KÜNYE
10. Ceza Dairesi 2022/14603 E., 2023/11076 K.·Kanun Yararına Bozma
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2023
- İncelenen kararın mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
- İnceleme konusu karar
- Mahkûmiyet
- Yoluna başvuran
- Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Karar Metni
1.710 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
İlgili kararın kanun yararına bozulması Antalya 5.Asliye Ceza Mahkemesinin 30.10.2019 tarihli ve 2019/653 Esas, 2019/854 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 05.12.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 10.08.2022 tarihli ve 2022/3669 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.11.2022 tarihli ve KYB-2022/113539 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.11.2022 tarihli ve KYB-2022/113539 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
" Dosya kapsamına göre, her ne kadar sanık hakkında aynı suçtan Antalya 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/78 Esas sayılı dosyasının derdest bulunması sebebiyle 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasına istinaden kamu davası açılmış ise de, Antalya 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/78 Esas, 2018/798 Karar sayılı kararının, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 11.12.2019 tarihli ve 2019/280 Esas, 2019/534 Karar sayılı kararı ile soruşturma evresinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheliye 27.11.2017 tarihinde tebliğ edilmesini müteakip,
28.11.2017 tarihinde şüphelinin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemini gerçekleştirdiği, bu halde denetim süresinin başladığının kabul edilemeyeceği ve kovuşturma şartı bulunmadığından durma kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulduğu, bu durumda incelemeye konu Antalya 5.Asliye Ceza Mahkemesinde görülmekte olan dava bakımından da kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 18.03.2019 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 04.07.2019 tarihli ve 2019/49967 Soruşturma, 2019/18226 Esas, 2019/15042 sayılı iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle Antalya 5. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede; daha önce şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, ihlâl nedeniyle Antalya 23. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, yeniden erteleme kararı verilemeyeceği hususunun belirtildiği,
B. Antalya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 30.10.2019 tarihli ve 2019/653 Esas, 2019/854 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, kararın 05.12.2019 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
C. Antalya 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/78 Esas ve 2018/798 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde:
1. Şüphelinin 21.09.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 13.11.2017 tarihli ve 2017/79431 soruşturma, 2017/1018 sayılı kararı ile; 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın şüpheliye 27.11.2017 tarihinde tebliğ edildiği,
2. Şüphelinin 28.11.2017 tarihinde yeniden uyuşturucu madde ile yakalanması nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 10.01.2018 tarihli ve 2017/79431 Soruşturma, 2018/924 Esas, 2018/754 sayılı iddianamesi ile Antalya 23.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
3. Antalya 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.11.2018 tarihli ve 2018/78 Esas, 2018/798 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu,
4. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12.Ceza Dairesinin 11.12.2019 tarihli ve 2019/280 Esas, 2019/534 Karar sayılı kararı ile, erteleme kararının 27.11.2017 tarihinde tebliğ edildiği, karar kesinleşmeden 28.11.2017 tarihli suçu işlediği, erteleme süresi başlamadığından 28.11.2017 tarihli eylemin ihlal niteliğinde olmadığı, durma kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği,
5. Bozmadan sonra, Antalya 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.12.2019 tarihli ve 2019/912 Esas, 2019/1079 Karar sayılı kararı ile, davanın durmasına, infazın devamına karar verildiği,
6. Şüphelinin yükümlülük ihlalinde ısrar etmesi üzerine, Antalya 23.Asliye Ceza Mahkemesinin 24.09.2021 tarihli ve 2021/211 Esas, 2021/609 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu,
7. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12.Ceza Dairesinin 01.06.2022 tarihli ve 2021/2290 Esas, 2022/995 Karar sayılı kararı ile; 28.11.2017 tarihli eylem yönünden; erteleme kararının 27.11.2017 tarihinde tebliğ edilmesinden sonra henüz karar kesinleşmeden 28.11.2017 tarihli suçun işlendiği, erteleme süresi başlamadığından 28.11.2017 tarihli eylemin ihlal niteliğinde olmadığı, durma kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına, 21.09.2017 tarihli eylem yönünden; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
D.
5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı Kanun'un 171 inci maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu,
gerek görülmesi halinde şüpheli/sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usulüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibariyle de usul ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği,
erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesi zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli/sanık tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı,
erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usule uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usule uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının
açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir.
5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir.
Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir.
Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir.
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında ihlal sebebi sayılmakta, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir.
İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen suçlar ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir.
Somut olayda; Sanık hakkında önceden işlemiş olduğu aynı nev'iden suç nedeniyle açılmış bir kamu davası olduğundan, sonraki yargılama konusu suçtan dolayı 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden doğrudan dava açılması üzerine, sanığın 18.03.2019 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Antalya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.10.2019 tarihli kararıyla mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında ilk kez 21.09.2017 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca 13.11.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verilmesi ve kararın 27.11.2017 tarihinde tebliğ edilmesi sonrasında, sanığın 28.11.2017 tarihinde yeniden uyuşturucu madde ile yakalanması nedeniyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Antalya 23.Asliye Ceza Mahkemesinin 13.11.2018 tarihli ve 2018/78 Esas, 2018/798 Karar sayılı kararı ile, sanığın cezalandırılmasına karar verildiği,
sanığın istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 11.12.2019 tarihli kararı ile, henüz erteleme süresi başlamadan işlenen 28.11.2017 tarihli eylemin ihlal niteliğinde olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasından sonra, Antalya 23.Asliye Ceza Mahkemesinin 20.12.2019 tarihli kararı ile, davanın durmasına, infazın devamına karar verildiği, şüphelinin yükümlülük ihlalinde ısrar etmesi üzerine, Antalya 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.09.2021 tarihli ve 2021/211 Esas, 2021/609 Karar sayılı kararı ile, sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurması üzerine,
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 01.06.2022 tarihli ve 2021/2290 Esas, 2022/995 Karar sayılı kararı ile.
28.11.2017 tarihli eylem yönünden; erteleme kararının 27.11.2017 tarihinde tebliğ edilmesinden sonra henüz karar kesinleşmeden 28.11.2017 tarihli suçun işlendiği, erteleme süresi başlamadığından 28.11.2017 tarihli eylemin ihlal niteliğinde olmadığı, durma kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına, 21.09.2017 tarihli eylem yönünden; "istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verildiği, inceleme konusu 18.03.2019 tarihli eylemin esasen 13.11.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali niteliğinde olduğu,
5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ilk cümlesi uyarınca "davanın düşmesine" karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Antalya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.10.2019 tarihli ve 2019/653 Esas, 2019/854 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2022/14603, K. 2023/11076, 14 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama