Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2023/16451 E. , 2025/729 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 1. 2017/742 E., 2019/35 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma KARARLAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME G
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2023/16451 E. , 2025/729 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 1. 2017/742 E., 2019/35 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma KARARLAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması Antalya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin ve Antalya 7. Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararları ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerinin, istinaf edilmeksizin sırasıyla 14.02.2019 ve 18.11.2022 tarihlerinde kesinleştirildikleri anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 14.07.2023 tarihli ve 2023/2732 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.09.2023 tarihli ve KYB-2023/89700 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.09.2023 tarihli ve KYB-2023/89700 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “1. Antalya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/01/2019 tarihli ve 2017/742 esas, 2019/35 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen bilâ tarih ve 2014/69046 soruşturma, 2014/354 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararı müteakip şüphelinin denetim yükümlülüklerine uymaması üzerine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 20/02/2015 tarihli iddianamesinin iade edilmesi üzerine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 26/06/2015 tarihli ve 2015/18894 soruşturma, 2015/698 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararının verildiği, yeni bir kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararının verilmesinin sanki yeni bir denetimin başlayacağı anlamına geldiği ancak kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın tebliğinin hatalı olması veya denetimin eksik ya da hatalı uygulanması durumunda iddianamenin iadesi ya da durma kararı veren mahkemenin kararını takiben yeni bir kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararı verilmesine gerek olmadığı, temelde bir tane kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın bulunması gerektiği ve bu kararın infazının usulüne uygun yapılması gerektiği, bu bağlamda somut olayda yeni bir kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair karar verilmesi yerine ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararının usulüne uygun tebliğ edilmesi gerektiği, ikinci Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 26/06/2015 tarihli ikinci kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın verilmesinin hatalı olduğu, verilen bu ikinci kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın yok hükmünde olduğu, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen bilâ tarihli ve 2014/69046 soruşturma, 2014/354 ilk sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın dayanak alınması gerektiği değerlendirilerek yapılan incelemede; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde; “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği dikkate alındığında; öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, Somut olayda ise, gerek Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen bilâ tarih ve 2014/69046 soruşturma, 2014/354 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi dair kararın gerek ikinci anılan Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 26/06/2015 tarihli ve 2015/18894 soruşturma, 2015/698 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı çıkarılan tebligatın da usulsüz olduğu, dolayısıyla kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın kesinleşmediği, bu nedenle mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden “durma kararı” verilerek şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, 2. Antalya 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/11/2022 tarihli ve 2022/338 esas, 2022/385 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Her ne kadar sanık hakkında 24/07/2015 tarihli eylemine ilişkin olarak uyuşturucu madde ticareti yapma suçu yönünden yapılan soruşturma neticesinde Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 28/09/2015 tarihli ve 2015/1403 sayılı iddianame ile kamu davası açılması üzerine, sanığın atılı suçtan mahkûmiyetine dair Antalya 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/04/2016 tarihli ve 2015/135 esas, 2016/93 sayılı kararının Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 27/09/2016 tarihli ve 2016/1298 esas, 2016/7600 karar sayılı ilâmı ile bozulmasını müteakip yapılan yargılama sonunda, değişen suç vasfı itibariyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan Antalya 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/11/2022 tarihli kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ise de, Sanık hakkında daha önce 14/10/2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak eylemine ilişkin olarak yapılan soruşturma evresi sonucunda Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının bilâ tarih ve 2014/69046 soruşturma, 2014/354 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verilmesini takiben, sanığın 24/07/2015 tarihinde işlemiş olduğu inceleme konusu kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan Antalya 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/12/2016 tarihli ve 2016/365 esas, 2016/284 sayılı kararı ile mahkûmiyet karar verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, 24/07/2015 tarihli eyleme konu suçun önceki kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlâli niteliğinde olduğu, Benzer bir olayla ilgili Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 02.06.2022 tarihli ve 2020/17037 2022/7182 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesi yeniden düzenlenmiş olup, anılan maddenin 8. fıkrasında yer alan, “Bu Kanunun; a) 188'inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190'ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki düzenleme gereğince, “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan açılmış olan kamu davasında, yapılan yargılama sonucunda suçun “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğunun kabul edilmesi halinde, 5237 sayılı Kanun’un 191/8. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin kanuni bir zorunluluk olduğu, bu düzenleme ile, şüphelinin eyleminin soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından “uyuşturucu madde ticareti yapma” olarak nitelendirilmesi nedeniyle şüphelinin mağdur olmasının önlenmesinin amaçlandığı, zira; şüphelinin eylemi Cumhuriyet savcısı tarafından baştan beri “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçu olarak nitelendirilmiş olsa idi, 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesi gereğince beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve şüpheli hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verileceği, yani şüpheli hakkında Cumhuriyet savcısı tarafından verilmesi gereken kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı hukuki sonuçları doğuracak şekilde mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi suretiyle sanığın mağduriyetinin giderilmesinin mümkün olacağı, İnceleme konusu somut olayda ise; sanık hakkında daha önce Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen bilâ tarih ve 2014/69046 soruşturma, 2014/354 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmesi karşısında, Cumhuriyet savcısı, kanun yararına bozma incelemesine konu 24/07/2015 tarihli eylemi baştan beri “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçu olarak nitelendirmiş olsaydı, daha önceden sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiğinden, söz konusu suçun ihlâl mahiyetinde olduğunu gözeterek 14/10/2014 tarihli eylemden ötürü kamu davası açması gerektiğinden, uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan yapılan yargılama sonunda, söz konusu eylemin değişen suç vasfına göre uyuşturucu madde kullanmak suçu olduğunun anlaşılması halinde, bu suçun önceki kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararının ihlâli olduğu gerekçesiyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir. B. 7201 sayılı Kanun'un 19. maddesinde yer alan "Mevkuf ve mahkûmlara ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdür veya memuru temin eder." hükmü ile Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 28. maddesinde yer alan "(1) Tutuklu ve hükümlülere tebligat yapılmasını, bu kişilerin bulunduğu kurum müdürü, müdür yoksa orayı idare eden memur temin eder.(2) Bir yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkûm olup kendilerine kanuni temsilci atanmış olanlara ait tebligat, 19 uncu maddeye göre yapılır.(3) Tutuklu ve hükümlüye tebligat yapılamazsa tebliğ mazbatasına müdür veya memur tarafından belirtilen sebep şerh verilir.(4) Tutuklu veya hükümlünün hastanede bulunması halinde dahi tebligat, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre yapılır." ve 5271 sayılı CMK'nın 35/3. maddesinde yer alan "İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar kendisine okunup anlatılır" şeklindeki ve 5271 sayılı CMK'nın 263. maddesinde yer alan "(1) Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir. (2) Zabıt kâtibine başvuru hâlinde, kanun yollarına başvuru beyanı veya dilekçesi ilgili deftere kaydedildikten sonra bu hususları belirten bir tutanak düzenlenerek tutuklu bulunan şüpheli veya sanığa bir örneği verilir. (3) Kurum müdürüne başvuru hâlinde ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapılarak, tutanak ve dilekçe derhâl ilgili mahkemeye gönderilir. Zabıt kâtibi başvuruyu ilgili deftere kaydeder. (4) Zabıt kâtibi veya kurum müdürü tarafından ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapıldığı zaman kanun yolları için bu Kanunda belirlenen süreler kesilmiş sayılır." şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında, Somut olaylarda; kanun yararına bozma istemine konu Antalya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.01.2019 tarihli ve 2017/742 Esas, 2019/35 Karar sayılı "mahkûmiyet" kararının başka suçtan Antalya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü bulunan sanığın cezaevinden getirtilerek yüzüne karşı verildiği ve yine kanun yararına bozma istemine konu Antalya 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.11.2022 tarihli ve 2022/338 Esas ve 2022/385 Karar sayılı "mahkûmiyet" kararının başka suçtan Antalya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü bulunan sanığın SEGBİS ile yüzüne karşı verildiği ancak; hükümlerde, 5271 sayılı CMK'nın 263. maddesi uyarınca hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabileceğine ilişkin sanığa bildirimde bulunulmadığı, Başka suçtan hükümlü olarak Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunması nedeniyle, mahkemelerce hüküm tefhim edilirken hüküm fıkrasına 5271 sayılı CMK'nın 263/1. maddesi gereğince cezaevinde bulunan sanığın hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta dilekçe vererek kanun yoluna başvurabileceğinin de yazılması ve tefhim edilmesi gerektiği halde, bu hususun hüküm fıkrasına yazılmamış olması nedeniyle yasa yolu bildirimi usûlüne uygun olmadığından, inceleme konusu hükümlerin kesinleşmediği anlaşılmıştır. D. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükümlerin, 5271 sayılı Kanun’un 272 vd. maddeleri uyarınca istinaf yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyalarının, Mahkemelerine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.01.2025 tarihinde karar verildi.