Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2023/21338 E. , 2025/6632 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/957 E., 2015/785 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıt
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2023/21338 E. , 2025/6632 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/957 E., 2015/785 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 08.02.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 09.10.2023 tarihli ve 2023/11019 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.11.2023 tarihli ve KYB - 2023/109746 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.11.2023 tarihli ve KYB - 2023/109746 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesi yeniden düzenlenmiş olup, anılan maddenin 9. fıkrasında "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır." şeklinde bir hükme yer verildiği, keza 6545 sayılı Kanun’un 65. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrasında yer alan, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." biçimindeki düzenlemeler nazara alınarak, sabıka kaydına göre, uyuşturucu madde kullanmak suçundan sanık hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmadığı cihetle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesindeki şartlar aranmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi zorunlu olduğu gözetilmeksizin, 6545 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki hali ile 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesi gereğince sanığın 1 yıl süreyle tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Sanık hakkında, 26.12.2013 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 06.03.2014 tarihli ve 2013/168068 Soruşturma, 2014/10350 Esas, 2014/4850 Karar sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, B. Yapılan yargılama sonucunda, Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 16.04.2015 tarihli ve 2014/957 Esas, 2015/785 Karar sayılı kararı ile; sanığın 5237 sayılı TCK’nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi gereğince "tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına" karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. C. 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi yeniden düzenlenmiş olup, anılan maddenin 9. fıkrasında "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171. maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231. maddesi hükümleri uygulanır." şeklinde hükme yer verildiği, keza 6545 sayılı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7/2, maddesinde yer alan, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191. maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191. madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." biçimindeki düzenlemeler dikkate alınarak, adli sicil kaydına göre, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmadığı anlaşıldığından, 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesindeki şartlar aranmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi zorunlu olduğu gözetilmeden, 6545 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki hali ile 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi gereğince sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verilmesi Kanun'a aykırı ise de; Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 16.04.2015 tarihli ve 2014/957 Esas, 2015/785 Karar sayılı kararı ile verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın kesinleştirilerek infazı için 28.05.2015 tarihinde Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranarak yükümlülüklerini yerine getirdiği, Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 08.08.2016 tarihli ve 2015/9654 DS sayılı yazısı ile, tedbirin 20.07.2015 - 20.07.2016 tarihleri arasında infaz edildiği, infazın 20.07.2016 tarihinde tamamlandığı hususunun bildirildiği, sanığın UYAP üzerinden alınan adli sicil kaydı incelendiğinde aynı nev'i suçtan başkaca bir kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri "belirlilik"tir. Bu ilkeye göre, kanun düzenlemelerinin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir tereddüde ve şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuki güvenlikle bağlantılı olup birey hangi somut eylem ve olguya hangi hukuki müeyyidenin veya neticenin bağlandığını, bilmelidir. Birey ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını belirler. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. "Hukuki güvenlik" ve "belirlilik" ilkeleri hukuk devletinin unsurlarındandır. Bireyin devlete güven duyması, ancak hukuki güvenliğin sağlandığı bir hukuk devleti düzeninde mümkün olabilecektir. Tüm bu açıklamalar ışığında; Somut olayda, her ne kadar, Mahkemesince 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verilmiş ise de, sanığın, hukuki yaptırımlar ve sonuçları konusunda yanıltılmış olduğu, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin yüklediği yükümlülükleri yerine getirdiği ve ceza hukuku prensiplerinden olan "yaptırım ve sonuçlarını aleyhe kötüleştirememe ya da ağırlaştıramama kuralı" dikkate alındığında, "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" kararı yerine "tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri" kararı verilmesinin dosya kapsamına göre hukuki bir sonuç da doğurmayacağı, kararın kanun yararına bozulmasında hukuki yarar bulunmadığı anlaşıldığından; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliği ile REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.06.2025 tarihinde karar verildi.