KÜNYE
10. Ceza Dairesi 2019/7409 E., 2025/2779 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Mart 2025
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/269 E., 2015/467 K.
- Suç
- Uyuşturucu madde ticareti yapma
- Hüküm
- Beraat
- Tebliğname görüşü
- Bozma
Karar Metni
544 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
05.11.2015 tarihli olay tutanağına göre; daha evvelki bir suçla ilgili firar eden sanığın yakalanmasına yönelik yapılan çalışmalar sırasında, yakalanan sanığın kaba üst yoklamasında; montunun sol cebinde, şeffaf poşet bulunduğu, bu poşet kontrol edildiğinde 35 parça halinde, şeffaf poşetlere sarılı, satışa hazır vaziyette, toplam daralı ağırlığı 32.5 gram gelen marok olarak tabir edilen uyuşturucu madde ile 60 parça halinde, kilitli naylon poşetlere zımbalanmış, satışa hazır, toplam daralı ağırlığı 7.3 gram gelen
taş kokain tabir edilen maddeler, 3 parça halinde satışa hazır toplam daralı ağırlığı 1.5 gram gelen toz kokain tabir edilen madde ile 133 adet ... tabir edilen hapların ele geçirildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.12.2018 tarihli ve 2016/20-1453 Esas, 2018/604 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere.
2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’nun 4/A maddesinde polise, kişileri ve araçları tecrübesine ve içinde bulunulan durumdan edindiği izlenime dayanan makul bir sebebin bulunması hâlinde durdurma ve yoklama biçiminde üstlerinde kontrol yapma yetkileri tanındığı, Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin 27 nci maddesinde bu yetkinin kullanılması için "umma" derecesinde makul şüphe arandığı, kolluk görevlisinin tecrübesine dayanarak,
izlediği davranışlarından, o kişinin bir suç işleyeceği veya işlediği hususunda kanaat elde etmesi veya kişinin silahlı olduğu ve hâlen tehlike yarattığı kanaatine varması durumunda kişiyi durdurup yoklama biçiminde kontrol yapabileceğinin belirtildiği, ayrıca bir arama kararı ya da yazılı arama emri alınmasına gerek bulunmadığı, dolayısıyla suçun delili ve konusunu oluşturan suç konusu maddelerin ele geçirilip muhafaza altına alınmasının hukuka uygun olduğu ve hukuka aykırı bir delilden söz edilemeyeceği ve sanığın eyleminin sübut bulduğu gözetilmeksizin, sanık hakkında mahkûmiyet yerine beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, Tebliğname’ye uygun olarak Başkan vekili ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla hükmün BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.03.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
... Büro Amirliğine bağlı 6971 kod nolu ekip olarak 04.09.2015 tarihinde .... Polis Amirliğince uyuşturucu ticareti yapmak suçundan kaçan ...'ın yakalanması için yapılan çalışmalarda şahsın ... Caddesi kesişiminde dört yol ağzında beklediği ve her defasında kaçtığı,
30.09.2015 günü saat 21.30 sıralarında yakalandığı, yapılan üst aramasında montunun sol cebinde beyaz poşet bulunmuş içi açılarak kontrol edildiğinde 28 gr. esrar, 6,5 gr. kokain, ... etken haplar ele geçirilmiştir.
Sanık tüm aşamalarda suça konu maddelerin üzerinden çıkmadığını, yalnızca 675 TL., 10 Euro çıktığını beyan etmiştir. Sanık tüm aşamalarda maddelerin üzerinden çıkmadığını söylemiş aynı zamanda suça konu uyuşturucu maddelerin sanığın üzerinde yapılan arama sonucu elde edildiği ancak, herhangi bir adli arama kararının bulunmadığı görülmüştür.
Oysa CMK'nın 2-e, 161 ve 2559 sayılı PVSK'nın ek-6. maddesi uyarınca bir suçun işlendiği izlenimi veren Cumhuriyet savısına olayı haber verip emri doğrultusunda işlemlere başlanması gerektiği, usulünce adli arama veya kararı alınmadan delil elde etmek amacıyla yapılan arama işleminde usulünce verilmiş bir arama kararı bulunmadığından aramanın açıkça hukuka aykırı olduğu sabittir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.11.2014 tarihli, 2013/9-610 Esas, 2014/512 sayılı kararında bu konu anlatılmıştır.
İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin beraat kararı doğrudur.
Aksi halde hukuk güvenliği ortadan kaldırılmış olacağından, sayın çoğunluğun bu bozma kararına katılmıyorum. 12.03.2025
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2019/7409, K. 2025/2779, 12 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama