Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2024/2010 E. , 2025/9475 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/851 Değişik iş SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Kamu davasının durması kararına yönelik itirazın "reddi" KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzer
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2024/2010 E. , 2025/9475 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/851 Değişik iş SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Kamu davasının durması kararına yönelik itirazın "reddi" KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Bursa 6.Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasında, Bursa 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.10.2022 tarihli ve 2019/207 Esas, 2022/773 Karar sayılı "kamu davasının durmasına" ilişkin kararına yönelik itirazın "reddine" kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 02.01.2024 tarihli ve 2023/25024 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.01.2024 tarihli ve KYB - 2024/5058 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.01.2024 tarihli ve KYB - 2024/5058 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Dosya kapsamına göre, Bursa 23. Asliye Ceza Mahkemesince, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/4-a maddesi uyarınca ısrar şartının gerçekleşmediğinden bahisle davanın durmasına karar verilmiş ise de; 5271 sayılı Kanun'un 191/4. maddesinde yer alan, “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklindeki, Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 5/1. maddesinde yer alan, "(1) Hakkında herhangi bir tedbire hükmedilen kişi, karara uygun olarak müdürlüğün hazırladığı programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymak ve katlanmak zorundadır." şeklindeki, yine aynı Yönetmeliğin 44. maddesinde yer alan, "(1) Yükümlülüğün yerine getirilmesi için uyulması gereken kurallar ile karara uygun olarak hazırlanan programa ve denetimli serbestlik personelinin bu kapsamdaki uyarı ve çağrılarına uyulmaması yükümlülüğün ihlali sayılır. Yükümlülüğün ihlal edilmesi durumunda vaka sorumlusunun teklifi üzerine yükümlü, komisyon tarafından veya kanunda yazılı hallerde komisyonun önerisi üzerine ilgili hâkim tarafından uyarılır. (2) Uyarı bir yazı ile yükümlüye tebliğ edilir. Gerektiğinde yükümlü, müdürlüğe davet edilerek yükümlülüklerine ilişkin hususlar ve ihlalin sonuçları vaka sorumlusu tarafından kendisine sözlü olarak da açıklanır. Yükümlünün gelmemesi durumunda daha önce yapılmış olan yazılı uyarı yeterli sayılır. (3) Denetimli serbestlik kararlarının infazında, yükümlülüğün bir yıl içerisinde iki defa ihlal edilmesi yükümlülüğe uymamada ısrar etme sayılır. Yükümlünün uyarılmasının ardından bir yıl içerisinde ikinci ihlalin tespit edilmesi halinde infaza son verilerek kayıt kapatılır. (4) Uyarı için yapılan tebligatta, bir yıl içerisinde yeni bir ihlal durumunun tespit edilmesi halinde tekrar bir uyarının yapılmayacağı, dosyanın kapatılarak gereği için mahkemeye gönderileceği yükümlüye ihtar edilir." şeklindeki düzenlemeler ile anılan Yönetmeliğin "Kaydın kapatılması" başlıklı 47. maddesinde yer alan; "(1) Denetimli serbestlik yükümlülüğünün; a) Usulüne uygun tebligata rağmen yerine getirilmesine başlanmaması, b) Uyarılara rağmen ihlal edilmesi, c) Mahkeme tarafından kaldırılması, ç) İnfaz edilmesi, halinde kayıt kapatılarak durum Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla mahkemeye bildirilir. (2) Tedbir veya yükümlülüğün infazının tamamlanması ya da yükümlülüğün herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, ilgili kurum ya da kuruluştan yükümlüyle ilgili yapılan işlemlere dair belgelerin gönderilmesi istenir. (3) Denetimli serbestlik kararlarının infazının tamamlanması veya ihlal nedeniyle dosyanın kapatılması yükümlüye tebliğ edilerek ilgili mahkemeye itiraz hakkı olduğu bildirilir." şeklindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22/12/2015 tarihli ve 2015/1717 esas, 2015/33429 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, sanığa 10 gün içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gerektiği uyarısını içeren tebligatın yapılması ve sanığın başvuruda bulunmaması üzerine, yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde ısrar şartının gerçekleşeceğinin anlaşılması karşısında, somut olayda, şüphelinin süresi içerisinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvuruda bulunmadığından yükümlülük ihlalinde ısrar ettiğinden bahisle şüpheli hakkında denetimli serbestlik dosyasının kapatılarak kamu davasının açıldığı, şüpheliye yapılan çağrı ve uyarı tebligatlarının da usulüne uygun tebliğ yapıldığı cihetle, yargılamaya devam edilerek esas hakkında hüküm kurulması gerekirken ısrar şartının oluşmadığı gerekçesiyle durma kararı vermesi, 2-Kabule göre de; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/1, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/1 ve 230/1-c maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının denetime olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması, gerekçede iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin açık olarak belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden, Anayasa ve 5271 sayılı Kanun'un amir hükümlerine aykırı şekilde durma kararının dayanağı olan hukuki durumun açık ve sarih belirtilmeden gerekçesiz hüküm kurulmasında, hususlarında itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 30.03.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 27.08.2018 tarihli ve 2017/56996 Soruşturma, 2018/2353 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolu, itiraz mercii, itiraz süresi ve sürenin başlangıcının doğru şekilde gösterildiği, kararın şüpheliye 10.10.2018 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, tedbirin infazı için 05.11.2018 tarihinde Bursa Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Bursa Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 15.11.2018 tarihli ve 2018/4970 DS sayılı çağrı yazısının 23.11.2018 tarihinde şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen 10 günlük yasal süre içerisinde müdürlüğe başvurmaması nedeniyle uyarılmasına karar verildiği, 17.12.2018 tarihli uyarı yazısının 28.12.2018 tarihinde şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonu'nun 10.01.2019 tarihli kararı ile dosyanın kapatılmasına karar verilerek 14.01.2019 tarihinde Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, C. Erteleme kararının kaldırılarak Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 22.02.2019 tarihli ve 2017/56996 Soruşturma, 2019/6515 Esas, 2019/5161 sayılı iddianamesi ile Bursa 23. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, D. Yine şüpheli hakkında, 12.11.2019 tarihli aynı nev'i suçtan Tavşanlı Cumhuriyet Başsavcılığının 18.02.2020 tarihli ve 2019/5130 Soruşturma, 2020/185 Esas, 2020/154 sayılı iddianamesi ile Tavşanlı 2. Asliye Ceza Mahkemesine açılan kamu davası ile 12.01.2020 tarihli aynı nev'i suçtan Tavşanlı Cumhuriyet Başsavcılığının 10.02.2021 tarihli ve 2021/346 Soruşturma, 2021/166 Esas, 2021/142 sayılı iddianamesi ile Tavşanlı 2. Asliye Ceza Mahkemesine açılan kamu davasının Bursa 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/207 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiği, E. Bursa 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.10.2022 tarihli ve 2019/207 Esas, 2022/773 Karar sayılı kararı ile, ısrar şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "kamu davasının durmasına" karar verildiği, Cumhuriyet savcısının itiraz kanun yoluna başvurduğu, F. İtirazı inceleyen mercii Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 06.12.2022 tarihli ve 2022/851 değişik iş sayılı kararı ile "itirazın reddine" kesin olarak karar verildiği, Anlaşılmıştır. G. Kanun yararına bozma istemi ve tebliğnamede karar tarihinin "06.12.2022" yerine "06.12.2023" olarak yazılması maddi hata kabul edilerek yapılan incelemede: Bursa 23. Asliye Ceza Mahkemesince, 5237 sayılı TCK'nın 191/4-a maddesi uyarınca ısrar şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın durmasına karar verilmiş ise de; 1. 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinde yer alan, "Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklindeki, Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 44. maddesinde yer alan, "(1) Yükümlülüğün yerine getirilmesi için uyulması gereken kurallar ile karara uygun olarak hazırlanan programa ve denetimli serbestlik personelinin bu kapsamdaki uyarı ve çağrılarına uyulmaması yükümlülüğün ihlali sayılır. Yükümlülüğün ihlal edilmesi durumunda vaka sorumlusunun teklifi üzerine yükümlü, komisyon tarafından veya kanunda yazılı hallerde komisyonun önerisi üzerine ilgili hâkim tarafından uyarılır. (2) Uyarı bir yazı ile yükümlüye tebliğ edilir. Gerektiğinde yükümlü, müdürlüğe davet edilerek yükümlülüklerine ilişkin hususlar ve ihlalin sonuçları vaka sorumlusu tarafından kendisine sözlü olarak da açıklanır. Yükümlünün gelmemesi durumunda daha önce yapılmış olan yazılı uyarı yeterli sayılır. (3) Denetimli serbestlik kararlarının infazında, yükümlülüğün bir yıl içerisinde iki defa ihlal edilmesi yükümlülüğe uymamada ısrar etme sayılır. Yükümlünün uyarılmasının ardından bir yıl içerisinde ikinci ihlalin tespit edilmesi halinde infaza son verilerek kayıt kapatılır. (4) Uyarı için yapılan tebligatta, bir yıl içerisinde yeni bir ihlal durumunun tespit edilmesi halinde tekrar bir uyarının yapılmayacağı, dosyanın kapatılarak gereği için mahkemeye gönderileceği yükümlüye ihtar edilir." şeklindeki düzenlemeler ile anılan Yönetmeliğin "Kaydın kapatılması" başlıklı 47. maddesinde yer alan; "(1) Denetimli serbestlik yükümlülüğünün; a) Usulüne uygun tebligata rağmen yerine getirilmesine başlanmaması, b) Uyarılara rağmen ihlal edilmesi, c) Mahkeme tarafından kaldırılması, ç) İnfaz edilmesi, halinde kayıt kapatılarak durum Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla mahkemeye bildirilir. (2) Tedbir veya yükümlülüğün infazının tamamlanması ya da yükümlülüğün herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, ilgili kurum ya da kuruluştan yükümlüyle ilgili yapılan işlemlere dair belgelerin gönderilmesi istenir. (3) Denetimli serbestlik kararlarının infazının tamamlanması veya ihlal nedeniyle dosyanın kapatılması yükümlüye tebliğ edilerek ilgili mahkemeye itiraz hakkı olduğu bildirilir." şeklindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, Sanığa 10 gün içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gerektiği uyarısını içeren tebligatın yapılması ve sanığın başvuruda bulunmaması üzerine, yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde ısrar şartının gerçekleşeceğinin anlaşılması karşısında, somut olayda, sanığın uyarılmasına rağmen süresi içerisinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvuruda bulunmayarak yükümlülük ihlalinde ısrar ettiğinden hakkında denetimli serbestlik dosyasının kapatılarak kamu davasının açıldığı, şüpheliye yapılan çağrı ve uyarı tebligatlarının da usulüne uygun tebliğ edildiği, kovuşturma şartı olan "ısrar" şartının gerçekleştiği anlaşıldığından, yargılamaya devam edilerek esas hakkında hüküm kurulması gerekirken ısrar şartının oluşmadığı gerekçesiyle durma kararı verilmesi, 2. Kabule göre de; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/1, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3, 5271 sayılı CMK'nın 34/1 ve 230/1-c maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının denetime olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması, gerekçede iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin açık olarak belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden, Anayasa ve 5271 sayılı CMK'nın amir hükümlerine aykırı şekilde gerekçesiz hüküm kurulması, Kanun'a aykırı olmakla belirtilen nedenlerle "itirazın kabulüne" karar verilmesi gerektiği gözetilmeden "itirazın reddine" karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Bursa 6.Ağır Ceza Mahkemesinin 06.12.2022 tarihli ve 2022/851 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,07.10.2025 tarihinde karar verildi.