KÜNYE
10. Ceza Dairesi 2023/12090 E., 2023/8606 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2023
- İncelenen kararın mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
- Hüküm
- Mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
1.864 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İstanbul Anadolu 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.12.2014 tarihli ve 2014/724 Esas, 2014/489 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasına karar verilmiştir.
B. İstanbul Anadolu 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.12.2014 tarihli ve 2014/724 Esas, 2014/489 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 11.11.2020 tarihli ve 2020/7066 Esas, 2020/7318 Karar sayılı kararı ile;
"5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 324/4. maddesinin atıfta bulunduğu 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 106. maddesi gereğince yargılama giderlerinin 20.00 TL'den az olması halinde sanıktan tahsili yerine hazine üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekiyor ise de hüküm kesinleşinceye kadar; karar tebliği ve kanun yolu posta giderleri gibi yapılacak yargılama giderlerinin de toplam yargılama gideri kapsamında sanıktan tahsili gerekmesi nazara alınarak, hükmün kesinleştiği tarihte sanıktan tahsili gereken yargılama giderinin yukarıda açıklanan terkin miktarından az olması halinde Devlet Hâzinesi üzerinde bırakılmasının infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görüldüğünden tebliğnameye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TCK'nın 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye,
7188 sayılı Kanunun geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan "01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile
sınırlama getirilmiş ise de.
Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 karar sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından.
Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre;
"mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3.fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, "Basit Yargılama Usulü" yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2- Hükümden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanunun 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanunun geçici 7. maddesi sanık lehine hükümler içermekte olup, öncelikle.
6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrası ve aynı Kanunun 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanunun geçici 7. maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı bu suç tarihinden önce açılmış başka dava olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması,
gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;
a) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ise, 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine”, karar verilmesi,
b) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise, bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanığın, yükümlülüklerini ihlal ettiğinin sabit görülmesi halinde hakkında,
6545 sayılı Kanunun 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 7. maddenin 3. fıkrası uyarınca, yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla, 5560 sayılı Yasa ile değişik TCK'nın 191. maddesi çerçevesinde bir karar verilmesi, gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması, "
Nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
C. Bozma sonrası yapılan yargılama ile İstanbul Anadolu 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.02.2021 tarihli ve 2020/558 Esas, 2021/76 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri ile 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddeleri uyarınca 4.500,00 TL adli para cezasına karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.02.2021 tarihli ve 2020/558 Esas, 2021/76 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 30.11.2022 tarihli ve 2022/13129 Esas, 2022/12530 Karar sayılı kararı ile;
"Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde kurulan hükmün incelenmesinde;
5271 sayılı CMK'nın 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251. maddesine ve bu maddeye ilişkin Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile de oluşan duruma göre;
Mahkemece, basit yargılama usulünün uygulandığı görülmekle, bu kapsamda verilen kararın CMK’nın 252. maddesinin 1. fıkrasına göre itiraza tabi olması nedeniyle, sanık müdafiinin temyiz dilekçesi itiraz dilekçesi olarak kabul edilip, itirazla ilgili CMK’nın 252/2-3. maddeleri uyarınca hükmü veren mahkemece karar verilmesi gerektiğinden, dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE" karar verilmiştir.
D. Dairemizin iade kararı üzerine yapılan yargılama ile İstanbul Anadolu 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.05.2023 tarihli ve 2023/16 Esas, 2023/311 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasına karar verilmiştir. Ancak sanık hakkında daha önce verilen kararda hükmolunan ve aleyhe temyiz başvurusuna konu olmayan cezanın cins ve miktarına göre, 5271 sayılı Kanunun 307 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca kazanılmış hakkı saklı tutularak, sanığın işlediği sabit görülen bu suçtan dolayı neticeten 4.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.
E. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle; usul ve yasaya uygun hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık 08.05.2023 tarihli dilekçe ile zamanaşımı süresinin dolduğunu beyan ederek temyiz talebinde bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR (İLK DERECE MAHKEMESİNİN KABULÜ)
Toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; sanık ... 'nun 23.04.2013 tarihinde uyuşturucu maddeyi bulundurup kullanmak suçunu işlediği gerek kendi ikrarı gerekse diğer maddi deliller kapsamına göre sabit görülmüş olup, İstanbul Anadolu 9. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından hakkında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik yükümlülüğünü ihlal ettiği görülen sanığın cezalandırılmasına dair 23.12.2014 gün, 2014/724 Esas ve 2014/489 Karar sayılı kararı verilmiştir.
Kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. CD nin 11.11.2020 günlü bozma ilamı ile karar bozularak dosya mahkememize iade edildikten sonra bozmaya uyulmuş, bu doğrultuda yapılan incelemede sanık hakkında suç tarihinden önce yine uyuşturucu bulundurmak ve kullanmak suçuna dayalı olarak açılmış bir başka davanın olmadığı, yani suçun bir başka denetim kararının infazı sırasında işlenmediği anlaşılmıştır.
Sanık kovuşturma aşamasında alınan savunmasında " olay tarihinde kullanmak maksadıyla temin ettiğim maddeyi kullanamadan yakalandım, madde kullanıcısı değilim" şeklinde yüklenen suçu kabul etmemiş ise de; hazırlıktaki beyanında açıkça suça konu maddenin kendisine ait olduğunu kabul ettiği anlaşılmakla, sanığın aksi yöndeki beyanın cezadan kurtulma amaçlı olduğu kanaatine varılmış ve hazırlıkta alınan beyan ve savunmasının doğru olduğu görülen sanığın kovuşturmadaki maddi delillerle çelişen savunmasına itibar edilmemiştir.
Bu şekilde
sanığın 23.04.2013 tarihinde AM-2201 etken maddesini içeren uyuşturucu maddeyi bulundurup kullanmak suçunu işlediği gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; Sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ¼ oranında ceza indirimi yapılmak suretiyle verilen İstanbul Anadolu 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.02.2021 tarihli ve 2020/558 Esas, 2021/76 Karar sayılı hükme itiraz ettiği halde, Mahkemece 5271 sayılı Kanun'un 252
nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca yeni bir hüküm kurulmaksızın dosya doğrudan Yargıtay’a gönderilmiştir. Basit yargılama usulüne göre verilen hükmün temyize tabi kabul edilmesi halinde, aleyhe temyiz olmadığı için, cezasına itiraz etmiş olmasına rağmen, sanık ¼ oranındaki ceza indiriminden faydalanmış olacak; bir başka deyişle aynı olayda cezasına itiraz eden sanık ile itiraz etmeyen sanık arasında sonuç ceza bakımından bir fark olmayacaktır.
Bu ise yargılamanın hızlanması, davaların kısa zamanda sonuçlanması ve mahkemelerin iş yükünün azaltılması bakımından alternatif bir çözüm yolu olarak getirilen basit yargılama usulünün amacı ile bağdaşmayacaktır. Bu nedenle kanun koyucu basit yargılama sonucu verilen kararların açıkça itiraza tabi olduğunu belirterek, itiraz sonucu izlenmesi gereken usulü de 5271 sayılı Kanun'un 251 inci ve 252 inci maddelerinde düzenlemiştir.
Bu nedenle inceleme konusu olayda. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 30.11.2022 tarihli ve 2022/13129 Esas, 2022/12530 Karar sayılı iade kararından sonra; mahkeme daha önce 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi kapsamında basit yargılama usulüne göre verdiği hükümle bağlı olmadığından, genel hükümlere göre hüküm kuracağı ve sanık itiraz ettiği için ¼ oranındaki ceza indiriminin uygulanmayacağının gözetilmeyerek,
sanık hakkında 6.000,00 TL adli para cezasına hükmolunduktan sonra "daha önce verilen kararda hükmolunan ve aleyhe temyiz başvurusuna konu olmayan cezanın cins ve miktarına göre, 5271 sayılı Kanunun 307 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca kazanılmış hakkının saklı tutularak, sanığın işlediği sabit görülen bu suçtan dolayı neticeten 4.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına," karar verilmesi nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2023/12090, K. 2023/8606, 11 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama