İçeriğe geç
AC
10. Ceza Dairesi Esas: 2023/17434 Karar: 2025/4921 Tarih: 2025

Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2023/17434 K.2025/4921

10. Ceza Dairesi 2023/17434 E. , 2025/4921 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi 2. Beykoz 3. Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 1. 2020/264 E., 2020/506 K. 2. 2018/340 E., 2019/253 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma KARARLAR : 1. Mahkûmiyet 2. Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN

Karar Özeti

10. Ceza Dairesi 2023/17434 E. , 2025/4921 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi 2. Beykoz 3. Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 1. 2020/264 E., 2020/506 K. 2. 2018/340 E., 2019/253 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma KARARLAR : 1. Mahkûmiyet 2. Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN

Karar Detayı

10. Ceza Dairesi 2023/17434 E. , 2025/4921 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi 2. Beykoz 3. Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 1. 2020/264 E., 2020/506 K. 2. 2018/340 E., 2019/253 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma KARARLAR : 1. Mahkûmiyet 2. Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62/1. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 08.09.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Beykoz 3. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62/1, 50/1-a, 52/2. maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, temyiz edilmeksizin 12.06.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 04.09.2023 tarihli ve 2022/33677 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2023 tarihli ve KYB - 2023/95773 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2023 tarihli ve KYB - 2023/95773 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.03.2022 tarihli ve 2019/10-8, 2022/195 sayılı ilâmında yer alan, " ... Aynı mahkemenin farklı esaslarına açılmış bulunan ve soruşturma ya da kovuşturma dosyalarına ilişkin belge ve bilgilere hızlıca ve kolayca ulaşılabilmesine olanak sağlayan UYAP sistemi üzerinden her türlü bilgisine ulaşılabilecek olan 25.04.2010 ve 29.04.2010 tarihli eylemlere ilişkin davaların mahkeme ya da hâkim tarafından bilinmediğinin, bu bağlamda ayrı ayrı kesinleşmiş söz konusu bu davaların yeni delil ya da olay olduğunun ileri sürülebilmesinin mümkün olmaması ...ayrı ayrı adli para cezasına mahkum edilen sanığın söz konusu eylemlerinin zincirleme suç hükümleri kapsamında kalıp kalmadığı hususunun CMK'nın 309 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan kanun yararına bozma yasa yoluyla incelenmesi gerektiği.." şeklindeki açıklamalar uyarınca, Dosyalar kapsamına göre, İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/264 esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 26.02.2010, iddianame düzenleme tarihinin ise 31.03.2010 olduğu, Beykoz 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/340 esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 13.02.2010, iddianame düzenleme tarihinin ise 25.03.2010 olduğu, her iki suçun da ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve hukukî kesinti olmadığı, anılan iki dosyada da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu dikkate alınarak, bu eylemlerin bir suç işleme kararı icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, dosyaların birleştirilmesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden sanık hakkında iki ayrı mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.07.2020 tarihli ve 2020/264 Esas, 2020/506 Karar sayılı kararının incelenmesinde: 1. Şüpheli hakkında, 26.02.2010 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığının 31.03.2010 tarihli ve 2010/9258 Soruşturma, 2010/4957 Esas, 2010/2994 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, 2. Beyoğlu 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 19.10.2010 tarihli ve 2010/1079 Esas, 2010/998 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın kesinleşmesinden sonra tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığının bildirilmesi üzerine, İstanbul 10. Sulh Ceza Mahkemesinin 19.11.2012 tarihli ve 2012/98 Esas, 2012/1575 Karar sayılı kararı ile, sanığın mazereti haklı görülerek yeniden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 06.12.2012 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, 3. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığının bildirilmesi üzerine dosya ele alınarak İstanbul 66. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.11.2014 tarihli ve 2014/376 Esas, 2014/220 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62/1. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 16.12.2014 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, 4. Sanığın denetim süresi içerisinde 07.09.2016 tarihinde işlediği "dolandırıcılık" suçundan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine; İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 01.07.2020 tarihli ve 2020/264 Esas, 2020/506 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62/1. