İçeriğe geç
AC
10. Ceza Dairesi Esas: 2024/1300 Karar: 2025/13080 Tarih: 2025

Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2024/1300 K.2025/13080

10. Ceza Dairesi 2024/1300 E. , 2025/13080 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2016/1346 E., 2018/19 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay

Karar Özeti

10. Ceza Dairesi 2024/1300 E. , 2025/13080 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2016/1346 E., 2018/19 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay

Karar Detayı

10. Ceza Dairesi 2024/1300 E. , 2025/13080 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2016/1346 E., 2018/19 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Adana 21. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, suç tarihine göre lehine olan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1., 62. maddeleri uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezasına ilişkin hükmün, 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi çerçevesinde açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve hükmün, itiraz edilmeksizin 10.04.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 02.01.2024 tarihli ve 2023/17839 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.01.2024 tarihli ve KYB-2024/3227 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.01.2024 tarihli ve KYB-2024/3227 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28/02/2023 tarihli ve 2020/17944 esas, 2023/1531 sayılı ilamı ile "...sanık hakkında birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceği, verilmesi halinde ilk kesinleşen kararın hukuken geçerli olup diğer kararların hukuki değerden yoksun olacağı, erteleme kararının kesinleşmesinden önceki tüm eylemlerin tek bir suç olarak kabulü ile temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılmasının mahkemenin takdirinde olduğu dikkate alınarak..." şeklindeki açıklama ile 6545 sayılı Kanun ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki düzenleme ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Sanık hakkında inceleme dışı 25/08/2017 tarihinde işlemiş olduğu suç nedeniyle yapılan soruşturma evresi sonunda, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 27/12/2017 tarihli ve 2017/20940 soruşturma, 2017/219 sayılı kamu davasının açılmasının 5 yıl süreyle ertelenmesine ve şüpheli hakkında 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın 22/02/2018 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın erteleme süresi içerisinde aynı nev'iden 03/02/2021 tarihinde tekrar suç işlediğinden bahisle yapılan yargılama neticesinde, Kahramanmaraş 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/03/2022 tarihli ve 2021/660 esas, 2022/315 sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'un 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına da karar verildiği cihetle, sanık hakkında 25/08/2017 tarihinde işlemiş olduğu kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eylemi nedeniyle daha önceden 27/12/2017 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği gözetildiğinde, tekrardan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı yerine geçen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği anlaşılmakla, incelemeye konu iş bu dosyadaki aynı nitelikteki suçun, sanık hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önce işlenmesi nedeniyle tek suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve ayrı bir yargılama konusu yapılamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, Kabule göre de, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 17/03/2022 tarihli ve 2021/18620 esas, 2022/3391 karar sayılı ilâmında "Bakırköy 13. Sulh Ceza Mahkemesinin 08/10/2012 tarihli ve 2011/1477 esas, 2012/2521 sayılı kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmiş olması nedeniyle, 5320 sayılı Kanun’un geçici 7/2. maddesindeki koşullar gerçekleşmediğinden 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesine göre değil 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesindeki şartların gerçekleşmesi halinde CMK hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği gözetilmeden geçici 7/2. maddeye göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi kanuna aykırı ise de; sanığın, hukuki yaptırımlar ve sonuçlar konusunda yanıltılmış olduğu, ceza hukuku prensiplerinden olan “yaptırım ve sonuçlarını aleyhe kötüleştirememe ya da ağırlaştıramama kuralı” gereğince, mahkemesince sanığın lehine olarak kanuna aykırı şekilde verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının hukuki değerden yoksun sayılamayacağı, bu hukuka aykırılığın sanık lehine olması karşısında bozma nedeni yapılamayacağı, sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanabilmesi için denetim süresinde işlenen suçun da kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ile aynı neviden olması gerekeceği..." şeklinde belirtildiği üzere, sanık hakkında daha önce tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olması nedeniyle 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceğinin gözetilmemesinde, İsabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Suç tarihinin "07.08.2008" yerine "17.12.2009" olarak gösterilmesinin, Mahkemesince giderilebilecek yazım hatası olduğu gözetilerek yapılan incelemede, A. Şüpheli hakkında, 19.01.2009 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 21.10.2008 tarihli ve 2008/49149 Soruşturma, 2008/19225 Esas, 2008/5162 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, B. Adana(Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 03.04.2009 tarihli ve 2008/1171 Esas, 2009/252 Karar sayılı kararı ile, 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 10.05.2009 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, C. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, bu kez Adana(Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin, 15.07.2011 tarihli ve 2010/825 Esas, 2011/2097 Karar sayılı kararı ile bu kez sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında askerde olduğu gözetilerek 5237 sayılı TCK’nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılması ile birlikte aynı Kanun'un 191/6. maddesi gereğince sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesine karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 15.11.2016 tarihli ve 2016/1363 Esas, 2016/8241 Karar sayılı kararı ile 15.07.2011 tarihli hükmün bozulduğu, D. Bozma kararı üzerine, Adana 21. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 16.01.2018 tarihli ve 2016/1346 Esas, 2018/19 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan suç tarihine göre lehine olan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1., 62. maddeleri uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezasına ilişkin hükmün, 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi çerçevesinde açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve hükmün, itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi hükmü gereği zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı; tasfiye niteliğinde olup, suç tarihi 28.06.2014 tarihi öncesi olup anılan Kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği bu tarih itibariyle kamu davası zaten açılmış olan derdest dosya kapsamında, bu derdest dosyayı inceleyen Mahkemece değerlendirilmesi gereken hükümdür. Bu şekildeki derdest olan dosya kapsamında sanık hakkında bu Mahkemenin, incelediği ve sabit kabul ettiği eylem yönünden, 28.06.2014 tarihinden önce doğrudan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararı vermemişse, daha önceki tarihlerde işlediği aynı suçtan dolayı başka mahkemelerce verilmiş olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararları ile adli sicil kaydındaki hükümlülükleri dikkate almaksızın, artık 28.06.2014 tarihinden sonra kurulacak olan hükümde suç tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesini uygulama imkanı kalmadığından, zorunlu olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı vermesi gerekmektedir. Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 07.08.2008 tarihli eylemi nedeniyle Adana(Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin, 15.07.2011 tarihli ve 2010/825 Esas, 2011/2097 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında daha önce aynı eylem nedeniyle 03.04.2009 tarihli karar ile verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında askerde olduğu gözetilerek yapılan yargılama sonucunda yeniden hüküm kurularak bu kez 5237 sayılı TCK’nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılması ile birlikte aynı Kanun'un 191/6. maddesi gereğince sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesine karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 15.11.2016 tarihli ve 2016/1363 Esas, 2016/8241 Karar sayılı kararı ile 15.07.2011 tarihli hükmün bozulduğu, bozma ilâmı öncesi verilen hükmün, mahkûmiyet ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri olduğu ve yukarıda yer verilen kanuni düzenlemeler gereği derdest davalarda 28.06.2014 tarihinden önce doğrudan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmemişse, 28.06.2014 tarihinden sonra kurulan hükümlerde 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesinin uygulanma imkanı kalmadığından, Mahkemece bozma sonrası 16.01.2018 tarihli karar ile 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi çerçevesinde verilen ve 10.04.2018 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının Kanun'a uygun olduğu ve sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanabilmesi için denetim süresinde işlenen suçun da kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ile aynı nev'iden olması gerekeceği, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre tasfiye niteliğinde olan ve 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi çerçevesinde verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, (ihlâli sayılan eylem haricinde) 28.06.2014 tarihinden sonraki tarihte aynı sanık tarafından işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen eylem yönünden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesini engellemeyeceği gibi kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş olması halinde de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına konu edilen eylemin tek suça konu olmayacağı, dolayısıyla dosya arasında bulunan Kahramanmaraş 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.03.2022 tarihli ve 2021/660 Esas ve 2022/315 Karar sayılı kararına konu 25.08.2017 tarihli eylem nedeniyle 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlâli niteliğindeki 03.02.2021 tarihli eylemin ayrıca 16.01.2018 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının da ihlâli olduğu anlaşıldığından, Kanun yararına bozma istemi ve Tebliğnamede yer alan bozma gerekçesi yerinde görülmemiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğname'deki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliği ile REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.12.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla