KÜNYE
10. Ceza Dairesi 2020/21054 E., 2023/7836 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2023
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/416 E., 2016/543 K.
- Suç
- Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
- Hüküm
- Mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- Bozma
Karar Metni
1.083 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında, Dörtyol Cumhuriyet Başsavcılığınca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir.
2. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine Dörtyol Cumhuriyet Başsavcılığının 04.05.2016 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci, ikinci, beşinci fıkraları, dördüncü fıkrasının (b) bendi, 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
3. Dörtyol 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.05.2016 tarihli ve 2016/416 Esas, 2016/543 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 54 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği özetle; gereğinin yapılmasını arz ettiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR (İLK DERECE MAHKEMESİNİN KABULÜNE GÖRE)
06.11.2015 tarihinde sanık ...'ın yanında İdris isimli şahıs olduğu halde ( ....) plakalı araçla seyahat ederken aracın durdurulduğu, kolluk tarafından yapılan aramada sanık ...'ın üzerindeki eroin maddesini görevlilere teslim ettiği ve uyuşturucu kullandığını belirttiği, ele geçen maddenin eroin maddesi olduğunun alınan kriminal rapor ile tespit edildiği, sanığın uyuşturucu kullandığının Doktor .............Ruh Sağlığı Hastalıkları Hastanesinin 09.11.2015 tarihli heyet raporu ile sabit olduğu, sanık hakkında 10.12.2015 tarihinde dava açılmasının ertelenmesi kararı verildiği,
fakat sanığın denetim süresi içerisinde 18.01.2016 tarihinde İskenderun Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna giriş yaparken üzerinde eroin maddesi bulunduğunun tespit edildiği, sanığın da bu durumu ikrar ettiği ve eroin kullanmaya devam ettiğini belirttiği, alınan kriminal raporda ele geçen maddenin eroin olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Suç için öngörülen ceza miktarı itibariyle 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin uygulanma koşulu bulunmadığından Tebliğname'nin bu yöndeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. A. Suç tarihi 06.11.2015 olduğu halde gerekçeli karar başlığında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında denetim tedbirinin ihlali olarak kabul edilen eylem tarihi olan 18.01.2016 tarihinin yazılması,
B. Sanık hakkında 06.11.2015 tarihli eylem nedeniyle, 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesiyle değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, bu 10.12.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sanığa 13.01.2016 tarihinde tebliğ edildiği,
sanığın erteleme kararının ihlali kabul edilen 18.01.2016 tarihli kullanmak için uyuştururucu madde bulundurma eyleminin sözü edilen 10.12.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmeden gerçekleştiği anlaşılmakla, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediği için, henüz erteleme süresi başlamadığından, sanık hakkında 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki kamu davasının açılması şartlarının gerçekleşmediği, ancak;
UYAP’tan ve adli sicil kaydından yapılan incelemede; sanığın 09.02.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle 02.03.2015 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, sanığın yükümlülüklerine uymaması nedeniyle 23.10.2015 tarihli iddianame ile hakkında kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucu Dörtyol 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.12.2016 tarihli ve 2015/1119 Esas, 2016/906 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, kararın istinaf edilmeden 26.01.2017 tarihinde kesinleştiği,
UYAP’tan yapılan incelemede; sanığın 28.11.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle 01.03.2017 tarihli iddianame ile hakkında kamu davası açıldığı, davanın Dörtyol 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/94 Esasında derdest olduğu,
Sanığın yargılama konusu 06.11.2015 tarihli eylemi nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ilk paragrafta açıklandığı üzere kesinleştiği, 09.02.2015 tarihli eylem nedeniyle verilen mahkûmiyet kararının istinaf edilmeden kesinleştiği, 28.11.2015 tarihli eylem nedeniyle açılan kamu davasının ise derdest olduğu birlikte değerlendirildiğinde; sanık hakkında birden fazla kez kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesinin usulsüz olduğu, bu halde ilk kesinleşen kararın hukuki değere sahip olacağı, erteleme kararının kesinleşme tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından
kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak kabulü gerektiği, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşılmasının gerekeceği, erteleme kararının kesinleşmesinden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun ise, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında ihlal sebebi olarak sayılarak aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı,
bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği, bu kapsamda, belirtilen Dörtyol 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.12.2016 tarihli ve 2015/1119 Esas, 2016/906 Karar sayılı dosyasının aslı ya da onaylı örneği dosya arasına alınarak,
karar istinaf edilmeden kesinleştiğinden gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği de gözetilmek suretiyle, davanın Dörtyol 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/94 Esas sayılı davası ile birleştirilmesi ve delillerin tartışılması gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
C. Kabule göre de
1. Cumhuriyet savcısı tarafından erteleme süresi zarfında uygulanan tedbirin koşulları oluşmadığı halde, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri hükmünün uygulanmasına karar verilmesi,
2. Kovuşturma aşamasında tanık sıfatıyla dinlenmeyen İdris'in kolluk ifadesine, gerekçeli kararda tanık beyanı olarak yer verilerek 5271 sayılı Kanun'un 230 uncu maddesine aykırı davranılması,
3. Hükümden önce 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı hükmü ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinde yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması, nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2020/21054, K. 2023/7836, 19 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama