İçeriğe geç
AC
10. Ceza Dairesi Esas: 2023/16446 Karar: 2025/726 Tarih: 2025

Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2023/16446 K.2025/726

10. Ceza Dairesi 2023/16446 E. , 2025/726 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi 2. Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 1. 2021/321 E., 2021/688 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzeri

Karar Özeti

10. Ceza Dairesi 2023/16446 E. , 2025/726 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi 2. Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 1. 2021/321 E., 2021/688 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzeri

Karar Detayı

10. Ceza Dairesi 2023/16446 E. , 2025/726 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi 2. Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 1. 2021/321 E., 2021/688 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması Samsun 12. Asliye Ceza Mahkemesinin ve Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararları ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerinin, istinaf edilmeksizin sırasıyla 30.11.2021 ve 21.12.2021 tarihlerinde kesinleştirildikleri anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 26.07.2023 tarihli ve 2023/7056 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90126 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90126 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 11/12/2018 tarihli eylemi nedeniyle Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 28/01/2019 tarihli ve 2019/2490 soruşturma, 2019/134 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin karar, sanığın soruşturma aşamasında 11/12/2018 tarihli kolluk ifadesinde bildirdiği adrese 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi uyarınca 06/02/2019 tarihinde tebliğ edilmiş ise de; Tebliğ mazbatasında 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesi ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30/1. maddesinde öngörülen usule göre, muhatabın geçici olarak çarşıya gitmesi nedeniyle bilgi alınan ve haber verilen ... isimli komşunun imzası ya da imzadan imtina ettiğine dair bir şerhin bulunmadığı, bu hâli ile tebligatın 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesi ile Yönetmeliğin 30. maddesi hükümlerine aykırı olduğu ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sanığa usulüne uygun şeklide tebliğ edilmediği, bu durumda artık sanık hakkında 28/01/2019 tarihinde verilmiş olan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun olarak kesinleşmesinden söz edilemeyeceği, bu sebeple usulü ile açılmış kamu davalarının bulunmadığı ve kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşılmakla; sanığın gerçekleştirmiş olduğu inceleme konusu 11/12/2018 ve 13.05.2021 tarihli eylemlerine ve ilk eylemin ihlali niteliğinde kabul edilen 05/12/2020 tarihli eylemine ilişkin ortak bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi ile usulüne uygun tebliğ ve devamı işlemlerin icrası için sanık hakkında açılan kamu davalarının, ayrı ayrı durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yargılamalara devamla yazılı şekilde mahkûmiyet kararları verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Samsun 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.09.2021 tarihli, 2021/321 Esas ve 2021/688 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; 1. Şüpheli hakkında, 11.12.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 28.01.2019 tarihli ve 2019/2490 Soruşturma, 2019/134 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz süre ve merciinin gösterildiği, 2. Şüphelinin erteleme süresi zarfında 05.12.2020 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinin anlaşılması üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 08.04.2021 tarihli ve 2019/2490 Soruşturma, 2021/4631 Esas, 2021/3451 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, 3. Yapılan yargılama sonucunda, Samsun 12. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 30.09.2021 tarihli 2021/321 Esas ve 2021/688 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştirildiği, Anlaşılmıştır. B. Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.12.2021 tarihli, 2021/786 Esas ve 2021/1689 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; 1. Şüpheli hakkında, 13.05.2021 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 10.09.2021 tarihli ve 2021/28078 Soruşturma, 2021/9030 Esas, 2021/6823 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, 2. Yapılan yargılama sonucunda, Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 07.12.2021 tarihli, 2021/786 Esas ve 2021/1689 sayılı kararı ile sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verildiği, kararın, istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesinin; "Kendisine tebligat yapılacak kimseler gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.'' şeklinde düzenlendiği, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre yapılacak tebligatın geçerlilik koşullarının Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinde gösterildiği, anılan maddeye göre "Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması" gerektiği, dolayısıyla, tebliğ yapılacak kişinin adreste bulunmaması hâlinde, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebeplerini komşu, yönetici, kapıcı vb. kişilere sorarak araştırması, tespitlerini onların beyanlarını ve imzalarını alarak tebliğ mazbatasına şerh etmesi ya da imzadan imtina etmeleri hâlinde bu durumu tebliğ mazbatasına şerh etmesi gerektiği, 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı CMK'nın 171. maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüpheli/sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usulüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibariyle de usul ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesi zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli/sanık tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usule uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usule uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 191/6 maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta, bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Tüm bu açıklamalar ışığında; Somut olayda, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 28.01.2019 tarihli ve 2019/2490 Soruşturma, 2019/134 Karar sayılı kararı ile verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği, tebligat parçasında, muhatabın çarşıya gittiği belirtilmek suretiyle 2 nolu haber kağıdı kapıya yapıştırılarak ve komşusuna haber verilerek tebliğ evrakının mahalle muhtarına bırakıldığı, haber bırakılan komşunun isminin yer aldığı ancak, imzasının bulunmadığı ve imzadan imtina ettiği hususunun tebligat parçasına şerh düşülmediği, yapılan tebligat işleminin usulüne uygun olmadığı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmeden denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu nedenle ihlâl kabul edilen 05.12.2020 tarihli eylemin erteleme süresi içinde işlendiğinden söz edilemeyeceği anlaşıldığından; Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği, yine inceleme konusu Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.12.2021 tarihli, 2021/786 Esas ve 2021/1689 sayılı dosyası kapsamında da, 13.05.2021 tarihli eylem yönünden 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açılması koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenebilmesi için, yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda, söz konusu davaların birleştirilmesi, sanığın eylemlerinin, erteleme kararının usulüne uygun şekilde kesinleşmesinden önce mi işlendiği, erteleme kararının ihlâli mi olduğu ya da zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı veya eylemlerin bağımsız suç mu oluşturacağı hususlarının irdelenmesi ve sanığın hukuki durumunun tüm deliller birlikte değerlendirilerek belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında mahkûmiyet kararları verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Samsun 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.09.2021 tarihli, 2021/321 Esas ve 2021/688 Karar sayılı kararının ve Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.12.2021 tarihli, 2021/786 Esas ve 2021/1689 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyalarının, Mahkemelerine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.01.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla