KÜNYE
10. Ceza Dairesi 2020/5307 E., 2022/1027 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2022
- Mahkeme
- İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi
- Suç
- Uyuşturucu madde ticareti yapma
- Hükümler
- 1. Mahkûmiyet; İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/03/2019 tarih, 2018/326 esas ve 2019/120 sayılı kararı
Karar Metni
454 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
2. İstinaf başvurusunun esastan reddi; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 05/03/2020 tarih, 2019/3052 esas ve 2020/518 sayılı kararı
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
5271 sayılı CMK'nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, sanık ve müdafiinin dilekçelerinde belirttikleri temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu değerlendirilerek, anılan sebeplere bağlı olarak yapılan incelemede,
1-Hükme esas alınan ve dosya içinde bulunan tanık ... ile yapılan konuşmalara ilişkin iletişimin tespiti tutanaklarının içeriğini sanığın kabul etmemesi karşısında, sanığın ses örneği alınarak telefon konuşmalarının sanığa ait olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi veya uzman bir kurum ya da kuruluşa ses analizi yaptırılarak rapor alınması ve gerektiğinde [TELEFON] numaralı hattı kullandığı belirtilerek hakkında iletişim tespiti kararı alınan ... ve ... ... ile buluştuğu fiziki takip tutanağında belirtilen ... ...’ın duruşmada Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 45 ve 48. maddelerindeki hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenilmesi, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik araştırmaya dayalı hüküm kurulması,
Kabule göre;
2-Sanığın 26/01/2018 tarihli eylemi 1 numaralı bozma nedenine göre yapılan inceleme sonucu sabit kabul edilebilir ise; 11/04/2018 tarihinde üzerinde yapılan aramada ele geçirilen uyuşturucu maddenin 26/01/2018 tarihinde ele geçirilen maddeden sonra temin edildiğine dair kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığından bu maddelerin devamı niteliğinde olduğunun kabul edilmesi gerektiği ve böylece zincirleme suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeksizin TCK'nın 43/1. maddesi uygulanarak fazla ceza tayini,
3- Sanıkta ele geçen adli emanetin 2018/11868 sırasında kayıtlı 2.135 TL ve 200 Dolar paranın suçtan elde edildiğine ilişkin yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, sanığa iadesi yerine, yazılı şekilde TCK’nın 55. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi,
4- Sanık hakkında hükmedilen adli para cezasının taksitlendirilmesinden sonra "ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına" ibaresinin belirtilmemesi suretiyle TCK’nın 52/4. maddesine aykırı davranılması,
5-TCK'nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak, 7242 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanıkların durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olup, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin kararı hukuka aykırı bulunduğundan, hükmün 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozmanın niteliği, tutuklama koşullarında değişiklik olmaması ve tutuklu kalınan süre göz önüne alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin reddine,
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2020/5307, K. 2022/1027, 7 Şubat 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama