İçeriğe geç
AC
10. Ceza Dairesi Esas: 2023/22552 Karar: 2025/13205 Tarih: 2025

Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2023/22552 K.2025/13205

10. Ceza Dairesi 2023/22552 E. , 2025/13205 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/1 E., 2015/61 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER: 1. Beraat; sanık ... yönünden : 2. Mahkûmiyet; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (1985 doğumlu), ... (1971 doğumlu), ..., ..., ..., .

Karar Özeti

10. Ceza Dairesi 2023/22552 E. , 2025/13205 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/1 E., 2015/61 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER: 1. Beraat; sanık ... yönünden : 2. Mahkûmiyet; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (1985 doğumlu), ... (1971 doğumlu), ..., ..., ..., .

Karar Detayı

10. Ceza Dairesi 2023/22552 E. , 2025/13205 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/1 E., 2015/61 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER: 1. Beraat; sanık ... yönünden : 2. Mahkûmiyet; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (1985 doğumlu), ... (1971 doğumlu), ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden : 2. Cumhuriyet savcısı; sanık ... aleyhine, sanıklar ..., ..., ..., ... (1985 doğumlu), ... (1971 doğumlu), ..., ... ve ... lehlerine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : 1. Düzeltilerek onama; sanıklar ..., ..., ..., ... (1985 doğumlu), ..., ... ve ... yönünden : 2. Bozma; ..., ..., ..., ..., ..., ... (1971 doğumlu), ..., ... ve ... yönünden Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: A. Sanık ... hakkındaki mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde; Hükümden sonra, UYAP sistemi üzerinden MERNİS'ten alınarak dosyasına konulan nüfus kayıt örneğinde, sanığın 24.01.2023 tarihinde öldüğünün tespit edilmesi ve sanık hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK'nın 64/1. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla, Nizip Ağır Ceza Mahkemesi kararına yönelik sanık ve Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının CMK'nın 223/8. maddesi gereği sanığın ölümü nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, B. Sanık ... hakkındaki mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde; Olay tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre; üzerinde miktar itibariyle kullanım sınırları içerisinde uyuşturucu madde ele geçen sanığın savunmalarının aksine, mahkûmiyetine yeterli ve kesin delil bulunmadığı, sanığın eyleminin bu haliyle 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinde belirtilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, sanığa yüklenen suçun yasa maddesinde öngörülen cezanın türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde belirlenen 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin, hüküm tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve TCK'nın 67/4. maddesi uyarınca da suç tarihi olan 21.09.2013 tarihi ile temyiz inceleme tarihi arasında 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından sanık müdafii ile Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmekle, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta anılan Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen olağan dava zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gözetilerek DÜŞÜRÜLMESİNE, C. Sanık ... hakkındaki beraat hükmünün incelenmesinde; Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, Mahkemenin, sanığın atılı suçu işlediğine dair yeterli delil bulunmadığına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik görülmediğinden Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, D. Sanıklar ..., ..., ... (1971 doğumlu) ve ... hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde; Sanıklar hakkında hapis cezalarının hesaplanmasına ve TCK'nın 52/4. maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak Mahkemenin takdirinde bir isabetsizlik görülmediğinden Tebliğname'deki bozma isteyen düşünceler benimsenmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanıklar ..., ... (1971 doğumlu) ve ... müdafileri, sanık ... ile sanık ... (1971 doğumlu) yönünden Cumhuriyet savcısının ve sanık ...'in yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, Tebliğname'ye aykırı olarak hükümlerin ONANMASINA, E. Sanık ... hakkında; 1. 08.11.2013 tarihli suç yönünden verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde; Olay tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre; üzerinde miktar itibariyle kullanım sınırları içerisinde uyuşturucu madde ele geçen sanığın savunmalarının aksine, mahkûmiyetine yeterli ve kesin delil bulunmadığı, sanığın eyleminin bu haliyle 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinde belirtilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, sanığa yüklenen suçun yasa maddesinde öngörülen cezanın türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde belirlenen 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin, hüküm tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve TCK'nın 67/4. maddesi uyarınca da suç tarihi olan 08.11.2013 tarihi ile temyiz inceleme tarihi arasında 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından sanık müdafii ile Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmekle, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta anılan Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen olağan dava zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gözetilerek DÜŞÜRÜLMESİNE, 2. 11.06.2013, 12.06.2013, 13.07.2013, 21.09.20 13... .10.2013 tarihli suçlar yönünden verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde; Sanık hakkında hapis cezalarının hesaplanmasına ve 5237 sayılı TCK'nın 52/4. maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak Mahkemenin takdirinde bir isabetsizlik görülmediğinden Tebliğname'deki bozma isteyen düşünceler benimsenmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, 11.06.20 13... .06.2013 tarihli suçların sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların aşağıda belirtilen dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanığın 11.06.20 13... .06.2013 tarihli suçları sabit ise de; 13.07.2013 tarihli olayda hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen tanık ...'de ele geçen uyuşturucu maddeyi temin ettiğine ilişkin diğer sanık ... (1985 doğumlu)'nun soyut beyanları dışında kuşku sınırlarını aşan yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı, 21.09.20 13... .10.2013 tarihli olaylarda önleme araması kararına dayanılarak üzerinde yapılan aramada, suç konusu uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği; uyuşturucu madde ticareti yaptığı şüphesiyle iletişim tespiti kararı ile telefonu dinlenen sanığın yerinin belirlenmiş olması ve buna bağlı olarak somut suç şüphesinin oluşması karşısında arama yapabilmek için “adli arama kararı” ya da “yazılı arama emri” gerekmesine rağmen önleme araması kararına dayanılarak yapılan aramanın hukuka aykırı olduğu ve dosya kapsamından adli arama kararı alınmadığı anlaşılmakla ele geçen uyuşturucu maddeler suçların delili olarak kabul edilemeyeceğinden sanık hakkındaki (1) nolu bozma nedeni de göz önünde bulundurularak 13.07.2013, 21.09.20 13... .10.2013 tarihli eylemlerin sabit olmadığı gözetilmeden sanık hakkında bu eylemler de sabit kabul edilerek, TCK'nın 43/1. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümleri uygulanırken suç sayısına göre alt sınırdan artırım yapılması yerine, 1/2 oranında artırım yapılarak fazla ceza tayin edilmesi, Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, Tebliğname'ye aykırı olarak hükmün BOZULMASINA, F. Sanık ... hakkındaki mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde; Sanık hakkında hapis cezalarının hesaplanmasına ve 5237 sayılı TCK'nın 52/4. maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak Mahkemenin takdirinde bir isabetsizlik görülmediğinden Tebliğname'deki bozma isteyen düşünceler benimsenmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, 12.07.20 13... .09.2013 tarihli eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, 12.07.2013 tarihli eylemde sanıklar ... ve ...'in kendilerine suç unsuru olup olmadığının sorulması üzerine sanık ...'in poşeti uzatarak içinde esrar olduğunu belirtmesi ve poşetten yoğun şekilde esrar kokusu da alınması üzerine herhangi bir arama işlemi yapılmadan suç konusunun ele geçirildiği olayda suç konusunun ele geçirilme yönteminde bir hukuka aykırılık bulunmadığı, her ne kadar sanıklar hakkında somut suç şüphesi yakalanmalarından önce oluşmuşsa da somut olay yönünden herhangi bir arama işlemi yapılmadığı için adli arama kararı alınması gerekmediğinden delillerin hukuka uygun şekilde ele geçirildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların aşağıda belirtilen dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanığın 12.07.20 13... .09.2013 tarihli suçları sabit ise de; 27.08.2013 tarihli olayda hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen tanık ...'de ele geçen uyuşturucu maddeyi temin ettiğine ilişkin içeriğine değişik anlamlar yüklenebilecek soyut iletişim tespit tutanakları dışında kuşku sınırlarını aşan yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden sanık hakkında bu eylem de sabit kabul edilerek, TCK'nın 43/1. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümleri uygulanırken suç sayısına göre alt sınırdan artırım yapılması yerine, 1/3 oranında artırım yapılarak fazla ceza tayin edilmesi, Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, Tebliğname'ye aykırı olarak hükmün BOZULMASINA, G. Sanık ... hakkındaki mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde; Sanık hakkında hapis cezalarının belirlenmesine ve 5237 TCK'nın 52/4. maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak Mahkemenin takdirinde bir isabetsizlik görülmediğinden Tebliğname'deki bozma isteyen düşünceler benimsenmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, kolluk görevlilerince durdurulan sanıklar ... ve ...'in kendilerine suç unsuru olup olmadığının sorulması üzerine sanık ...'in poşeti uzatarak içinde esrar olduğunu belirtmesi ve poşetten yoğun şekilde esrar kokusu da alınması üzerine herhangi bir arama işlemi yapılmadan suç konusunun ele geçirildiği olayda suç konusunun ele geçirilme yönteminde bir hukuka aykırılık bulunmadığı, her ne kadar sanıklar hakkında somut suç şüphesi yakalanmalarından önce oluşmuşsa da somut olay yönünden herhangi bir arama işlemi yapılmadığı için adli arama kararı alınması gerekmediğinden delillerin hukuka uygun şekilde ele geçirildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların aşağıda belirtilen dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanığın savunmaları ve dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgelere göre; sanığın uyuşturucu maddelerin alıcısı ve satıcısı olan sanıklar arasındaki iletişimi sağlamaktan ibaret olan eyleminin TCK'nın 39. maddesi uyarınca "yardım etme" niteliğinde olduğu gözetilmeden, sanığın TCK'nın 37. maddesi kapsamında "fail" konumunda olduğu kabul edilerek hakkında fazla ceza tayin edilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, Tebliğname'ye aykırı olarak hükmün BOZULMASINA, H. Sanık ... hakkındaki mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde; Sanık hakkında hapis cezalarının belirlenmesine ve 5237 TCK'nın 52/4. maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak Mahkemenin takdirinde bir isabetsizlik görülmediğinden Tebliğname'deki bozma isteyen düşünceler benimsenmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların aşağıda belirtilen dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanığın, diğer sanık ...'te ele geçirilen uyuşturucu maddeyi temin ettiğine ilişkin mahkûmiyetine yeterli kesin ve inandırıcı bir delil bulunmadığı aşamada, kendisinin verdiğini kabul ederek kendi beyanı ile suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım ettiği, bu nedenle hakkında 5237 sayılı TCK'nın 192/3. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, Tebliğname'ye aykırı olarak hükmün BOZULMASINA, İ. Sanık ... hakkındaki mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde; Tüm dosya kapsamına göre; 27.10.2013 tarihli olaylarda önleme araması kararına dayanılarak üzerinde yapılan aramada, suç konusu uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği; uyuşturucu madde ticareti yaptığı şüphesiyle iletişimin tespiti kararı ile telefonu dinlenen sanık ...'in yerinin ve sanığın yerinin belirlenmiş olması ve buna bağlı olarak somut suç şüphesinin oluşması karşısında arama yapabilmek için “adli arama kararı” ya da “yazılı arama emri” gerekmesine rağmen önleme araması kararına dayanılarak yapılan aramanın hukuka aykırı olduğu, hukuka aykırı arama sonucu ele geçirilen uyuşturucu maddelerin “suçun maddi konusu” ve “suçun delili” olarak hükme esas alınamayacağı gözetilmeden, sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, Tebliğname'ye aykırı olarak hükmün BOZULMASINA, J. Sanık ... hakkındaki mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde; Kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçmeyen sanığın, diğer sanık ...'de ele geçirilen maddeler ile ilgisi olduğuna ve diğer sanık ...'nün eylemine iştirak ettiğine dair, içeriğine değişik anlamlar yüklenebilecek soyut telefon görüşmeleri dışında kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, sanığın atılı suçtan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, Tebliğname'ye aykırı olarak hükmün BOZULMASINA, K. Sanık ... (1985 doğumlu) hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde; 1. 20.06.2013 tarihli suç yönünden; 20.06.2013 tarihinde sanığın üzerinde suç konusunun ele geçirildiği, sanığın üzerinde ele geçen uyuşturucu maddeleri, savunmasının aksine, satma veya başkasına verme gibi kullanma dışında bir amaç için bulundurduğuna ilişkin mahkûmiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığı anlaşıldığından, ele geçirilen uyuşturucu madde miktarı da dikkate alındığında, sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu; ancak bu olay nedeniyle sanığın üzerinde ele geçirilen maddelerin ayrıca kullanmak için bulundurulduğu iddiasıyla sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan da dava açılarak Nizip 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/119 Esas ve 2014/82 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK'nın 223/7. maddesinde yer alan, “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.” şeklindeki düzenleme gereğince sanık hakkında CMK'nın 223/7. maddesi uyarınca aynı eylem yönünden açılan mükerrer dava nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, Tebliğname'ye aykırı olarak hükmün BOZULMASINA, 2. 