Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2023/23251 E. , 2025/7336 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2023/23251 E. , 2025/7336 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Çerkezköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 31/3. maddeleri uyarınca 1 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 03.03.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 06.11.2023 tarihli ve 2023/20657 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.12.2023 tarihli ve KYB - 2023/118409 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.12.2023 tarihli ve KYB - 2023/118409 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesinde yer alan, "(1) Bu Kanun kapsamındaki çocuklar hakkında mahkemeler, çocuk hakimleri veya Cumhuriyet savcılarınca gerektiğinde çocuğun bireysel özelliklerini ve sosyal çevresini gösteren inceleme yaptırılır. Sosyal inceleme raporu, çocuğun, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin mahkeme tarafından takdirinde göz önünde bulundurulur. (2) Derhal tedbir alınmasını gerektiren durumlarda sosyal inceleme daha sonra da yaptırılabilir. (3) Mahkeme veya çocuk hakimi tarafından çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması halinde, gerekçesi kararda gösterilir." şeklindeki düzenleme ile, Benzer bir olay sebebiyle, Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 22.05.2019 tarihli ve 2018/575 esas, 2019/9425 karar sayılı ilamında yer alan, "...Suç tarihinin 20-21.06.2011 günü gecesi olduğunun ve suça sürüklenen çocuğun doğum tarihinin 21.06.1993 olduğunun anlaşılması karşısında; doğum saati bilinmeyen ve bu durum lehine yorumlandığında, suç tarihinde 18 yaşından küçük olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının hükmün açıklanması ihbarı üzerine yapılan yargılaması sırasında ''çocuk mahkemesi sıfatıyla'' görülmesi gerektiği gözetilmeden... yazılı şekilde karar verilmesi, ...BOZULMASINA..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Dosya kapsamına göre; 1-Kayden 18.04.2000 doğumlu olan suça sürüklenen çocuğun 27.03.2018 tarihinde üzerine yüklenen suçu işlediği sırada 18 yaşının doldurmamış olduğunun anlaşıldığı, suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasına, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 26/1. maddesi uyarınca, Çocuk Mahkemesi tarafından bakılması gerektiği, anılan Kanun'un 2. maddesi delaletiyle 3. maddesinde belirtilen "Mahkeme: Çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemelerini" ifade eder düzenlemesi uyarınca ve çocuk mahkemesi bulunmayan yerde koruyucu ve destekleyici tedbirlere karar verme görev ve yetkisinin çocuk mahkemesi sıfatıyla asliye ceza mahkemesine ait olduğu nazara alındığında yargılamanın ''çocuk mahkemesi sıfatıyla'' görülmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulmasında, 2-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.11.2018 tarihli ve 2016/6-986 esas, 2018/554 karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20... . maddeleri ile 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca; fiil işlendiği sırada 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan sanığın işlediği fiillerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiillerle ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan veya alınmaması durumunda gerekçesi kararda gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Yaşı küçük şüpheli hakkında, 27.03.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığının 04.06.2018 tarihli ve 2018/4086 Soruşturma, 2018/172 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca üç yıl süre ile kamu davası açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolu, itiraz süresi ve merciinin doğru şekilde gösterildiği, 22.06.2018 tarihinde şüpheliye, 18.06.2018 tarihinde şüpheli müdafiine tebliğ edildiği, kararın tebliği ve kesinleşmesi beklenmeden 26.06.2018 tarihinde infazı için Çorlu Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Çorlu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 27.06.2018 tarihli ve 2018/480 DS sayılı çağrı yazısının 02.07.2018 tarihinde şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, Müdürlüğe başvurmaması nedeniyle 16.07.2018 tarihli uyarılı çağrı yazısının 01.08.2018 tarihinde şüpheliye tebliğ edildiği, Müdürlüğe başvurmaması üzerine İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 28.08.2018 tarihli kararı ile dosyanın kapatılmasına karar verilerek 31.08.2018 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, C. Yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiği gerekçesiyle erteleme kararının kaldırılarak Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığının 14.05.2019 tarihli ve 2018/4086 Soruşturma, 2019/1442 Esas, 2019/1416 sayılı iddianamesi ile Çerkezköy 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, D. Yapılan yargılama sonucunda, Çerkezköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 06.02.2020 tarihli ve 2019/287 Esas, 2020/111 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 191/1 ve 31/3. maddeleri uyarınca 1 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. Dosya kapsamına göre; 1. Şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden ve karar kesinleşmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı dikkate alındığında, Dosya kapsamına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 22.06.2018 tarihinde sanığa, 18.06.2018 tarihinde zorunlu müdafiine tebliğ edildiği, kararın tebliği ve kesinleşmesi beklenmeden 26.06.2018 tarihinde infazı için Çorlu Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi üzerine, Çorlu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün çağrı yazısının sanığa tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle uyarılı çağrı yazısının tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması üzerine de dosyasının kapatılarak hakkında kamu davası açıldığının anlaşılması karşısında, henüz kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin karar kesinleşmeden denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanılamayacağından, müdürlükçe çıkarılan çağrı tebligatının hukuki sonuç doğurmayacağı, bu nedenle kovuşturma şartı olan ısrar şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından, mahkemesince 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "kamu davasının durmasına" karar verilerek denetimli serbestlik tedbirinin infazının beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı ise de; Sanığın 27.03.2018 tarihli eylemi nedeniyle, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen denetimli serbestlik kararının içeriğinde, sanığın bu karara itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresi ve merciinin gösterilmesi suretiyle usulüne uygun yasa yolu bildirimi yapıldığı ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sanığa ve zorunlu müdafiine usulüne uygun tebliğ edildiği, tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, yukarıda açıklanan nedenlerle kovuşturma şartı olan "ısrar" şartının sağlanmadığı anlaşılmakla; 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (b) ve (c) bendinde yer verilen koşulların oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi, dolayısıyla 5237 sayılı TCK'nın 191/5.maddesinde yer alan "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz" hükmü kapsamında ihlal nedeni sayılacak eylem bulunup bulunmadığı hususunun tespiti için, sanık hakkında incelemeye konu 27.03.2018 tarihli suç tarihinden sonra, ancak kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleştiği 09.07.2018 tarihinden itibaren erteleme süresi olan 3 yıl içinde işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ya da 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereği doğrudan açılan davaların bulunup bulunmadığının araştırılarak, a. Var ise; Cumhuriyet Başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınıp, derdest ise incelemeye konu dava dosyası ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağan ve olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle ihlal niteliğinde eylem olup olmadığı ya da eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumunun belirlenmesi, b. Yok ise; kovuşturma şartı olan ısrar koşulunun sağlanmadığı dikkate alınarak kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca kamu davasının durmasına ve erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekmekte ise de; dosya inceleme tarihi itibarıyla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleştiği 09.07.2018 tarihinden itibaren üç yıllık erteleme süresinin dolduğu ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8.maddesinin birinci cümlesinde yer verilen "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir." hükmü uyarınca erteleme süresinin dolması nedeniyle kovuşturma şartının gerçekleşmediği dikkate alınarak 5237 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "düşme" kararı verilmesi gerektiği, anlaşıldığından; kanun yararına bozma isteminin kısmen değişik gerekçe ile kabulüne karar vermek gerekmiştir. 2. Kabule göre de; Kayden 18.04.2000 doğumlu olan sanığın 27.03.2018 tarihli suçu işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış olduğu, sanık hakkındaki kamu davasına, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 26/1. maddesi uyarınca, Çocuk Mahkemesi tarafından bakılması gerektiği, anılan Kanun'un 2. maddesi delaletiyle 3. maddesinde belirtilen "Mahkeme: Çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemelerini" ifade eder düzenlemesi uyarınca ve çocuk mahkemesi bulunmayan yerde koruyucu ve destekleyici tedbirlere karar verme görev ve yetkisinin çocuk mahkemesi sıfatıyla asliye ceza mahkemesine ait olduğu nazara alındığında yargılamanın ''çocuk mahkemesi sıfatıyla'' görülmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20... . maddeleri ile 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca; fiil işlendiği sırada 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan sanığın işlediği fiillerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiillerle ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan veya alınmaması durumunda gerekçesi kararda gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması da Kanun'a aykırıdır. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Çerkezköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.02.2020 tarihli ve 2019/287 Esas, 2020/111 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliği ile KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.06.2025 tarihinde karar verildi.