KÜNYE
10. Ceza Dairesi 2021/4500 E., 2024/500 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2024
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/1072 E., 2016/202 K.
- Suç
- Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
- Hüküm
- Mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
551 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 03.12.2015 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Adana 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.02.2016 tarihli ve 2015/1072 Esas, 2016/202 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle; hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği özetle; beraat verilmesini talep ettiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
07.10.2015 tarihinde sanığın üzerinde daralı ağırlığı 4 gr olan kenevir bitkisi ele geçirildiği ve sanığın kanında esrar maddesi bulunduğunun tespit edildiği, sanık hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 17.12.2014 tarih ve 2014/67215 soruşturma numaralı kararı ile kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde satın almak suçundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair karar verildiği, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik hükümlerine uymaması nedeniyle Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesine dava açıldığı, yapılan yargılama neticesinde sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın iddianameye konu eylemini ise 07.10.2015 tarihinde gerçekleştirdiği gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
İddianame içeriğinde, sanık hakkında daha önce işlediği aynı suçtan dolayı verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlal nedeniyle kaldırılarak iddianame ile kamu davası açıldığından bahisle, 07.10.2015 tarihli bu suç nedeniyle doğrudan kamu davası açıldığının belirtildiği; ancak UYAP sorgulamasında, daha önce işlediği 23.08.2014 tarihli suçla ilgili olarak Dairemizin 23.02.2022 tarihli ve 2019/7872 Esas, 2022/1976 Karar sayılı bozma kararı doğrultusunda Mahkemesince muhakemenin durmasına karar verildiği ve kesinleştiği anlaşılmakla,
Sanık hakkında daha önce, aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı varsa ve kovuşturması devam ediyorsa, verilecek hüküm inceleme konusu davada verilecek kararı da etkileyeceğinden, her iki suça ilişkin davaların birleştirilmesi ve delillerin tartışılması, sonuçlanmış ve hüküm kesinleşmiş ise dosyasının getirtilerek bu dosya içine konulması, Dairemizin, 13.09.2023 tarihli ve 2021/303 Esas, 2023/7673 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması, nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2021/4500, K. 2024/500, 16 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama