuriyet savcısının görevinde olduğu gibi bunu iddianamesinde de göstermek zorundadır. Mahkeme de leh ve aleyhe olan tüm delilleri tartışarak karar verecektir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38. maddesi, Ceza Muhakemesi Kanununun 148/3., 206/2-0 maddesi, aynı Kanunun 217/2. maddesi ile 289/1-i maddeleri ile hukuk sistemi hukuka aykırı biçimde elde edilen delillerin hükmü esas alınamayacağı kabul edilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.10.2014 tarih ve 4-1283/480 sayılı kararında hukuka aykırı delile ilişkin kriterleri belirlemiştir. Bu karara göre ".... Ceza Mahkemesinin amacı olan maddi gerekçeye ulaşabilmek için, delil elde edilebilmesi aşamasında şahsi ve toplumsal değerlerin korunması da gerekir. Kanun koyucu bu amaçla, delil serbestliği ilkelerine, öğreti ve uygulamada "delil yasakları" olarak bir takım sınırlamalar getirmiştir. Delil yasakları "delil elde etme" ve "değerlendirme yasakları" olarak ikiye ayrılmaktadır. Delillerin elde edilme şekline ilişkin yasaklara ise "delil değerlendirme yasakları" denilmektedir.

İfade alma ve sorgusunu yasak usullerle gerçekleştirmesi, tanıklıktan çekilme hakkı olanlara bu hakkın hatırlatılmaması, aramanın herhangi bir nedene dayanmadan yapılması, ses veya görüntülerin montajlanması delil elde etme yasağına, tanıklıktan çekinme, şahidin önceki ifadelerinin okunmaması, iletişimin denetlenmesi sırasında tesadüfen elde edilen delillerin CMK'nın 135/6. maddesinde sayılanlar dışındaki bir suçun soruşturma ve kovuşturulmasında kullanılması ise delil değerlendirilmesi yasaklarına örnek gösterilebilir..."

Bu açıklamalar sonucunda somut olayımızı incelediğimizde;

11.09.2010 tarihli olay yakalama üst arama, muhafaza altına alma tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre;

Olay tarihinde herhangi bir uyuşturucu madde ticareti suçuna yönelik ihbarın bulunmadığı sırada normal devriye görevi ifa eden polis memurlarının sabıkalı olduğu için önceden tanıdığı sanıklar... ve ...'dan şüphelendikleri, bu kişilerin yanlarına gelen ... ile konuştukları, uzaktan takip ile dinledikleri, sanıkların kullanıcı sanık ...'e "sana bu kadara olur" şeklinde konuştuklarını duydukları, bir alışveriş görmedikleri, bunun üzerine sanık ...'un üzerinde yapılan aramada kullanım sınırları içerisinde 3 paket esrar maddesinin ele geçtiği, kullanıcı sanık ...'in üzerinde herhangi bir suç unsurunun ele geçmediği anlaşılmıştır.

Sanık ... tüm aşamalarda atılı uyuşturucu madde ticareti suçunu ve uyuşturucu pazarlığı yapıldığını kabul etmemiş, üzerinde bulunan uyuşturucu maddeyi kullanmak için bulundurduğunu söylemiştir.

Mahkeme tarafından hakkında mahkûmiyet kararı verilen ancak Yüksek Dairemizce beraat kararı verilmesi gerektiği için bu kararı bozulan ...'da sanık ... ile uyumlu beyanda bulunmuş, atılı suçun işlenmediğini beyan etmiştir.

Kullanıcı sanık ... ise müdafiisi bulunmadan kollukta alınan ve hukuken delil niteliği oluşturmayan beyanında özetle; sanık ... ile uyuşturucu alışverişi yaptığını söylemiş olduğu uyuşturucuya polislerin olayı soruşturmasından korktuğu için sokağa satın aldığı uyuşturucu maddeyi attığını söylemiştir.

Uyuşturucu madde atıldığının söylendiği yerde bulunmamıştır.

Kullanıcı sanık ... mahkemede kolluktaki beyanını kabul etmemiş sanık ...'tan esrar almadığını söylememiştir.

Olay tutanağı içeriğine göre uyuşturucu madde alışverişi görülmemiştir. Sadece sanık ...'un "sana bu kadara olur" şeklindeki beyanının duyulduğu tutanak altına alınmış, tutanak mümzi tanık Mesut Aslan bu beyanı duyduğunu söylemiş ancak alış-verişi gördüğünü söylemiştir.

Mahkeme sanık ... ile haklarındaki mahkûmiyet kararı bozulan ....'i cezalandırırken özellikle ...'un kolluktaki müdafiisiz beyanına itibar ettiğini söyleyerek delilleri tartışmıştır.

Olay yerinde olduğu söylenen tanık ...'ın delil niteliğinde bulunan yeminli beyanında uyuşturucu pazarlığı duyduğuna ilişkin bir anlatımda bulunmamıştır.

Tüm bunlara göre, delillerin cezalandırma için hukuka uygun biçimde elde edilip edilmediğini ve elde edilen delillerin mahkûmiyet için yeterli delil olup olmadığını incelemek gerekecektir.

Olay tutanağı olarak beyanı esas alınan ... aslında uyuşturucu madde kullanıcısı sanıktır. Sanıkların ifadelerinin ne şekilde alınacağı ve ne şekilde hükme dayanak olacağı Ceza Muhakemesi Kanununda belirtilmiştir.

CMK'nın 148/4. maddesine göre sanığın müdafii hazır bulundurmaksızın kollukta alınan ifadesi, hakim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça, hükme esas alınamayacaktır. Bu hüküm ve yukarıda anlatılan yasa maddeleri ve usuller karşısında kullanıcı sanık ...'in kollukta müdafiisiz alınan beyanı hükme esas alınmayacak, karar diğer delillerin değerlendirilmesiyle verilecektir.

Sanık ... ile uyuşturucu madde alışverişini gören tanık bulunmamaktadır. Ayrıca satın alındığı iddia ve kabul edilen bir uyuşturucu madde de ele geçmemiştir. ...'in de kollukta müdafiisiz beyanı hukuken geçerli olmadığından mevcut delillere göre sanık ...'un ...'e uyuşturucu madde satma eyleminde bulunduğunu kabul etmek mümkün olmayacaktır.

Uyuşturucu satışı delillendirilemediğine göre, sanığın üzerinde bulunan uyuşturucu maddeyi TCK'nın 188/3. maddesi kapsamında satmak için bulundurduğuna ilişkin cezalandırmaya yeter tüm şüpheden uzak bir delilinin olup olmadığına bakmak gerekecektir.

Sanığın bu eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin şüphe uyandıran tek husus olan sanığın ...'e söylediği anlaşılan "sana bu kadara olur" sözünün uyuşturucu madde satışı için yapılan pazarlığa yönelik olup olmadığını ve sanığın üzerinde ele geçen kullanım sınırındaki uyuşturucu maddeyi satmak için bulundurup bulundurmadığını belirlemek gerekecektir.

Bu söz üzerinde uyuşturucu madde ele geçen bir kişi için atılı suçu işlediğine ilişkin büyük bir kuşkuyu uyandırsa da uyuşturucu ticaretine ilişkin önceye dayalı bir ihbar veya takibin bulunmaması, tesadüfen olay yerinde bulunan devriye görevi yapan polis memurlarının sanık ile ...'in ne pazarlığını yaptığını duymamaları, pazarlık konusu ve konuşulan ücretin ne kadar olduğu bile duyulmadan "sana bu kadara olur" sözünün farklı anlamlara gelebilecek soyut ifadeler içermesi,

sanıkta ele geçirilen uyuşturucu madde miktarı gözönüne alındığında satma için uyuşturucu madde bulundurma suretiyle atılı uyuşturucu madde ticareti suçunun işlediğine ilişkin savunmasının aksine her türlü kuşkudan uzak vicdani kanının oluşmadığı, sanığın eyleminin bu haliyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu ve kararın bu yönde bozulması, ancak bu eylemin karar tarihi itibarıyla zaman aşımı süresini doldurduğundan bunun Yargıtayca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan düşme kararı verilmesi düşüncesinde olduğumuzdan Sayın çoğunluğun onama kararına iştirak edilmemiştir.

05.10.2020

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2017/5617, K. 2020/4868, 5 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2017/5617
Karar No
2020/4868
Tarih
5 Ekim 2020

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2017/5619 K.2020/4865
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2017/5622 K.2020/4587
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2017/5622 K.2020/5278
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2017/5624 K.2020/4267
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2017/5625 K.2020/5084
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2017/5626 K.2020/6213

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.