Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2023/17448 E. , 2025/5202 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/112 E., 2020/513 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı T
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2023/17448 E. , 2025/5202 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/112 E., 2020/513 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Fethiye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 1 yıl 8 ay denetim süresi belirlenmesine karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin 20.07.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 04.09.2023 tarihli ve 2021/24387 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2023 tarihli ve KYB-2023/95782 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2023 tarihli ve KYB-2023/95782 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/56 soruşturma, 2020/24 esas, 2020/24 sayılı iddianame tarihinin 02/01/2020 yerine 02/01/2019 olarak yazılmasının maddi hata olduğu gözetilerek yapılan incelemede, Sanık hakkında önceden işlemiş olduğu 20/04/2018 tarihli aynı nev'iden suç sebebiyle Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 23/05/2018 tarihli ve 2018/2919 soruşturma, 2018/53 sayılı kamu davası açılmasının ertelenmesi kararını müteakip, sanık hakkında 30/12/2019 tarihinde uyuşturucu madde bulundurduğunun ihbar edilmesi üzerine Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/2919 soruşturma sayılı dosyasından kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın kaldırılması suretiyle kamu davası açılması yerine, anılan Cumhuriyet Başsavcılığının 02/01/2019 tarihli ve 2020/56 soruşturma, 2020/24 esas, 2020/24 sayılı iddianamesi ile ihlale konu suç için açılan soruşturma dosyasından iddianamedeki anlatıma aykırı olarak doğrudan sanık hakkında kamu davası açılarak mahkumiyet kararı verilmiş ise de, 5237 sayılı Kanun’un 191/5. maddesinde yer alan “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” şeklindeki düzenleme karşısında, somut olayda şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan daha önce Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının 23/05/2018 tarihli kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, sanığın incelemeye konu dosyadaki 30/12/2019 tarihli eyleminin anılan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlâli niteliğinde olduğu ve ayrıca bir suç oluşturmadığı, ayrıca Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının 02/01/2019 tarihli iddianamesi uyarınca 5237 sayılı Kanun'un 191/5. maddesi uyarınca kamu davası açılmış olması karşısında Fethiye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/06/2021 tarihli kararın gerekçe kısmında açılan kamu davasının anılan Kanun'un 191/6. maddesi gereğince açıldığının belirtilerek bu doğrultuda mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 30.12.2019 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının 02.01.2020 e-imza tarihli ve 2020/56 Soruşturma, 2020/24 Esas, 2020/24 sayılı iddianamesi ile, daha önce şüpheli hakkında 2018/2919 sayılı soruşturma üzerinden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve erteleme süresi zarfında 30.12.2019 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinin anlaşıldığından bahisle kamu davası açıldığı, ancak iddianame içeriğinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına esas alınan eylem anlatımı ya da kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğ edilip kesinleştiğine dair herhangi bir anlatım bulunmadığı, B. Fethiye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 25.06.2021 tarihli ve 2020/112 Esas, 2020/513 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 1 yıl 8 ay denetim süresi belirlenmesine karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştiği, C. Dosya arasında onaylı örneği bulunan Fethiye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/904 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, sanık hakkında önceden işlemiş olduğu 29.03.2018 tarihli aynı nev'iden suç sebebiyle Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığınca 20.04.2018 tarihli ve 2018/2919 Soruşturma, 2018/53 Karar sayılı kararı ile kamu davası açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yolu süre ve merciinin usûlüne uygun şekilde gösterildiği ancak erteleme kararının tebliğinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca doğrudan MERNİS adresine çıkarılarak muhtara teslim edilmesi nedeniyle tebligatın usûlsüz olduğu ve erteleme kararının kesinleşmediği gözetilmeksizin tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, sanığın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurması üzerine tedbirin infazının başladığı, ancak erteleme süresi içinde aynı nev'iden suç işlenmesi nedeniyle erteleme kararının 20.03.2020 tarihinde kaldırıldığı, Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının 31.03.2020 tarihli ve 2018/2919 Soruşturma, 2020/1384 Esas ve 2020/1110 sayılı iddianamesi ile sanığın incelemeye konu 30.12.2019 tarihli eylemi nedeniyle sehven soruşturma dosyaları birleştirilmeksizin Fethiye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/112 Esas sayılı dosyası üzerinden kamu davası açıldığından bahisle birleştirme talepli mükerrer kamu davası açıldığı ve 31.03.2020 tarihli iddianame içeriğinde de 20.04.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına esas alınan 29.03.2018 tarihli eylem ile ilgili herhangi bir anlatım bulunmadığı, ihlal sayılan 30.12.2019 tarihli eylem ile ilgili anlatım bulunduğu, dosyanın Fethiye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/904 Esas sayılı dosyası üzerinden derdest olduğu, Anlaşılmıştır. D. Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/56 Soruşturma, 2020/24 Esas, 2020/24 sayılı iddianame tarihinin 02.01.2020 yerine 02.01.2019 olarak yazılmasının maddi hata olduğu gözetilerek yapılan incelemede, 5237 sayılı TCK'nın 191. madddesinde yer alan Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre; 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları "(1)Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2)Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir. (3)(Değişik:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir." şeklinde düzenlenmiştir. 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı CMK'nın 171. maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüphelinin tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usûlüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibarıyla da usûl ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlâl ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesinin zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde (5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde) ilgili sulh ceza hâkimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usûle uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usûle uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 191/6 maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usûlüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Yine Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinde yer alan "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." hükmü kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta ve ancak bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği ve iddianame düzenlenmeden aynı nev'i suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir. İddianame düzenlendikten sonra aynı nev'i suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı CMK'nın 170/1. maddesi uyarınca ceza davası, dava açan belge niteliğindeki icra ceza mahkemesine verilen şikâyet dilekçesi, son soruşturmanın açılması kararı gibi istisnai hükümler dışında kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Anılan Kanun'un 170/4. maddesinde de "İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır." düzenlemesine yer verilmiştir. 5271 sayılı CMK'nın 225. maddesinde ise "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu madde gereğince hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir. Anılan kanuni düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açık aykırılık oluşturacaktır. Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacaktır. Dolayısıyla, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan düzenlenen iddianame içeriğinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına esas alınan eylem anlatımının yanında ve 5237 sayılı TCK'nın 191/4-a maddesinde yer alan yükümlülük ihlâlinin ya da 5237 sayılı TCK'nın 191/4-b-c maddelerinde yer alan ihlâl sayılan eylem anlatımının, kamu davası 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında açılıyorsa bu eylem anlatımının açık bir şekilde yer alması gerekmektedir. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda dosyalar kapsamına göre, Somut olayda, şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan daha önce Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığınca 20.04.2018 tarihli ve 2018/2919 Soruşturma, 2018/53 Karar sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, sanığın incelemeye konu dosyadaki 30.12.2019 tarihli eyleminin anılan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlâli niteliğinde olduğu belirtilerek kamu davası açılmasına rağmen, açılan kamu davasının anılan Kanun'un 191/6. maddesi gereğince açıldığının belirtilerek bu doğrultuda mahkûmiyet kararı verildiği, ancak Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının 31.03.2020 tarihli ve 2018/2919 Soruşturma, 2020/1384 Esas ve 2020/1110 sayılı iddianamesi ile sanığın incelemeye konu 30.12.2019 tarihli eylemi nedeniyle sehven soruşturma dosyaları birleştirilmeksizin Fethiye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/112 Esas sayılı dosyası üzerinden kamu davası açıldığından bahisle birleştirme talepli mükerrer kamu davası açıldığı ve 31.03.2020 tarihli iddianame içeriğinde de 20.04.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına esas alınan 29.03.2018 tarihli eylem ile ilgili herhangi bir anlatım bulunmadığı, ihlal sayılan 30.12.2019 tarihli eylem ile ilgili anlatım bulunduğu, dosyanın Fethiye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/904 Esas sayılı dosyası üzerinden derdest olduğu anlaşıldığından, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) ve adli sicilde yapılan incelemede, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan birden fazla açık ve kapalı kaydın bulunduğu anlaşılmakla, Cumhuriyet Başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınıp, usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunup bulunmadığı ve ihlâli üzerine usûlüne uygun şekilde açılan kamu davası bulunup bulunmadığı belirlenip, dosyaların derdest ise incelemeye konu dava dosyası ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle, usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunup bulunmadığı ve incelemeye konu eylem nedeniyle yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilip verilmeyeceği ya da incelemeye konu eylemin ihlâl niteliğinde eylem olup olmadığı veya eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Fethiye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.06.2021 tarihli ve 2020/112 Esas, 2020/513 Karar sayılı kararın 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.05.2025 tarihinde karar verildi.