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. B. Beykoz 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.04.2019 tarihli ve 2018/340 Esas, 2019/253 Karar sayılı kararının incelenmesinde: 1. Şüpheli hakkında, 13.02.2010 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığının 25.03.2010 tarihli ve 2010/1785 Soruşturma, 2010/978 Esas, 2010/627 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, 2. Beykoz 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 31.01.2011 tarihli ve 2010/406 Esas, 2011/33 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 11.03.2011 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, 3. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığının bildirilmesi üzerine dosya ele alınarak, Beykoz 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 24.12.2012 tarihli ve 2012/596 Esas, 2012/1798 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi, 62/1, 50/1-a ve 52/2.maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın kararı temyiz ettiği, 4. Dairemizin 08.11.2016 tarihli ve 2013/6363 Esas, 2016/3604 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verildiği, 5. Bozmadan sonra; Beykoz 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.05.2017 tarihli ve 2016/864 Esas, 2017/465 Karar sayılı kararı ile, ısrar şartı gerçekleşmediğinden Beykoz 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 31.01.2011 tarihli ve 2010/406 Esas, 2011/33 Karar sayılı tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının aynen infazına karar verildiği, kararın kesinleşmesinin ardından infaza gönderildiği, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığının bildirilmesi üzerine dosya ele alınarak, Beykoz 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.11.2017 tarihli ve 2016/864 Esas, 2017/465 Karar sayılı ek kararı ile, ısrar şartı gerçekleşmediğinden Beykoz 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 31.01.2011 tarihli ve 2010/406 esas, 2011/33 Karar sayılı tedbir kararının infazının aynen devamına karar verildiği, kararın 06.12.2017 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, 6. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığının bildirilmesi üzerine dosya ele alınarak, Beykoz 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 25.04.2019 tarihli ve 2018/340 Esas, 2019/253 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi, 62/1, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. C. Dosyalar kapsamına göre, İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/264 Esas sayılı dosyasındaki suçun 26.02.2010 tarihinde işlendiği, bu suça ilişkin iddianamenin 31.03.2010 tarihinde düzenlendiği, Beykoz 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/340 Esas sayılı dosyasındaki aynı nev'iden suçun 13.02.2010 tarihinde işlendiği, bu suça ilişkin iddianamenin ise 25.03.2010 tarihinde düzenlendiği, bu halde; sanığın eylemlerinin ilk hukukî kesintiyi oluşturan Beykoz 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/340 Esas sayılı dosyası kapsamında yer alan 25.03.2010 tarihli iddianameden önce olması karşısında, sanık hakkında tek bir suçtan mahkûmiyet kararı verilip, zincirleme suç hükümleri uygulanması gerektiği, Somut olayda, zincirleme suç oluşturan aynı nitelikteki iki suç nedeniyle farklı mahkemelere iki ayrı dava açılması üzerine, İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.07.2020 tarihli, Beykoz 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.04.2019 tarihli kararı ile sanığın cezalandırılmasına karar verilerek ayrı ayrı mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur. Sanığın, 26.02.2010 ve 13.02.2010 tarihlerinde iki kez "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu işlediği anlaşıldığından, davaların birleştirilmesine karar verilerek, suçların "bir suç işleme kararının icrası kapsamında" işlenip işlenmediğinin ve buna bağlı olarak belirtilen suçların zincirleme suç oluşturup oluşturmadığının tartışılarak belirlenmesi, zincirleme suç oluşturduğunun saptanması durumunda, bunlardan en ağır sonuç doğuran suç esas alınarak tayin edilecek cezanın, zincirleme suç nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi gereğince artırılmasına karar verilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle, ayrı ayrı mahkûmiyet kararları verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.07.2020 tarihli ve 2020/264 Esas, 2020/506 Karar sayılı kararı ile Beykoz 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.04.2019 tarihli ve 2018/340 Esas, 2019/253 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyalarının, Mahkemelerine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.04.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla