Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2024/2029 E. , 2025/9486 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/308 Değişik iş SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Rize Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açıla
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2024/2029 E. , 2025/9486 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/308 Değişik iş SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Rize Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının durmasına dair karara yönelik itirazın "reddine" kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 03.01.2024 tarihli ve 2023/896 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.01.2024 tarihli ve .... sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.01.2024 tarihli ve ... sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Dosya kapsamına göre, sanık hakkında Kalkandere Asliye Ceza Mahkemesinin 18/05/2017 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildikten sonra, denetim süresi içerisinde suç işlediğinden bahisle Kalkandere Asliye Ceza Mahkemesinin 31/10/2019 tarihli ve 2019/191 esas, 2019/190 sayılı kararıyla hükmün açıklanmasına ve mahkûmiyetine karar verildiği, anılan kararın Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 27/01/2020 tarihli ve 2020/46 esas, 2020/118 sayılı kararı ile kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle bozulması üzerine yeniden yapılan yargılama sonunda, Kalkandere Asliye Ceza Mahkemesinin 03/03/2020 tarihli ve 2020/52 esas, 2020/111 sayılı kararı ile kamu davasının durmasına karar verildiği ve kesinleşmiş olması karşısında, Sanık hakkında verilen 18/05/2017 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesi sonrasında sanığın kasten işlediği suçtan mahkum olduğunun tekrardan mahkemesine ihbar edilmesi nedeniyle mahkemesince daha öncesinde açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmış olduğu gözetilmeden yapılan yargılamada Kalkandere Asliye Ceza Mahkemesinin 03/12/2020 tarihli kararı ile mükerrer olacak şekilde hükmün açıklanması ile sanığın mahkumiyetine karar verildiği, sonrasında anılan kararın da Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 08/07/2021 tarihli kararı ile bozulmasını müteakip yeniden yapılan yargılama sonucunda Kalkandere Asliye Ceza Mahkemesinin 21/12/2021 tarihli kararı ile kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden bahisle açılan kamu davasının durmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan itirazın da mercii Rize Ağır Ceza Mahkemesinin 11/03/2022 tarihli kararı ile reddine karar verilerek kesinleştiği anlaşılmış ise de, yapılan ihbardan sonra yargılamayı sona erdiren ve kesinleşen bir karar olduğu gözetilmeden, mahkemesince mükerrer davanın reddine karar verilmesi gerektiği cihetle, Kalkandere Asliye Ceza Mahkemesinin 18/05/2017 tarihli kararı ile sanık hakkında verilen hükmün ikinci kez açıklanarak mükerrer şekilde mahkûmiyetine karar verilmesini müteakip Kalkandere Asliye Ceza Mahkemesinin 21/12/2021 tarihli durma kararına karşı yapılan itiraz üzerine mercii Rize Ağır Ceza Mahkemesince itirazın kabulü ile davanın reddine kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 26.02.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Kalkandere Cumhuriyet Başsavcılığının 16.05.2016 tarihli ve 2016/230 Soruşturma, 2016/4 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 20.05.2016 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, B. Şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ve 27.07.2016, 02.08.2016, 23.09.2016 tarihlerinde yeniden aynı nev'iden suç işlemesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Kalkandere Cumhuriyet Başsavcılığının 19.10.2016 tarihli ve 2016/522 Soruşturma 2016/135 Esas, 2016/134 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C. Kalkandere Asliye Ceza Mahkemesinin 18.05.2017 tarihli ve 2016/153 Esas, 2017/65 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetime tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 08.09.2017 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, D. Sanığın denetim süresi içerisinde 12.10.2017 tarihinde işlediği aynı nev'i suçtan Rize 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.02.2019 tarihli ve 2018/674 Esas, 2019/116 Karar sayılı kararı ile mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine; Kalkandere Asliye Ceza Mahkemesinin 31.10.2019 tarihli ve 2019/191 Esas, 2019/190 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına, sanığın TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu, E. Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 27.01.2020 tarihli ve 2020/46 Esas, 2020/118 Karar sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verildiği, F. Bozmadan sonra; Kalkandere Asliye Ceza Mahkemesinin 03.03.2020 tarihli ve 2020/52 Esas, 2020/111 Karar sayılı kararı ile kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca kamu davasının durmasına karar verildiği, G. Durma kararından sonra; Kalkandere Cumhuriyet Başsavcılığının 19.08.2020 tarihli ve 2020/708 Soruşturma, 2020/29 Karar sayılı kararı ile yeni bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, H. Erteleme süresi içerisinde 28.03.2022 tarihinde yeniden aynı nev'iden suç işlemesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Kalkandere Cumhuriyet Başsavcılığının 29.06.2022 tarihli ve 2020/708 Soruşturma, 2022/148 Esas, 2022/139 sayılı iddianamesi ile Kalkandere Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, davanın 2022/204 Esas numarası ile derdest olduğu, I. Yine, Kalkandere Asliye Ceza Mahkemesinin 18.05.2017 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 08.09.2017 tarihinde kesinleşmesinden sonra, sanığın denetim süresi içerisinde 02.09.2019 tarihinde işlediği aynı nev'i suçtan Kalkandere Asliye Ceza Mahkemesinin 28.01.2020 tarihli ve 2020/25 Esas, 2020/41 Karar sayılı kararı ile mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine; Kalkandere Asliye Ceza Mahkemesinin 03.12.2020 tarihli ve 2020/168 Esas, 2020/231 Karar sayılı kararı ile, mükerrer şekilde hükmün açıklanmasına, sanığın, TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Cumhuriyet savcısının istinaf kanun yoluna başvurduğu, J. Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 08.07.2021 tarihli ve 2021/482 Esas, 2021/1137 Karar sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verildiği, K. Bozmadan sonra; Kalkandere Asliye Ceza Mahkemesinin 16.12.2021 tarihli ve 2021/242 Esas, 2021/276 Karar sayılı kararı ile kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle CMK'nın 223/8.maddesi uyarınca kamu davasının durmasına karar verildiği, sanığın durma kararına itiraz ettiği, L. İtirazı inceleyen mercii Rize Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 11.03.2022 tarihli ve 2022/308 değişik iş sayılı kararı ile, "itirazın reddine" kesin olarak karar verildiği, Anlaşılmıştır. M. 5237 sayılı TCK'nın 191. madddesinde yer alan Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre; 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları "(1)Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2)Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir. (3)(Değişik:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir." şeklinde düzenlenmiştir. 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı CMK'nın 171. maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüphelinin tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usûlüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibariyle de usûl ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlâl ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesinin zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde (5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde) ilgili sulh ceza hâkimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usûle uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usûle uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usûlüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Yine Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinde yer alan "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." hükmü kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta ve ancak bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği ve iddianame düzenlenmeden aynı nev'i suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir. İddianame düzenlendikten sonra aynı nev'i suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Ayrıca, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, yukarıda yer verilen 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği Dairemizce kabul edilmektedir. Bu kapsamda yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının da (6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin geçiş hükümleri saklı kalmak kaydıyla) sadece bir kez verilebileceği gözetilerek, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ya da 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise, bunlardan hangisinin usûlüne uygun olarak verilip kesinleştiğinin tespitinin gerekeceği ve tespit edilen kesinleşme tarihine kadar işlenen sübut bulan tüm eylemlerin tek suç olarak, cezanın bireyselleştirilmesi yönünden 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olacağı kabul edilmektedir. Tüm bu açıklamalar ışığında dosya kapsamına göre; Her ne kadar, Kalkandere Asliye Ceza Mahkemesinin 18.05.2017 tarihli ve 2016/153 Esas, 2017/65 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 08.09.2017 tarihinde kesinleşmesinden sonra, ayrı ayrı mahkemelerce yapılan ihbarlar sonucunda Kalkandere Asliye Ceza Mahkemesinin 31.10.2019 tarihli ve 2019/191 Esas, 2019/190 Karar sayılı kararı ve Kalkandere Asliye Ceza Mahkemesinin 03.12.2020 tarihli ve 2020/168 Esas, 2020/231 Karar sayılı kararı ile mükerrer şekilde hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de, açıklanan her iki hükmün de Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince ayrı ayrı bozulmasına karar verildiği, bozma kararından sonra da her iki dosyada durma kararları verildiği anlaşıldığından; Kalkandere Asliye Ceza Mahkemesinin 03.03.2020 tarihli ve 2020/52 Esas, 2020/111 Karar sayılı durma kararından sonra Kalkandere Cumhuriyet Başsavcılığının 19.08.2020 tarihli ve 2020/708 Soruşturma, 2020/29 Karar sayılı kararı ile yeni bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, usulüne uygun şekilde verilen bu erteleme kararı esas alınarak, erteleme süresi içerisinde 28.03.2022 tarihinde yeniden aynı nev'iden suç işlemesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Kalkandere Cumhuriyet Başsavcılığının 29.06.2022 tarihli ve 2020/708 Soruşturma, 2022/148 Esas, 2022/139 sayılı iddianamesi ile Kalkandere Asliye Ceza Mahkemesine açılan kamu davasının 2022/204 Esas numarası ile derdest olduğu, bu durumda, incelemeye konu dava dosyası ile 2022/204 Esas sayılı davanın birleştirilmesi, tüm deliller birlikte gözetilmek ve sanığın tüm eylemleri birlikte değerlendirilmek suretiyle, yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, eylemlerin tek suç, ihlal, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı, mükerrer dava olup olmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra hukukî durumun belirlenmesi gerektiği, bu nedenle mercii tarafından, açıklanan gerekçe ile "itirazın kabulü" yerine "itirazın reddine" karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Rize Ağır Ceza Mahkemesinin 11.03.2022 tarihli ve 2022/308 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,07.10.2025 tarihinde karar verildi.