05.06.2013, 13.07.20 13... .11.2013 tarihli suçlar yönünden; sanığın, 19.11.2013 tarihli olayda kolluk görevlilerince yerde bulunan uyuşturucu maddeyi hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen tanık ...'a verdiğine ilişkin tanık ...'un soyut beyanları dışında kuşku sınırlarını aşan yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı; 13.07.2013 tarihli olayda hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen tanık ...'de ele geçen uyuşturucu maddeyi temin ettiğine ilişkin diğer sanık ...'in soyut beyanları dışında kuşku sınırlarını aşan yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı; 05.06.2013 tarihli olayda herhangi uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmediği anlaşıldığından bu eylemler yönünden uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanığın beraati yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi, Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, Tebliğname'ye aykırı olarak hükmün BOZULMASINA, L. Sanıklar ... ve ... hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde; 5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesi gereğince "alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır." şeklindeki düzenleme karşısında, suç tarihi itibarıyla sanıkların üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibarıyla zorunlu müdafi tayininin gerekmediği, ancak 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı TCK’nın 188/3. maddesinde yapılan değişiklikle hapis cezasının alt sınırının on yıl hapis cezası olarak değiştirildiği, karar verilen tarih olan 01.12.2016 tarihinde 6545 sayılı Kanun'un yürürlükte bulunduğu ve CMK’nın 150. maddesi uyarınca uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibarıyla zorunlu müdafi tayinini gerektirdiği gözetilmeden, yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilerek sanıkların savunma hakkının kısıtlanması, Kanuna aykırı, sanıkların temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, Tebliğname'ye aykırı olarak, diğer yönleri incelenmeksizin, hükümlerin BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.12.2025 tarihinde Üye Dr. ...'in sanıklar ... ve ... yönünden değişik gerekçesi ve oy birliğiyle karar verildi. D E Ğ İ Ş İ K G E R E K Ç E 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu'nun 9. maddesinde belirtildiği üzere, "önleme araması" bir tehlikenin veya suç işlenmesinin önlenmesi için yapılan aramayı ifade etmekte olup, bu tür aramanın muhatapları suç şüphesi altında olmayan kişilerdir. 5271 sayılı CMK'nın 116. ve devamı maddelerinde düzenlenen "adli arama" ise, şüpheli veya sanığın yakalanması ya da suç delillerinin elde edilmesi için yapılan aramayı ifade etmekte olup, somut bir suç şüphesinin bulunduğu hallerde önleme araması değil, ancak adli arama yapılabilir. Başka bir ifadeyle, önleme araması genel ve soyut olarak suç işlenmesinin önlenmesi, adli arama ise özel ve somut bir suçun failleri ile delillerinin elde edilmesi için yapılan aramadır. Yargılama konusu davada, olay öncesinde takip altında bulunan sanıkların uyuşturucu satışı yaptığı bilgisinin alındığı gözetilerek, somut suç şüphesi nedeniyle durdurulan sanıkların eşyalarında arama yapılabilmesi için CMK'nın 116. ve devamı maddeleri uyarınca adli arama kararı alınması gerekmekte olup, adli arama kararı alınmaksızın, önleme araması kararına istinaden sanıklar ... ve ...'in aracında yapılan arama sonucunda ele geçirilen uyuşturucu maddeler hukuka aykırı yöntemle elde edildiğinden, Anayasanın 38/6. ve CMK'nın 217/2, 389/1-i maddeleri uyarınca hükme esas alınamaz. Yukarıda açıklanan nedenlerle, 12.07.2013 tarihinde sanıkların uyuşturucu madde bulundurduğu bilgisi üzerine yapılan çalışmalarda tespit edilen motosikletin durdurularak önleme arama kararı uyarınca ele geçirilen uyuşturucu maddenin hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu ve hükme esas alınamayacağı dikkate alınarak, sanık ... hakkında beraat kararı verilmesi yerine mahkûmiyet kararı verilmesi ve 13.09.2013 tarihli tek eylemi sabit olan sanık ... hakkında 12.07.2013 tarihli suçun da sabit görülerek zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle hükümlerin bozulmasına karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan, çoğunluğun bozma yönündeki kararlarına bu şekildeki değişik gerekçeyle iştirak ediyorum. 10.12.2025

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla